Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

İşte Koltukları Robotlara Kaptırmamanın Sırrı

Liderlikten beklenti artık öğüt vermek üzere konuşmak değil, iyi dinleyici olarak empati yoluyla karşıdaki kitleye anlam duygusu verebilmek. Tam bu empati noktasında kadınların tüm eko sisteme daha yüksek oranda dahil olmaları gereken bir döneme giriyoruz


​Kadınlar Günü gibi önemli tüm dünyada kabul görmüş bir günde, yazımın sonuç cümlesini elbette kadınların iş hayatındaki önemine ve kadın istihdamının bizim parçası olduğumuz sektörde de artırılması gerektiğine bağlayacağım. Fakat bunu sandığınızdan daha farklı bir şekilde dile getirmek istiyorum. Çünkü ihtiyacımız olan artık sadece kadınların iş hayatında daha çok yer alması değil, liderlik koltuğunda da onları daha çok görmemiz…

Neden mi? Teknolojik gelişmeler, endüstri 4.0 derken; ekonomiden iş dünyasına, eğitimden sosyal hayatın her alanına etki edecek bir takım paradigma değişiklikleri yaşanıyor. “Robotlar insanların işlerini ellerinden alacak” korkusu artık sadece filmlerin bıraktığı bir izlenim değil. Tabii bu kadar değişiklik yaşanırken, iş dünyasının da artık eskisi gibi yönetilemeyeceği çarpıcı bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Prof. Dr. Acar Baltaş’ın da geçtiğimiz günlerde bir seminerde dile getirdiği gibi, liderler geçmişte güç ve komutayı elinde bulunduran ve bunun üzerinden kitlelerin hareketlerini yönlendiren bir konumdayken, günümüzde kitleler artık komuta edilebilir homojen bir yapıda değil. Bu nedenle de yapılan her işe bir anlam yükleyerek dönüşümün önünü açmak gerekiyor. Transformasyonel liderlik tipinde beklenti artık öğüt vermek üzere sürekli konuşmak değil, iyi bir dinleyici olarak empati yoluyla karşıdaki kitlelere anlam duygusu verebilmek… Detaycı, pratik çözüme odaklı ve iyi iletişim sağlayan becerileri bir yana, tam da bu empati noktasında kadınların tüm eko sisteme çok daha yüksek oranda dahil olmaları gereken bir döneme giriyoruz. 

Ülkemizdeki mevcut durum ise şöyle;

• Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan Global Rekabet Endeksi 2017-2018 raporunda ülkemiz, kadınların iş gücüne katılım oranında endekse dahil edilen 137 ülke arasında 123’üncü sırada. 

• Benzer şekilde Ekonomist Dergisi tarafından yayınlanan bir araştırmada Türkiye, kadınların çalışma hayatı atmosferindeki yeri açısından endekse dahil edilen 29 ülke arasında -OECD ortalamalarının çok altında bir şekilde- 27’nci sırada. 

• Aynı çalışmada ülkemiz kadınların iş gücüne katılım oranı açısından endekse dahil edilen 42 ülke arasında ise ne yazık ki son sırada.

• Bir başka dikkat çekici rakam ise kadınların Türkiye’de yönetici rollerinin sadece 13,1%’ine sahip olabilmesi.

Yukarıdaki çarpıcı ve üzücü rakamların yanı sıra kadınların yasama organında yüzde 15’in altında bir oranda sandalyeye sahip olmaları ise bana kalırsa sadece iş dünyası açısından değil tüm toplumsal sorunlar açısıdan da alacak çok yolumuz olduğunu gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde kaynakların doğru ve adil kullanımı açısından ve yaşanan paradigma değişikliklerini doğru yönetebilmek için kadınların iş gücünde ve liderlik koltuğundaki yerlerini artırmak için her birimiz elimizden geleni yapmalıyız. Ancak bu sayede hem ülkemizde hem de tüm dünya ekonomilerinde daha yüksek bir verimlilik yakalanabilir. Aksi halde “beyaz adam işini bir rotoba kaybettiğinde” her şey için çok geç olacak…​​​

Metin Usta

JLL Türkiye İnsan Kaynakları / Mülk Yönetiminden Sorumlu Yardımcı Direktör