Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Yeme içme sektörünü dönüştüren 6 trend

Yeme içme sektörü pek çok faktörün etkisiyle  global anlamda değişim rüzgarlarının etkisine girdi.  Anlaşılan o ki, ancak bu değişime adapte olabilen restoranlar hayatta kalmayı başarabilicekler...


​​Yeme içme sektöründeki değişim rüzgarlarını yakından takip eden  JLL EMEA Yeme İçme​ Danışmanlığı Başkanı Jonathan Doughty, başarıyı yakalamak için teknolojiyi, çeşitliliği ve deneyimi harmanlayarak müşterilerin ihtiyaçlarına cevap verebilmek gerekliliğine dikkat çekiyor. İşte Jonathan Doughty’nin sizler için derlediği, yemek sektörüne yön veren 6 trend:

1. Dijitalleşen Yemek Kültürü

Online rezervasyonlar ve yine online platformlar üzerinden restoranlar hakkında yorum yapabilme özelliği, yemek yeme kültürünün sanallaşmasının ilk aşamasıydı. Hızla büyüyen Bring Your Own Device (BYOD) ‘Kendi Cihazını Getir’ trendi yemek sektörünü birçok farklı yoldan etkiledi.  

Restoran ziyaretçileri artık isterlerse siparişlerinin kalorisini akıllı telefonları ya da giyilebilir teknolojiler ile takip edebiliyorlar. Bölge odaklı arama yapan uygulamaları kullanarak kendilerine en yakın dünyaca ünlü restoranları ve favori yemekleri bulabiliyor, bu uygulamaları kullanarak sipariş verebiliyorlar. 

2. Her Masa Bir Sahne

Restoranda yemek yemek,  günümüzde açlık ihtiyacını gidermekten öte tamamen yeni bir tecrübe. Bu durumun farkında olan restoranlar, mekan tasarımıyla ya da unutulmaz etkinlikler ve yemek tecrübeleri yaratarak başarıya ulaşıyorlar. Pek çok kişi artık müdavimi olduğu restoranlara yemekleri için değil o atmosferde bulunmaktan mutluluk duyduğu için gidiyor.  

Örneğin Atlantis Dubai isimli denizaltı restoranı, yemeklerinin hazırlanmasını beklerken müşterilerine köpek balıkları ile mükemmel selfieler çekip Instagram’a koyma şansı yaratıyor! Avrupa’nın en yüksek restoranı unvanını taşıyan Sixty ise Moskova Kulesi’nin 60. katında yer alıyor. İki saatte bir tüm camlarını açık konuma getiren ve klasik müzik yayını yapan restoran, ziyaretçilerini şehrin eşsiz manzarasının keyfini çıkarmaya davet ediyor. 

Ziyaretçilerin Facebook, Instagram, Foursquare gibi sosyal medya platformlarında paylaştığı fotoğraf, video ve yorumlar, restoran için paranın satın alamayacağı kadar iyi bir reklam değeri taşıyor. 

3. Pop Up Restoranlar Her Yerde!

Pop-Up restoran adıyla anılan portatif lezzet noktalarını artık ana caddede, ara sokakta, çatı katlarında, kısacası her yerde görmek mümkün hale geldi. Boş depolardan, gözden kaçmış barlara, eski tiyatrolardan tünellere kadar değişik bölgelerde karşılaşabileceğiniz Pop-Up restoranların konseptleri de gün geçtikçe ilginçleşiyor. 

Ancak mantar gibi çoğalan bu çeşitliliğe rağmen aslında hepsinin ortak bir noktası var: kendine özgü olmak...

Pop-Up restoranlar müşterileri için sıra dışı hatıralar oluşturarak fark yaratıyorlar. Londra’nın ziyaretçisi eksik olmayan restoranı Tincan, tüm yemeklerini konserve kutularında servis ederken; yine ziyaretçisi eksik olmayan restoranlardan Cube, Michelin yıldızlı şeflerin özel gruplara yemek yapmak için Avurapa çağında sürekli seyahat ettiğini fark ederek bunu bir fırsata dönüştürmüş.  Böylece seyahat eden şeflere ev sahipliği yapan seyyar bir restoran haline gelmiş. 

4. Gurme Olmak İsteyenlerin Önlenemez Artışı!

Sıradan olanın sıradışı hale geldiği bir dönemden geçiyoruz... Dünün sıradan hamburgerleri bugün özel malzemeler ile yapılan, özel yerlerde satılan ve hatta bazen sadece özel fiyatlar ödemeyi kabul etttiğinizde tadabileceğiniz özel hamburgerler olmak zorunda. 

Bu değişik konseptler insanların hayatlarında vazgeçilmez bir muhabbet konusu haline geliyor, tıpkı Doğu Londra’da yer alan Greedy Cow gibi... Yüksek fiyatlı Wagyu Sığırı servis eden Greedy Cow; kanguru, bizon ve timsah servisleri ile de sıra dışı menüler listesindeki örneklerden bir tanesi.

Son dönemde karşımıza çıkan başka bir trend ise alakasız iki şeyin kombine edilerek alışagelmişin dışında bir menü yaratılması... Londra’nın Bubbledogs restoranı, sosisli sandviçlerle birlikte şampanya satıyor ve emin olun bu ilginç ikili tahmininizden çok da fazla rağbet görüyor.

5. Kültürlerin Buluşması

Farklı kültürlerden insanlar artık aynı restoranlarda daha çok buluşuyor, aynı mekanları daha sık paylaşıyor. İş adamları, gözlerini telefonlarından ayıramayan öğrencilerin yanında önemli toplantılarını yaparken, bir diğer masada çocuklu bir aile siparişinin ne olacağına karar vermeye çalışıyor... Artık böyle tablolar hiçbirimizi şaşırtmıyor.  

Restoran işleten kişiler için asıl zorluk bu çeşitliği hepbirlikte ağırlamanın üstesinden gelebilmek. Yemek alanlarını bölerek ya da farklı gruplara hitap edebilecek bir dekor kullanarak kapılarını her çeşit ziyaretçiye açarken, özel kalmayı da başarmaları gerekiyor.

Elbette restoranların sunumlarını her geçen gün ilginçleştirmesi ve yiyecek çeşitlerini artırmasını gerekiyor. Bu durum, Orta Doğu, Çin, Güney Asya ve Hindistan’a yayılarak globalleşen İngiltere ve ABD merkezli restoranların neden her geçen gün arttığını en iyi şekilde ortaya koyuyor.

İngiltere merkezli Pizza Express zinciri Asya piyasasını hedef alırken, Amerika’da doğan kahve firması Starbucks son dönemde Hindistan’a odaklanmış durumda. Rakibi Londra’lı Costa’nın da halihazırda gözünü Asya piyasasına diktiğini söylemek mümkün. 

Zincir restoranların yabancı bölgelere yayılmaları ve büyümeleri için franchise anlaşmaları günümüzde en karlı bir seçenek...

6. Yemek ve Teknoloji 

İnsansız hava aracı drone tarafından evinize teslim edilmesini beklediğiniz siparişinizin geciktiğini haber vermek için bir restoranı aradığınızı hayal edin... Bundan birkaç ay önce belki bu gerçekleşmesi imkansız bir hayal olabilirdi. Ama artık değil; Both Yo! Sushi ve Dominos Pizza çoktan drone’lar ile sipariş teslimatı sistemini test etmeye başladı. Japonya’da ise robot garson servisleri gittikçe yaygınlaşıyor.

Teknoloji yeme içme sektörünü şekillendiren ana etmenlerden biri. Vizyoner işletmeler teknolojiyi kendi iş modellerine uygulayarak avantaj yaratıyor. Bu avantajlar yeni uygulamalara, yeni üretim ve servis metotlarına dönüşerek, işletmelerin piyasada hem ekonomik olarak hem de pazarlama perspektifi bakımında fark yaratıp, üstünlük sağlamasına yardımcı oluyor. 

Üstelik teknoloji henüz akıl erdiremediğimiz pek çok yeniliği de sürpriz bir şekilde karşımıza çıkarıyor. Son gelişmelere göre bilim adamları inek hücrelerinden laboratuvar ortamında hamburger köftesi üretmeyi başardılar. Bu teknolojinin geliştirilmesi durumunda her gün artan et ihtiyacının sürdürülebilir bir şekilde karşılanacağı söyleniyor. Garip ama gerçek! Kimbilir daha neler göreceğiz...