Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

Mutluluğu Parayla Satın Alamazsınız, Fakat Şirketiniz Sizin İçin Alabilir!

Mutluluğu parayla satın almak mümkün olmayabilir, ancak dünya çapındaki pek çok kurum bunu iş yerinde çalışanlarına ücretsiz olarak sunmaya çalışıyor.


Bu konudaki ana fikir; işverenlerin tamamen deneyime dayalı bir ortam yaratarak, çalışanlarının işine bağlı, motive ve memnun hissetmelerini sağlamaları üzerinde yoğunlaşıyor. Üstelik, çalıştıkları zamandan ve mekandan bağımsız olarak… 

Evet zamandan ve mekandan bağımsız… Mutluluk, işin nerede yapıldığına bağlı olarak belirlenebilir mi? Güzel bir ofiste verimlilikten uzak bir iş gücüne sahip olmak olası değil mi? Bu soruların cevabı oldukça karışık. Acımasız bir yöneticinin ideal bir işyerine gölge düşürmesi ne kadar mümkünse, tamamen işe odaklanan bir ekibin bodrum katında bile oldukça mutlu bir şekilde çalışması da o kadar mümkün.

Yine de, insanlar için duygusal bir anlam ifade eden bir işyerinin mesleki mutluluğu derinden etkileyebileceğini gösteren güçlü kanıtlar bulunuyor. JLL tarafından küresel olarak yapılan yeni bir araştırmaya göre de; çalışanların yaklaşık yüzde 70'i, işyerinde mutlu olmanın benzersiz bir iş tecrübesi için en iyi bileşen olduğunu düşünüyor.

‘Mutluluğu Yönetmek’ De Artık Bir İş

JLL Global Araştırma Direktörü Marie Puybaraud, mutluluğun ‘keyif verici ya da doyurucu bir deneyim’ olarak tanımlandığını belirtiyor ve ekliyor “‘Mutluluk için tasarlamak’ kulağa dramatik bir konu gibi gelebilir ancak bu konu işverenlere oldukça işe yarayan somut faydalar sağlıyor.

Çoğu kuruluşta bir Chief Happiness Officer’a yani çalışanların mutluluğu için çalışan bir yöneticiye denk gelme olasılığınız hala nadir ancak bu fikir gittikçe yaygınlaşıyor. Küresel olarak, 10 kişiden 9’u işyerinde Mutluluk Yöneticisi’nin bulunmasından memnuniyet duyacağını belirtiyor.

Çalışanları inisiyatif kullanmaya, sorumluluk paylaşmaya, motive olmaya teşvik eden ve en önemlisi onlara incelik ve güvenlik içinde bir iletişim kurduklarını hissettiren bir ortam yaratmanın oldukça anlamlı bir iş olduğu apaçık ortada.

JLL Kurumsal Çözümler Global ve Amerika CEO'su John Forrest’a göre; çalışanlar için bağlılık, yetkilendirme ve memnuniyet konularında özel olarak hazırlanmış planlamalar yapılmasına muazzam bir ilgi duyuluyor. John Forrest, “İnsanlara optimize edilmiş bir tecrübe sunmanın - müşteriler, ziyaretçiler ve diğer paydaşların yanı sıra işyerindeki çalışanlar için de - olağanüstü değerler yaratacağı konusunda giderek büyüyen bir algı var" diyerek konunun önemine dikkat çekiyor.

Mutlu Çalışanlar Yüzde 12 Daha Üretken

Warwick Üniversitesi’nin yaptığı, mutlu çalışanların yüzde 12 daha üretken olduklarını ve özellikle işyerinde daha yaratıcı, etkin ve işbirliğine dayalı çalışmalar yaptıklarını ortaya çıkaran araştırması bu konunun en önemli örneklerinden. Bu çalışanların ayrıca daha sağlıklı görünme, yaratıcı düşünme ve bilgilerini paylaşmaya hazır olma olasılıkları da oldukça yüksek. Yenilikçi işyerleri de mutlu çalışanlar ile tam uyuşuyor. JLL’nin araştırmasına göre; çalışanların yüzde 32’si ofislerinde yaratıcı alanlar talep ederken, yüzde 50’si işbirliğine ve birlikte çalışmaya teşvik eden alanlar olmasının çok önemli olduğunu düşünüyor.

Çalışanlar aktif ve mutlu bir şekilde kurum kültürüne katkıda bulunduklarında, marka algısını kurum içinde ve kurum dışında şekillendirebiliyorlar. Bağlılık duyguları; daha güçlü istihdam ve işyerinde daha uzun vadede çalışma oranları sağlıyor. Hatta işyerinden ayrıldıktan sonra olumlu anıları ve hikayeleri hatırlamalarına da vesile olarak marka ile olumlu ilişkilerinin devam etmesi mümkün olabiliyor. Olumlu işyeri deneyimleri, yöneticiler ile çalışanların yanı sıra; kurum ile ziyaretçiler ve müşteriler arasındaki bağları da pekiştiriyor.

Mutluluğu Tasarımla Yakalamak

Bugünün işyerleri binalardan çok daha fazlasını ifade ediyor. Artık, gelecek dostu işyeri stratejisi sadece insanlara odaklanmış durumda.

Bu insan odaklı deneyimi modeli de iş yeri seçimine verilen önem ile öne çıkıyor. Marie Puybaraud’a göre modern çalışanlar; hem düşünmek ve düşüncelerini yansıtmak için hem de topluluk içindeki kontrollü ve spontane diyaloglar için uygun alanları olduğunda  oldukçu başarılı oluyorlar.

Hali hazırda pek çok şirket çalışanlarına kafeler, işbirliğine imkan tanıyan bölümler ve dinlenme odaları gibi geniş alanlarla birlikte; ‘savaş odaları’ projesi gibi daha odaklı çalışmalara olanak tanıyan seçenekleri de içeren geniş çalışma alanı yelpazesi sunuyor. Bazı şirketler insanların şirket altyapısını ve desteğini kullanarak kişisel projeler geliştirebilecekleri ‘inkübatör’ alanlarına da ev sahipliği yapıyor. Bunun yanı sıra gittikçe artan sayıda şirket artık evden veya uzaktan rahatça çalışmak için gereken teknolojik desteği sağlamak için önemli çalışmalar yapıyor. Bunların yanı sıra meditasyon odaları, aile dostu alanlar ve kuru temizleme alanları gibi hizmet odaklı, yoğun iş temposuyla baş etmeye yönelik yerler sunmaya odaklanan şirketler de dikkat çekiyor.

Marie Puybaraud’a göre bu zengin çeşitlilik, çalışanlarda işverene karşı iyi niyet yaratıyor ve işyerinde kişisel olarak iş bitirme duygusunu tetikliyor.

Ofis Alanlarını İyi Yönetmek Fark Yaratıyor

Şirketler mutluluğun başka bir formülü olarak da ‘alan yerleşimi ve kullanımı stratejisi’ni kullanıyor. Çünkü bu strateji yeni ve daha demokratik bir yönetim yaklaşımını kolaylaştırmaya yardımcı olabilir. Yöneticiler ile aralarındaki keskin alanları kaldırmak,  çalışanların kendilerini yöneticilerine daha yakın hissetmelerini ve yaptıkları işin doğrudan ekip çalışmasına katkıda bulunduğunu görüp memnun olmalarını sağlamaya yardımcı olabilir.

Herkesin mutluluk vizyonu farklıdır. Ancak artık şirketler, profesyonel mutluluğu gerçek kılmak için şirket içi alanların nasıl kullanılabileceği konusunda bazı benzerlikler bulmaya başlıyor.

Evet mutluluğu parayla satın alamazsınız, ancak şirketiniz size mutlu olma imkanı veren bir atmosfer yaratabilir…