Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Ankara’da Perakendenin Yıldızı: Yeme-İçme Sektörü

Türkiye'nin perakende yoğunluğunun önemli bir kısmına ev sahipliği yapan Ankara'da önemli gelişmeler yaşanıyor. Varlık Yönetimi danışmanlarımızdan Simge Dilek, 'Ankara Raporu'ndan yola çıkarak son gelişmeleri anlattı...


​​​Değişimin hemen her alanda hissedildiği bu dönemde, en büyük değişimlerden biri de kuşkusuz alışveriş merkezlerinde yaşanıyor. Ülkemizin 1980’li yılların sonunda başlayan alışveriş merkezi serüveni, 2000’li yıllarla birlikte gerek yeni projelerle çoğalarak, gerekse yeni konseptler geliştirilerek sürekli gelişen ve büyüyen bir sektör olarak sürüyor…

Bildiğiniz gibi ilk yıllarda daha kapalı ve yalnızca alışveriş odaklı alışveriş merkezi konsepti kurgulanırken, artık belli ölçütlere uyumlu olması beklenen ortak alanların yer aldığı, açık teras alanlarının önem kazandığı, marka ve sektör çeşitliliğinin fazlalaştığı, çocuk-oyun alanlarına sahip, hatta yetişkinler için sosyal ve kültürel etkinliklerin olduğu yapılar karşımıza çıkıyor. Bu elbette kendiliğinden gerçekleşen bir dönüşüm değil. Her şeyden önce değişen şey alışveriş alışkanlıkları… Bu alışkanlıklar tüketici taleplerini, perakendecileri ve dolayısıyla alışveriş merkezi yatırımcılarını da değiştiriyor. Alışverişin yalnızca bir ürün satın almaktan öteye geçtiği dünyamızda, değişimi yakından takip eden danışman şirketler, yatırımcıları ve perakendecileri doğru zamanda doğru adımları atmaya yönlendirirken, alışveriş merkezleri de taleplerin bir adım ötesine geçebilmek için birbiriyle yarış halinde.

Alışveriş merkezlerinin değişime ayak uydurma çabası boşuna değil elbette. JLL’nin 2017 yılı üçüncü çeyrek verilerine göre ülkemizde 393 aktif alışveriş merkezi bulunuyor. Bu alışveriş merkezlerinden 39’una ev sahipliği yapan Ankara’da özel olarak yaptığımız incelemeler ise, değişimin yeme-içme sektörü etrafında şekillendiğini gösteriyor. İnsanların dışarıya çıkarken semt adı değil gezmeye gittiği alışveriş merkezinin adını söylediği; yaşadıkları yeri en yakındaki alışveriş merkezinin evlerine olan konumuna göre tarif ettiği Ankara’da, alışveriş merkezlerinin insanların sosyal yaşamındaki önemi de ortada. 

İncelemeler 2017 yılında Ankara’da günlük ortalama 26.000 kişinin alışveriş merkezlerini ziyaret ettiğini gösteriyor.  Yaklaşık 1 milyon 600 bin metrekare kiralanabilir alanın olduğu Ankara’da, yeme-içme sektöründe metrekare verimliliğinin ise bir yılda %33 oranında arttığını gözlemliyoruz. Bu önemli artış, kentteki birçok projenin yeme-içme alanlarında renovasyona yönelmesine vesile oluyor. Lüks restoranlardan oluşan yeme-içme caddelerinin oluşturulması; restoran ve cafe alanlarının genişletilmesi, yeme-içme alanlarında müşterilerin yemek yerken müzik dinleyebilecekleri; uzun vakit geçirebilecekleri etkinliklerin organize edilmesi gibi konseptler oluşturuluyor. Benzer örnekler çoğaltılabileceği gibi, Ankaralıların hızlı yeme-içme alanlarıyla birlikte, sosyalleşebilecekleri ve vakit geçirebilecekleri restoranların varlığına daha fazla ihtiyaç duyduğu ve bu yöndeki taleplerini sürdüreceği de açıkça görülüyor. 

Bu noktadan hareketle, taleplere karşılık veren yatırımcılara ve özgün konseptler arayışında olan yeni alışveriş merkezi projelerine şunu özellikle tavsiye etmek istiyorum: Projenin yeme-içme alanlarını iyi planlamak, bu alanlara projede ne kadar yer ayrılması gerektiğine uzman görüşü alarak karar vermek, özellikle Ankara için artık her zamankinden daha önemli. Sınırları içinde yer alan 39 alışveriş merkezi ile, sayısal ve alansal olarak sektörde İstanbul’dan sonra ikinci sırada olan Ankara’da, bu şekilde tasarlanan projelerin çok daha keyifli ve karlı olacağına şüphem yok. Yeme-içme sektörü Ankara’da bir yıldız olarak doğdu ve gelişmeye devam ediyor. Bu yıldızın şöhretinden, dikkat çekiciliğinden faydalanarak ziyaretçilerin taleplerini karşılamak da yatırımcılara ve geliştiricilere düşüyor… ​​

Simge Dilek / JLL Türkiye Varlık Yönetimi Danışmanı