Yeme-içme sektörünün yeni lokomotifi: Sokak lezzetleri

İnsanların hem yeni tatları keşfetme arzusu hem de bu konuda yeni deneyimlerin peşinde koşmaları yeme-içme sektöründeki eğilimleri yeniden belirliyor

26 Nisan 2019

Yeme-içme sektöründe kartlar yeniden dağıtılıyor. Yeni dönemin habercisi ise son dönemde küresel ölçekte büyük ses getiren sokak lezzetleri. Lezzet sokaktan gelince, yemek yenen alan da doğal olarak değişiklik gösteriyor. Bunun en son örneği, son yıllarda başta Amerika ve Avrupa'da olmak üzere tüm dünyada büyük bir ivme kazanan 'Food truck'lar; Yani 'Yiyecek araçları'.

Lüks Noodle, Artisan pizza ya da özel bir Taco… Hangi alanda uzmanlaşmış olursa olsun yiyecek araçlarının artan sayısına rastlamamak mümkün değil. Hatta rüştünü ispat eden bu 'leziz girişimlerin' bir süre sonra fiziki mağazaya dönüşmesine de şahit olmuyor değiliz.

JLL Yeme-İçme Danışmanlığı Direktörü Ian Hanlon'a göre eskinin sadece hamburger satan yiyecek araçları bugün üstün kaliteye sahip farklı ve deneyimsel lezzetler sunan mekanlara dönüştü. Sokaklarda, bazen alışveriş merkezlerinin içerisinde ya da festivallerde sıklıkla görmeye alışkın olduğumuz bu üniteler yeni nesil yeme-içme sevdalıları cezbetmek için ideal mekanlar.

Modern deneme 'Aracı'

Uzmanlara göre son dönemlerde sokak lezzetleri ve yiyecek araçları restoranlara karşı direnmeye çalışan eski tatların yeniden canlanması için önemli bir fırsat sunmaya başladı. Hatta daha önce atıl durumda olan ve şimdi sokak lezzetleri ile dönüşen mekanlara da sıklıkla rastlamaya başladık. Örnek verecek olursak, Glasgow'daki Dockyard Social ve Londra'daki Kern bugün yeni nesil yeme-içme sevdalıları için uğrak yerler haline dönüştü.

Aslında bu tip yiyecek istasyonları, sıfırdan bir restoran açmanın yatırım maliyetini karşılamak istemeden tatlarını müşteriler ile buluşturmak ve test etmek isteyen kişiler ve markalar için de büyük bir fırsat.

Ian Hanlon, tam da bu noktada ticari hayatına sokakta başlayan ardından yakaladığı başarı ile ilk restoranını açan MEATliquor, Rola Wala ve Pizza Pilgrims'den bahsediyor. İngiltere'de yeme-içmeye ayrılan alanların artması bu markalar da için de bir fırsat barındırıyor.

Diğer yandan esnek bir yapıdan kapalı bir alanın içerisine girmenin avantajları olduğu kadar dezavantajları da var. Kapalı bir alan özellikle Londra gibi havası hep kasvetli ve sürekli yağmur yağan bir şehir için büyük önem arz ediyor. Bir diğer unsur; yiyecek araçları için tası tarağı toplayıp, az bir maliyet ile bir şehirden bir şehire ulaşmak da artık söz konusu olmayacak bir lüks oluyor. Dört teker üzerinde olmanın sunduğu özgürlük yiyecek araçlarının Londra'dan Leeds'e az maliyet ile ulaşmasını sağlıyor. Leeds'deki Trinity alışveriş merkezi yeme-içme alanının bir bölümü belirli bir süreliğine beş tane yiyecek aracına ayırıyor. Bunu yeme-içme alanının zemin katta olmamasına rağmen yapıyor. Aslına bakacak olursak bunda alışveriş merkezi yatırımcılarının yeme-içme alanlarının yüzde 80'ini sabit yüzde 20'sini ise dönemsel markalar ile ilerleme stratejisinin de katkısı büyük.

Mobil lezzet durakları alışveriş merkezlerini de sevdi

Hanlon'a göre AVM'lerin bu stratejisi yeme-içme alanlarının her zaman canlı, hareketli ve yeni deneyimleri ve müşterileri davet eden bir formatta olmasını sağlıyor.

Bu alandaki başarıyı girişimcinin heyecanına ve karakterine bağlayan Hanlon, bu markaların büyüdükçe onları başarılı kılan yanlarını korumalarının da öneminin giderek arttığını belirtiyor.

Günümüzde yeme-içme markalarının ticari hayatlarına önce sokakta başladığını ifade eden Hanlon, "Yiyecek araçları arasındaki rekabet zayıflamanın sinyali değil, aksine hem menüler hem de tatlar açısından seçeneklerin artması anlamına geliyor" dedi.

Aslına bakacak olursak sokak lezzetlerinin geleceği geleneksel restoranlara göre uzun vadede daha az güvenli. Beyaz yakalıların öğle yemeği saatinde bir yere, akşamüstü saatleri için ise başka bir yere giden bu araçlar, kapalı yeme-içme konseptinde veya toplu alanlarındaki bir takım vergisel kolaylıklar ile iç mekanlarda konumlanabilir.

Sonuç olarak sokak lezzetlerinin bulunduğu yerlerde ayak trafiğini artırdığı yadsınamaz bir gerçek. Daha da önemlisi, pek çok küçük yerleşim birimi için adeta bir can damarı işlevi görüyor.