Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Geleceğin Şehirlerini Biçimlendiren Dört Trend

Bilim, teknoloji ve mimari alanlarındaki gelişim ile şehirlerimiz de süratle değişiyor. Gittikçe büyüyen metropollerden küçük şehirlere kadar, tüm şehir merkezleri hem bugünkü hem de gelecekteki yaşam kalitesini yükseltmek için altyapılarını geliştiriyor.


​​JLL Global Araştırma Programları Yöneticisi Rosemary Feenan bu konudaki görüşlerini şöyle dile getiriyor: “Şehir merkezlerinde sürekli olarak gelecekte karşılaşılabilecek zorluklarla ilgili müzakereler yapılıyor. Bu müzakerelerde sıklıkla gündeme gelen konular var. Örneğin; ‘Şehirlerde sürdürülebilirlik nasıl sağlanır?’, ‘Caddelerdeki yoğunluk nasıl azaltılır?’, ‘Gıda ve su tedariklerine ek olarak insanlara daha güvenli çalışma ve yaşam alanları nasıl yaratılır?’ Tüm bu konular ve çözümleri geleceğimiz için gerçekten büyük önem taşıyor.”

“Bazı şehirler bilim, teknoloji ve mimari alanlarındaki inovasyonları kullanarak olası sorunlar için çoktan hazırlanmaya ve çözüm üretmeye başlamışken,  bazı şehirler ise henüz nelerle karşılaşabileceklerinin bile farkında değil. Geleceğe karşı çok hazırlıksızlar. Gelişen teknoloji ve onunla birlikte sürekli değişen yaşam şartları doğrultusunda kendini geliştiren ve yenilenen şehirler gelecekte de güvenle ayakta durabilecek.” 

Biz de bu noktadan hareketle, şehirlerin gelişimine katkıda bulunan ve ayakta durmalarını sağlayan trendleri sizin için derledik: 

1) Daha Yeşil Şehirler

Bildiğiniz gibi, şehirlerde yeşil alanlar yaratmak şehir gelişiminin temel adımlarından biri. Avrupa’daki şehirlerin birçoğunda şehir bahçeleri gittikçe popülerleşiyor. Almanya’da bulunan ve ‘Yenebilen Şehir’ olarak da bilinen Andernach şehri bunun en güzel örneklerinden. Almanya’nın en eski şehirlerinden biri olan Andernach, son yıllarda kamu alanlarını bölgede yaşayanlar tarafından ekilip biçilen şehir bahçelerine çevirdi. İspanya’nın Madrid şehri de 30’dan fazla şehir bahçesiyle ‘daha fazla yeşil alan’ fikrini benimsemiş örnek şehirlerden biri. 

Şehirlerdeki uygun alanları yeşillendirmenin yanı sıra, gelişen mimari stilleri de binaların doğa ile bütünleşeceği yeşil alan eklemelerine olanak tanıyor. JLL Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Direktörü Franz Jenowein bu konuyu şöyle özetliyor:  “Yaşayan duvarlara ya da yeşil çatılara sahip olan bina sayısı hızla artıyor. Örneğin Avusturya’da bulunan Linz şehri, yeni yapılan konutlara ve ticari faaliyet gösterecek olan tüm binalara ölçüye bağlı olarak 100 ya da 500 metrekareden fazla bir alanda yeşil çatı bulundurmayı zorunlu kılmış durumda. Kanada’nın Toronto şehrinde de endüstriyel binalar ve konutlarda yeşil çatı yapılması yasayla zorunlu hale getirildi. 

2) Ortak Yolculuk Zamanı

Pek çok ailede birden fazla araç olması, kişilerin toplu taşıma yerine araçlarında tek başına yolculuk etmeyi tercih etmesi özellikle büyük şehirlerde yaşanan, şimdilerde küçük şehirlerde de gözükmeye başlayan trafik sorununun en büyük nedeni. Trafiğin yoğun saatlerinde ışıklarda yaşanan kaos ve hatırı sayılır gürültü kirliliği pek çok insanın kabusu olmuş durumda. İnsanları mutsuz eden ve birbirine karşı anlayışsız hale getiren bu sıkışıklık haliyle büyükşehirlerin en büyük sorunlarından biri. Sorunu çözmek için çeşitli öneriler yapılsa da hali hazırda bazı şehirlerde başarıya ulaşmış bir uygulama mevcut. Avrupa’da 2013 yılında sayıları 1 milyona ulaşan ‘ortak yolculuk’ uygulaması kullanıcılarının, Frost & Sullivan’ın verdiği danışmanlıkla 2020 yılı itibariyle 15 milyona ulaşması bekleniyor.  Ortak yolculuk uygulamasının gördüğü talep doğrultusunsda İtalya’da Fiat, San Fransico’da Audi ve New York’ta General Motors olmak üzere sektörün önde gelen otomobil üreticileri pazarda yığılma yaşamaya başladı.

Şehirlerdeki ses ve gürültü seviyesini azaltmak için hibrit araçlar kullanmak da başka bir alternatif olarak sunulabilir.  Geçtiğimiz Ekim ayında Moskova’da elektrikli arabalar için şarj istasyonları kullanıma sunulurken, örneğin Amerika’da 12 farklı otomobil üreticisine ait 20 araç çoktan yollara koyulmuş durumda.

Heyecanla beklenen diğer inovasyonlar ise henüz yaygınlaşmaktan uzak bir noktadalar.  Örneğin;  yeni araçlara ait bir özellik olan ve araca yanında bir sürücü eşlik ettiği sürece kendi kendini kontrol etme imkanı veren sensörler mevcut. Ancak şirketler bu otopilot fikrini gelecekteki ‘sürücüsüz araba’ teknolojisi için saklıyorlar. Google çoktan bu tarz bir teknolojiyi test etti. 2020 yılında piyasaya tanıtılması beklenen bu araç, ‘güvenlik sorunlarına neden olabileceği’ endişesiyle tartışma konusu oldu. Nissan, General Motors ve Toyota gibi diğer üreticiler hem bu süreci takip ediyor hem de kendi teknolojilerini geliştirmeye çalışıyor.

3) Dikey Büyüyen Şehirler

Şehirler yatay düzeyde büyümeyi durdurduğundan beri dikey alanda büyümeye başladılar. Suudi Arabistan’ın Jeddah şehrinde yer alan Kingdom Tower gibi binalar dikey alanda 1000 metreye kadar yükselmiş durumda.

Kingdom Tower 2018 yılında tamamlandığı zaman,  şuan dünyanın en yüksek yapısı olma ünvanını taşıyan Burj Khalifa’yı (Burç Halife) geride bırakacak. Mumbai’deki World One kulesi de gelecek yıl tamamlandığında 177 katı ile dünyanın en yüksek konut binası unvanını kazanacak. 

Bu gelişmelere rağmen, şehirlerdeki ‘good density’ konsepti daha iyi anlaşıldıkça dikey büyüme yerine yatay büyümenin daha fazla ilgi çekmesi mümkün...

4) Her Şey Birbirine Bağlı Olacak

İnternet tabanlı teknoloji sayesinde artık akıllı telefonlarımız aracılığıyla evlerimizdeki beyaz eşyaları kontrol edebiliyoruz. Isıtma, ışıklandırma ve beyaz eşyaları kontrol etmemizi sağlayan bu uygulamaların gelişimi hala sürüyor. Gelecekte çok daha kullanışlı olmaları ve daha çok kişi tarafından tercih edilmeleri bekleniyor. 

Bu teknolojileri şehirleri daha yaşanabilir kılmak için kullanmak mümkün. Örneğin İspanya’nın Santander şehri bulundurduğu 15.000 sensör ile karbondioksit, gürültü, nem ve trafik oranları verilerini topluyor. Bu veriler analiz edilerek gelecekte yaşanabilecek sorunları tespit etmekte ve bu sorunlar için çözümler üretmekte kullanılabiliyor. Ek olarak Santander şehrinde yaşayanlar yakındaki taksi durakları, sahillerin durumu ve hatta araçları için uygun park yerleri bulmak gibi günlük hayata dair gerçek zamanlı bilgilere ulaşmak için farklı uygulamalar kullanıyor.  

Tüm bu örneklerde olduğu gibi teknolojiyi, şehirleri daha güzel, daha verimli ve daha yaşanabilir kılmak için kullanmak mümkün...​