Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

Gayrimenkul Geliştiriciler Ve Kiracıları, ‘Önce İnsan Felsefesi’ne Yönelmeli

Günümüzdeki binalar açık ve sürdürülebilir tasarıma geçmiş yıllara göre daha çok odaklanmış durumda. Bunun temelinde mevcut alanı en iyi şekilde kullanmanın yanı sıra orada çalışacak insanlardan da en iyisini elde etme niyeti var.


​Günümüzdeki binalar, açık ve sürdürülebilir tasarıma daha çok odaklanıyor. Bunun temelinde mevcut alanı en iyi şekilde kullanmanın yanı sıra orada çalışacak insanlardan da en iyisini elde etme niyeti var. Ancak araştırmalara göre geleceği düşünenlerin bunun da ötesine geçerek 'önce insan felsefesi'ni benimsemesi gerekiyor.

Geliştiriciler gün geçtikçe bu yeni düşünce biçimini daha çok benimsiyor. Kiralara ve “A Sınıfı” özelliklere odaklanmak yerine, insanları ve üretkenliği yönlendiren unsurlara giderek daha fazla yoğunlaşılıyorlar. Konuya dışardan bakıldığında da bu durum kulağa oldukça mantıklı geliyor. Zamanımızın yüzde 90'ını kapalı mekanlarda geçirdiğimiz bir çağda, yeniliklerin sağlık perspektifini düşünmek artık daha da önemli. 

Son yıllardaki araştırmalar, iyi tasarlanmış yapay aydınlatmanın ve gün ışığının mümkün olduğunca fazla kullanılmasının verimliliği yüzde 5.5'e kadar artırdığını gösteriyor. Örneğin tabandan tavana camlar, kiracıların refah duygusunu artırmak için çalışma alanlarına bol miktarda doğal ışık getiriyor. Aynı zamanda bina içindeki havanın kalitesi, hastalık izni kullanımını yüzde 35'e kadar azaltmaya yardımcı oluyor. İşyerinde sağlanabilecek bir doğa manzarası ise verimliliği belirgin bir şekilde artırıyor. Araştırmalar, çalışırken verilen 40 saniyelik kısa bir arada yeşil bir çatıya bakmanın, betonarme çatıya bakmaya kıyasla daha yüksek konsantrasyon sağladığını gösteriyor.

Ancak içerde yapılanlar bina tasarımının sadece bir parçası. Dış alanlar da eşit derecede önemli. Zamanımızın sadece yüzde 10'unu açık havada geçiriyoruz ancak çevre düzenlemesinin bir parçasını oluşturan yapılar, günlük hayatımız hakkında nasıl düşündüğümüz ve hissettiğimiz üzerinde önemli bir etkiye sahip.

Binaları estetik açıdan daha hoş bir hale büründüren malzeme ve kaplamalar hakkında konuşmak yerine; kentsel alanlar konusunda, hava kalitesinden hayatı kolaylaştıran tesislere ve bunların fiziksel ve zihinsel refahımızı nasıl etkilediğine ilişkin faktörleri daha iyi anlamaya odaklanmamız gerekiyor.

‘Önce İnsan’ Bölgeleri Oluşturuluyor

Yenilikçi ve üretken mekanlar ancak insan odaklı tasarımlarla sağlanabilir. Bu yaklaşım, kentsel yaşamın geleceğinin aktif, yeşil ve insanla iç içe alanlar yaratmaya dayandığına dair temel bir inançtan kaynaklanıyor.

Gayrimenkul endüstrisi; sürdürülebilirlik, fikir birliği oluşturma, topluluk duygusunu teşvik etme ve yerel kimliğin korunması gibi modern kent zorluklarının çözümünde önemli bir rol oynayabilir. Bu doğrultuda Asya Pasifik'te, gayrimenkul geliştiricilerin şehir yönetimleriyle birlikte çalışarak kentsel yenilenmeyi başarmak için oluşturdukları giderek artan sayıdaki çevre projesi dikkat çekiyor.

Bundan önce konteyner iskelesi olarak hizmet veren Sidney’deki Barangaroo bölgesi, teknoloji harikası ofisler, konutlar, alışveriş merkezleri ve halka açık bir park ile restoranların bulunduğu bir cazibe merkezi haline gelmek üzere dönüştürülecek. Proje geçen ay Avustralya'da “Yılın Geliştirmesi” ödülünü kazanırken; tasarımı, ekonomik performansı, çevresel sorumluluğu ve inovasyon bilinci jüri tarafından oldukça büyük övgüler aldı.

Dünyanın en yaşanabilir şehirlerinden biri olarak görülen Melbourne, yerden 10 metre yükseklikteki ilk "skypark" ile New York'un High Line'ının bir uyarlamasına kavuşuyor. 22.000 metrekarelik bu park, “Melbourne Bölgesi” adı verilen yeni bir bölgede bulunuyor ve Docklands'ı “Merkezi İş Bölgesi” ile bağlayan ticari ve konut kulelerine ev sahipliği yapıyor.

Singapur'da ise; gelecekte öne çıkacak sektör ve alanlara yönelik ekonomik stratejilerin belirlenmesi ve büyüme stratejilerinin oluşturulması amacıyla kurulan “Gelecek Ekonomi Komitesi”, bir ‘master geliştirici modeli’ öne sürdü. Yakında faal duruma gelecek olan Paya Lebar Bölgesi, gelişmiş hava filtreleme sistemi, verimli doğal aydınlatma, yeşil alanlar ve işe gidiş yolculukları için ‘bitiş noktaları’ gibi sağlıklı yaşam işlevlerini içerecek şekilde tasarlandı. Ayrıca, 100.000 feet kare yeşil kamusal alan ve kültür-sanat etkinliklerinin düzenlenebileceği iki açık hava etkinlik alanı yaratıldı.

Modern Zamanlar İçin Yenilikçi Düşünme

Sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan binaları geliştirmek, her ne kadar önemli olsa da,  gelecekte yeterli olmayacak. Bunun yerine, tüm binalarda, insanların sağlık ve zindelik durumuna önem veren bir ‘önce-insan felsefesinin’ benimsenmesi ve diğer yaşamsal aktiviteler ile işi bütünleştiren eksiksiz bir ekosistem sağlanması gerekecek.

Sektörün gelecekteki insan merkezli modele doğru verimli bir şekilde ilerleyebilmesi için tek yol, zihinlerde yaşanacak bir değişim. Geliştiriciler, kiracılara ve topluma değer katan gelişmeler yaratmalı. İşletmeler de bir binayı kullanmanın maliyetlerine odaklanmanın ötesine geçmeli ve binanın çevre kalitesine ve kiracılara etkisine odaklanmalı. Bu değişimin henüz başlangıcındayız ancak harekete geçmenin tam zamanı.