Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

Alışverişin Yeme-İçme Deneyimi ile Dönüşümü

Son dönemde önemine ve gelişimine dikkat çektiğimiz Yeme-İçme markalarının, modern alışveriş noktalarında giderek daha merkezi bir konuma yükseldiğini görüyoruz. Ayrıntıları Konsept Geliştirme Yardımcı Direktörümüz Nil Yörüker, Retail Türkiye'ye anlattı.


​Geçmişte alışveriş merkezlerindeki toplam kiralanabilir alanın yüzde 10-15’ini kapsayan Yeme-İçme birimleri, günümüzde yüzde 30’lara gelmiş durumda ve bu oranın yüzde 50’lere doğru yükselmesini hep beraber gözlemliyoruz. Bu durum kesinlikle “Ne kadar fazla olursa o kadar iyi olur” anlamına gelmiyor.  Büyük restoran zincirlerinin, lokal tatların ve küçük pop-up'ların doğru karışımını elde ederek, farklılığı oluşturmak ve ilgi çekici Yeme-İçme alanlarını yaratmak gerekiyor. 

Alışveriş noktalarındaki artan rekabet ile birlikte günümüzde daha fazla müşterinin ilgisini çekebilmek ve sadık müşteriyi koruyabilmek adına, alışveriş merkezleri sürekli olarak yeni deneyim oluşturma arayışında. Yeni deneyimlerin her döneme ve kitleye göre şekillenebileceği en farklı süreçler ise Yeme-İçme alanları üzerinde şekilleniyor.

JLL ile ICSC’nin yakın dönemde ortaklaşa yürüttüğü bir araştırma Yeme-İçme anlamında doğru ürün yelpazesine sahip olmanın, alışveriş trafiğinin artması, müşterilerin alışveriş merkezinde daha fazla zaman geçirmesi ve genel satışların artması gibi yansımalar içeren bir ‘halo etkisi’ yarattığını resmi olarak ortaya koydu.

“Peki alışveriş merkezlerinde bu alanda nasıl değişiklikler oluyor?” derseniz birkaç konuya değinerek özetleyeyim… 

Öncelikle araştırmalara göre yemek alanlarında pahalı, vasat bir yemek için kuyrukta kalma günleri geride kaldı; müşteri alışkanlıklarının ve taleplerinin değişmesiyle beraber alışveriş merkezi yönetimleri, dünya mutfağı seçeneklerini de içinde barındıran, değişkenliğe açık global Yeme-İçme trendlerine giderek daha fazla rağbet gösteriyor.

Üstelik bu deneyim ille de bir maliyet getirmek zorunda değil. Sokak yemeklerinin ve gurme burgerler gibi üst kalite gündelik mutfakların yükselişi, Singapur'daki Michelin yıldızlı ‘Chicken Rice Cafe’ ve ‘Hong Kong Soya Sauce Chicken Rice and Noodle’ gibi  restoranlar dalgasını da tetiklemiş durumda. Diğer yandan daha basit ve daha temiz bir beslenme amacıyla artan ve gelişen tercihlerin, meyve suyu barlarının ve vejetaryen kafelerin popülerliğinin yanı sıra tek bir çeşit yemek servis eden lokantaların da yıldızlarının parlamasına sebep olduğu aşikar.

Değişen müşteri alışkanlıkları ile beraber ,Yeme-İçme birimleri AVM’lerde belirli katlarda toplanan ortak alanlardan sıyrılarak, giyim mağazalarının yanlarına, ya da giriş katlarında en dikkat çekici yerlere konumlanıyor. 

Tam da bu dönemde alışveriş merkezlerinden ayrılan büyük mağazalardan geriye kalan alanlar, yeni konseptlere yer verebilmek açısından büyük bir fırsat oluşturuyor. Yeni bir söylem yaratarak yeni dönem rekabetine ayak uydurması gereken AVM’ler için müşterilerin ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılayacak değişiklikler büyük mağazalardan boşalan yerlere farklı tasarımlarla Yeme-İçme alanları oluşturmak olarak ilerliyor. Örneğin Barselona'daki La Maquinista'da Yeme-İçme birimlerinin yeniden düzenlenmesi, Yeme-İçme perakendecileri tarafından kullanılan alanda yüzde 14, yaya trafiğinde gündüz yüzde 7, akşam ise  yüzde 14 artış sağladı.

Gelecekte alışveriş merkezlerinden değil, ziyaretçilerine harika bir deneyim sunarken içinde mağazalar da barındıran yerlerden bahsedeceğiz. Ve emin olun Yeme-İçme alanları bu yerlerin yaratılmasında daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir role sahip olacak.