Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

Perakendecilerin yeni gündemi: mobil sipariş!

​Günümüzde birçok müşterinin sipariş vermek için cep telefonlarına yönelmesiyle, perakendecilerin de bu artan talebi karşılamak için mağazalarını ve operasyonlarını ona göre uyarlamaya başladığını gözlemliyoruz. Bu yeniliğin adı ‘mobil sipariş verme’.


Peki, nedir bu sistem diyecek olursanız, şöyle ki telefon tablet vb. platform bağımsız cihazlarla kullanım imkanı sunan bir online sipariş sistemi.

Mobil sipariş, müşterilere hız ve kolaylık sağlamak adına hayata geçirilen yol üstü hızlı yemek yenen restoranların bir adım ötesi. 2015 yılında mobil siparişin payı, 4 milyar dolar ile hızlı servis restoran satışlarının yüzde 1,5’ini oluşturdu. Bu rakamın, 2020 yılına kadar yüzde 11’e ulaşarak 38 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.

JLL Amerika Perakende Araştırmaları Direktörü James Cook: “İnsanlar bir şeyi hızlı bir şekilde satın almak isterken, eğer kuyruk var ise onlar için mobil sipariş opsiyonu kaçınılmaz hale geliyor” dedi.

Mobil siparişin nasıl işlediğini Dunkin’ Donuts’tan bir örnekle açıklayalım: Şöyle ki müşteriler, Dunkin’ Donuts’ın mobil uygulamasını telefonlarına indiriyorlar. Daha sonra telefonlarında bir navigasyon uygulaması olan Waze’i açıp, en yakın Dunkin’ Donuts’un konumunu buluyorlar. Waze’in içerisinde yer alan Dunkin’ Donuts ikonunu tuşlamak, müşterilere kolayca sipariş vermelerini, ödeme yapmalarını ve Dunkin’ Donuts'a gittiklerinde hiç sıra beklemeden ürünlerini teslim alma şansı sunuyor. 

Karşılama Talebi

Mobil sipariş popüler hale geldikçe, perakendeciler de uzun bekleyişlere ve kalabalığa tahammülü olmayan ‘kap ve git’ (grab and go) müşterilerine nasıl hizmet sunacaklarını yeniden düşünüyor.

Bunun yanı sıra, perakendecilerin özellikle en yoğun saatlerde hem mobil hem de diğer müşterilere aynı kalitede ve hızda nasıl hizmet sağlayacağı ise diğer bir merak konusu.

Starbucks örneğini ele alalım. James Cook, “Başarılarının kurbanı oldular” diyor. “Sabah yoğunluğu esnasında bazı lokasyonlarda, siparişlerin yüzde 20’si Starbucks’ın web uygulaması kullanılarak yapılıyor. Siparişi alıştığımız şekilde Starbucks dükkanına giderek verenlerin sayısını ise siz düşünün. Bunun sonucunda ne mi oluyor? Bu sayıdaki müşteriye hizmet vermek için tasarlanmamış bir mekân dolup taşıyor.”

Mobil sipariş veren müşterilere, hızlı bir şekilde hizmet sunulsa da, diğer müşteriler için bekleme sürelerinin arttığı ortada olan bir gerçek.  Ve zamanı kısıtlı pek çok müşteri için uzun sıralar ve kalabalık o dükkândan alışveriş yapmadan çıkmaları için yeterli bir neden. 

Hal böyle olunca yeme- içmeciler giderek artan kalabalığı karşılamak için yeni mağaza konseptleri oluşturmaya başladı bile. Mesela Starbucks’ın, Washington ve Seattle’daki şubeleri sadece mobil sipariş veren müşterilerin kullanabileceği şekilde tasarlandı. 

Bu arada McDonald’s da, mobil sipariş uygulamasını henüz 14 bin mağazasında yaygınlaştırmadan önce 80 mağazasında denemeye başladı.

Teknolojinin ötesinde olma

Mobil sipariş konusunda yeniden düşünülmesi gereken tek konu mağazaların yeniden yapılandırılması değil; aynı zamanda her perakendeci için farklı uygulama indirilmesi gerekliliğinin de yeniden düşünülmesi gerekiyor. James Cook, bu konuya kaynak (aggregator) uygulamaların bir çözüm olabileceğini dile getiriyor. Bu kaynak uygulamalar, insanların tek bir uygulama üzerinden birden fazla kurumun uygulamasına erişimine ve hatta sipariş vermesine olanak sağlayacak.

Sonuç olarak, JLL Amerika Perakende Araştırmaları Direktörü James Cook, yeme-içme markalarının eğer günümüzde rakiplerine karşı rekabet avantajı elde etmek istiyorlar ise bu hizmeti mutlaka vermeleri gerektiğinin ısrarla altını çiziyor.