Açık büfe dönemi sona eriyor, oteller ‘Gastro' anlayışına geçiyor

Oteller ve ‘Fine-Dining’ konsepti bir süredir mükemmel bir uyum içerisinde hizmet veriyor. Fazla kişiye vasat yemek servisi anlayışını bir kenara bırakan otel yönetimleri mutfaklarını ünlü şeflere emanet etmeye başladı

09 Nisan 2019

Avrupa'daki butik oteller, bünyelerine alışılagelmişin dışında, ilginç ve heyecan verici şefler katarak müşterilerine 'iyi yemek' hizmeti vermeye başladı.

JLL Yeme-İçme Birimi Direktörü Richard Moulds'a göre özellikle butik otellerde 'Gastro' menülerin yaşandığı bir döneme girdik: "Daha az tanınan, daha büyük isimlerin altında çalışmış olan yetenekli şefler bugünlerde otellere yemek konseptlerini yenileme konusunda öncülük ediyorlar ve bu öncülük daha düşük bir maliyetle gerçekleşiyor. Gelecek vaad eden bir şef var olduğunda şüphe duyulmayacak bir mutfak çekimi olur. Daha küçük bir menü sunmak ve birkaç yemeği iyi derecede yapmak sadece şöhretin elinde olan bir olgu değil. Lezzete düşkün olan insanlar için yemek kadar keşfetmek de önemli. Bunu dünyaca ünlü gurmelerin peşlerine düşmelerinden anlamak mümkün."

Masanın 'En sosyal hali'

Sosyal medya, özellikle de Instagram yüksek kaliteli otel yemeklerinin tanıtımında önemli bir rol oynuyor. Molds, "Pop-up konseptli restoranlar Instagram kullanıcıları arasında oldukça popüler. Otellerin genç şefleri radarlarına almasında da başrolü oynuyor" dedi.

Muskat'taki Shangri-La Al Hüsn Resort, ocak ayında dört gün boyunca mutfağını Michelin yıldızlı şef Kenji Gyoten'e teslim etti. Molds'a göre kısa süreli bir ikamet, bir insanın tatilini planlaması için yeterli bir neden olmasa da bir kült, bir yıldız sanatçı efekti sunabilir hatta bir şefin hayranlarının ilgisini arttırabilir.

Cirolara olumlu yansıdı

Otellerin yeme-içme konusunda daha rafine bir anlayışı tercih etmesi cirolarına da olumlu yansıdı. Avrupa'da konaklama için butik otelleri tercih edenlerin harcamaları 2017'de bir yıl öncesine göre yüzde 5 oranında arttı.

Tek handikap ayrılık

JLL Yeme-İçme Birimi Direktörü Richard Moulds'a göre otellerin zorlandığı yegâne unsur şeflerin işten ayrılması. Bu duruma örnek olarak Berlin'deki Regent Hotel'de en uzun süre hizmet veren ünlü şef Christian Lohse'nin 13 yıl sonra mutfağı terk etmesini gösteriyor.

Molds, "Kavramlar ve zevkler sürekli bir akış içerisinde. Ancak otelin çevresini ve konseptini tamamlamak adına tabak üzerinde özel bir şeyler sergileyebilen bir şefin çekiciliği konusunda hiçbir şüphe yok. Misafirler bugün tamamen sürükleyici bir deneyim istiyor" diyor.

Uzmanlara göre hem yüksek harcama yapılan akşam yemekleri, hem de gün geçtikte ustalaşan yetenekli aşçıların içerisinde bulunduğu rekabet otellere yarıyor. Bu durum onları sadece konaklama amacıyla kullanılan bir alan olmaktan çıkarıp mutlaka ziyaret edilmesi gerekilen bir yer haline getiriyor.