Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

Çalışanını uyutan şirketler daha verimli!

Sağlıklı yaşam trendi dünyaya yayılırken, en önemli duraklarından biri kuşkusuz ofisler… ​Araştırmalar, şirketlerin verimlilik ve bağlılığı artırmak için bu trende uyması gerektiğini gösteriyor. Peki çalışanların ofiste uyumasına izin verecek kadar mı?


Teslim tarihlerine uymaya ve zor durumlarla başa çıkmaya çalışmak günümüzde ofis hayatının ‘vazgeçilmez’ bir parçası. Ancak bu çalışma ortamını sunan ofislerin de, çalışanların iş yüklerini nasıl yönettikleri üzerinde tartışılmaz bir etkisi var…

Doğayı ofise taşımak ve çalışanların bilgisayar ekranlarından uzaklaşıp mola verebilecekleri alanlar yaratmak, şirketlerin çalışanlarında sağlıklı yaşam hissiyatı geliştirmelerinin bazı yolları. Son yıllarda gerçekten de birçok şirket, bu konseptleri yakalamak için kolları sıvamış durumda.

Sağlık hizmetleri için yazılım üreten Epic'in Wisconsin’deki genel merkezindeki çalışanlar, kiraz ağaçlarının ve kırmızı çamların ortasında yer alan ‘treehouse’ konferans salonunda toplantılar düzenleyebiliyorlar. Sky'ın Londra'daki yeni merkez ofisinde, personelin yürümeye ve sohbet etmeye teşvik edilmesi için geniş merdiven boşlukları dizayn edildi. Ayrıca Los Angeles'taki Berkeley'den Edinburgh Üniversitesi’ne kadar birçok üniversite, sessiz bölgeler ve uyku bölmeleri gibi konseptlerle Ben & Jerry ve Zappos örneğini takip ediyor.

Şirketler Stratejilerini Yeniden Planlamalı

Şirketlerin bu çabasının önemli ve her şeyden önce gerekli olduğunu söyleyen JLL’nin Çalışma Alanları Direktörü Ana Stanojevic’e göre; çalışanların sağlık ve refahı şirket vizyonuna eklenmeli. İş yerinde olumlu deneyimler yaratmak için şirketlerin gayrimenkullerini ve stratejik planlamalarını yeniden düşünmesi gereken bir dönemdeyiz. Günümüzde ofisler, çalışma alanlarından çok daha fazlası; bu mekanlar insanların ve kuruluşların tutkularını gerçekleştirdiği yer. 

Araştırmalara göre sağlıklı yaşama verilen önem, işyerlerinde iki belirli alandan besleniyor. Ana Stanojevic'in de belirttiği gibi; sağlıklı yaşam, yaratıcılığı ve verimliliği desteklemenin bir yolu olarak görülüyor. Aynı zamanda zihinsel sağlık sorunlarıyla mücadele için de bir araç olduğu ifade ediliyor. Bu noktadan hareketle sağlıklı yaşam felsefesini benimseyen işverenlerden birçoğunun sağlık sektöründe olması tesadüf değil. Örneğin İskoçya'da, ‘Healthy Working Lives’ projesi, işverenleri, şu gerçeğin farkında olmaları için teşvik ediyor: çalışanların işi aksatmalarının en yaygın sebepleri stres, depresyon ve kaygı.

Bir Ofiste 25 Farklı Çalışma Seçeneği

Artık şirketler harekete geçmeye başlıyor. Örneğin, NHS Glasgow ve Clyde, isteyen çalışanlar için yoga dersleri ve kilo kontrolü oturumları başlattı. Avustralya'daki sağlık sigortası şirketi Medibank'ın Melbourne’daki yeni genel merkezi ise kapalı, sessiz alanlardan bir arada çalışmaya teşvik eden geniş bölümlere, wi-fi erişimli balkonlardan ayakta çalışma masalarına kadar uzanan 25’in üzerinde çalışma seçeneği sunuyor. Spor salonu, meyve/sebzelerle dolu bahçesi ve 2,300 iç mekan bitkisisiyle spesifik olarak verimliliği, etkileşimi ve işbirliğini desteklemeyi amaçlıyor.

Bu adımlar sadece güzel fikirler mi, yoksa gerçekten fark yaratıyorlar mı? Medibank, sonuçlar hakkında oldukça net. Şirket, yeni genel müdürlüğe taşındıktan dört ay sonra çalışanları üzerinde bir anket düzenledi - ve çalışanların yüzde 70'i daha sağlıklı, yüzde 66'sı ise daha üretken olduklarını bildirdi. Çağrı merkezi bölümünde ise işe gelmeme oranında yüzde 5'lik bir düşüş olduğu fark edildi.

Las Vegas merkezli ayakkabı perakendecisi Zappos, merkez ofisinde bulunan 17 küçük mutfağın yanı sıra spor salonu ve masaj koltuklarının ‘çalışanların morallerini, etkileşim ve bağlılıklarını’ güçlendiren önemli unsurlar olduğunu belirtiyor. 

Uygun Maliyetli Çözüm: Meditasyon Programları

Diğer yandan Google, HBO ve Deutsche Bank gibi büyük şirketler, çalışanları için meditasyon programları sunuyor. Bu programlar çalışanların stres seviyesini düşürmek için daha uygun maliyetli bir yol olarak gösteriliyor. Farkındalık, bilişsel yetenekleri ve genel sağlığı artırmanın bir yolu olarak kabul ediliyor. Uyku, meditasyon ve doğa yürüyüşleri üzerine yapılan son araştırmalar da, zihinsel kesintilerin üretkenliği artırdığını, dikkatleri tazelediğini, anıları pekiştirdiğini ve yaratıcılığı teşvik ettiğini ortaya koyuyor.

Ortak kullanım alanlarındaki masaların etrafındaki bitkilerin ve kapalı bahçelerin stres, sağlık ve verimlilik üzerinde olumlu etkisi olduğu da halihazırda birçok araştırma ile ortaya konmuş durumda. Evcil hayvanların bulunması, sadece Google’da değil, modern ofislerde giderek yaygınlaşan bir özellik haline geliyor. Gelecekte, ofislerde daha fazla köpeğin bulunmasına tanıklık edeceğiz. Köpeğini ofise götürmek, insanları daha sosyal, daha aktif bir hale getiriyor ve çalışanların stresini azaltmak için mükemmel bir yol olarak karşımıza çıkıyor.

Sağlıklı Yaşam Lafta Kalmasın!

Ana Stanojevic, örnekler duyuldukça daha fazla işverenin bu yolu tercih edeceğinden son derece emin. Ancak "Mesele fiziksel alanı bulmak değil, asıl fark yaratan nokta, kültür” demeden de geçemiyor. Dinlenme odaları hazırlayıp çalışanların dinlenmelerine izin verilmediği taktirde sağlıklı yaşam sadece lafta kalıyor. Mesela Uzakdoğu’da işyerinde kısa bir uykuya dalmak oldukça yaygın. Japonya'da pek çok şirket, üretkenliği artırdığını öne sürerek çalışanlarına işte uyumalarını öneriyor. Batı'da da uyku bölmeleri popüler hale gelmeye başladı, ancak hala oldukça nadir görülüyor.

Ana Stanojevic sağlıklı yaşam konusunda yapılan yatırımın sadece verimliliği değil bağlılığı da artırdığını söylüyor. İşlerini ne zaman, nasıl ve nerede yapacaklarına dair özgürce seçenekleri olan çalışanların bağlılığı da daha yüksek oluyor. Üstelik çalışanlar kendilerine güvenildiğinde, işlerinde kendilerini daha yetkin hissediyorlar. 

Şirketlerin bu bilinci kazandıktan sonra harekete geçmesi hiç de zor değil. Sağlıklı yaşam anlayışı artık kurumsal hayatın gündeminde kendine çok daha fazla yer buluyor. Bu nedenle ofisler de artık çok daha esnek bir şekilde tasarlanıyor. Fiziksel çevrenin hem yeteneği çeken hem de koruyan bir araç olarak giderek daha fazla öne çıktığı göz önüne alındığında, sağlıklı yaşamın şirketlerin yakın geleceğinde geniş yer bulacağına ve yatırıma değer görüleceğine şüphe yok. ​