Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

Pop-Up Oteller Neden Moda Oldu?

​Bir müzik festivalinde, kliması bile olan lüks bir çadırda konaklamak ya da AND Dağları gezisini 5 yıldızlı otel konforunda sürdürmek…Bırakın gerçekleştirmeyi, birkaç yıl önce böyle bir talebiniz olsa duyanlar büyük ihtimalle sizi hayalperest zannederdi.


Şimdi Pop-Up oteller sayesinde bu iki hayal de küçük bir grup gezgin ve festival sever tarafından gerçekleştirilebiliyor. Peki nereden çıktı bu Pop-Up oteller, neden bu kadar moda oldu? 

JLL Amerika Otel Araştırma Lideri Geraldine Guichardo’ya göre Pop-Up oteller macera arayanlara sosyal medya hesaplarında paylaşabilecekleri, heyecan verici bir seyahat deneyimi sunuyor. Özellikle müzik festivalleri, Pop-Up otellere var olma fırsatı sağlıyor. 

Dünyanın en lüks otel zincirlerinden Marriott, Coachella ile olan işbirliği sayesinde sadık üyelerine yeni bir hizmet sunmanın ideal yolunu bulmuş oldu. ABD'nin California eyaletindeki Colorado Çölü'nde gerçekleşen Coachella Müzik Festivali’nde Marriott misafirleri için; elektrikli, klimalı, oda servisli, rahat yataklı 8 lüks çadır kuruldu. Konuklar, kahvaltının da dahil olduğu bir gecelik konaklamayı satın alabildi ya da biriktirdiği sadakat puanlarını kullanarak bir gecelik konaklama şansı kazanmayı denedi. 

Kişiselleştirilmiş Otel Tecrübesi

Marriott’un bu tarz Pop-Up otellerden elde ettiği en güçlü faydalardan biri, her bir çadırı kendi zincirinde bulunan markalara özel olarak tasarlayabilmesi ve kişiselleştirebilmesiydi. Bir diğer fayda ise yarattığı yeni konuk kazanma potansiyeliydi. Çünkü daha önce hiç Marriott otelinde kalmamış bir konuk, bu ilginç Pop-Up otel yoluyla markayı tecrübe ettikten sonra gelecek dönemlerde Marriott’ta kalmaya daha eğilimli olacaktır.  

Pop-Up’lar büyük markalar tarafından yeni deneyimlenmeye başlamış olsa da, aslında pazar butik grupların hakimiyetinde. Festivallerde konaklama imkanı sunan İngiltere merkezli The Pop-Up Hotel, Avustralya, Karayipler ve Maldivler’e de yayılmayı planlıyor. Bu gibi hizmetler sayesinde festivallere katılmak isteyen ancak çadırlarla bir türlü uyuşamayan müzikseverler, tam donanımlı bir spa, bar, yemek odası, havuz, elektrik, duş ve tuvalet gibi tüm hizmetleri içeren konforun keyfini çıkarabiliyor.

“Buzdan Otel Mi Olur?” Demeyin

Pop-Up otellerin konseptleri festivallerle sınırlı değil elbette. Bazıları konforun yanı sıra çok daha unutulmaz hizmetler veriyor. İsveç’teki her kış yeni baştan tasarlanan Icehotel, farklı konseptlerle müşterilerine daha önce yaşamadıkları bir tatil deneyimi sunuyor. Tamamen buz ve kardan yapılan bu otel, sadece kış aylarında hizmet  veriyor çünkü her baharda eriyor. Kış aylarında ise otelin erimemesi için sıcaklık daimi olarak -5 santigrat derecede tutuluyor. Oteldeki ‘Ice Bar’da ziyaretçilere içecekler buzdan bardaklarda servis ediliyor. Geçtiğimiz yıllarda düğününü burada gerçekleştirmek isteyenler için bir şapel bile yapılmış. 

Sıcak iklimlerde de müşterileri şaşırtan yenilikler mevcut: Zand Hotel Hollanda’da kumdan yapılmış iki Pop-Up otel açtı. Dünyanın ilk kumdan Pop-Up otelleri, aslında Hollanda’da her sene düzenlenen kumdan heykeller festivalinin bir parçası. İnce duvarlara sahip olan bu otellerin pencereleri bile var. Odalarda elektrik, su ve Wi-Fi da mevcut. Fikri oluştururken İsveç’te bulunan ‘Ice Hotel’den ilham almışlar. Birçoğumuzun çocukluk hayali olan kumdan kalede yaşama fikrini hayata geçiren bu otel de, mevsim şartlarından dolayı ancak sezonluk hizmet verebiliyor.

Büyük Markalar İçin Yeni Bir Alan

Geraldine Guichardo’ya göre Marriott gibi büyük bir markanın Pop-Up otel konseptini deniyor olması diğer markaları da bu konuda girişimde bulunmaya teşvik ediyor. Ancak geçici otel fikri basit gözükse de, planlama, kaynaklar ve gerekli finansal harcamalar markaları kolaylıkla vazgeçirebilir. “Pop-Up otellerin yaratılması, kişiselleştirilmesi ve odaların marka standartlarına uygun olduğundan emin olmak çok masraflı” diyen Guichardo, bu masrafların tüketiciye iletildiğinin de altını çiziyor. Sonuçta unutulmaz bir deneyim için bile olsa, kimse bir çadıra otel odasından daha fazla ücret ödemek istemez.

Londra’daki bir sanat kompleksinin çatısında yer alan ve ziyaretçilerine geceyi Big Ben’in Çanları eşliğinde Thames Nehri ve London Eye’ı izleyerek geçirme imkanı sunan ‘A Room For London’ adlı tekne gibi Pop-Up’lar büyük şehirlerde de görülüyor. Ancak Guichardo’ya göre Pop-Up oteller için asıl pazar büyük şehirler değil, daha uzak ve küçük alanlar. Guichardo, çevrede geleneksel oteller varken bu tarz küçük otellerin yeterli ilgiyi görmeyeceğini düşünüyor. 

Perakende’nin Pop-Up’ları da Otellere Yöneldi

Şehir otelleri, Pop-Up’ları bünyesinde çok daha farklı konseptlerde barındırabiliyor. Örneğin perakendeci Kit and Ace, lüks otellerde Pop-Up mağazalar açıyor. Bir başka örnek ise Lowes Atlanta Otel’in şehir şehir gezen ‘Traveler’s Bar’ı bir aylığına misafir etmesi. Ayrıca Londra’daki The Goring ve The Courthouse  gibi oteller kış aylarına özel Pop-Up barlar tasarlıyorlar. 

Diğer yandan Guichardo’nun bahsettiği gibi, ‘uzaklardaki’ Icehotel gibi deneyimler ise, gezginlerin ölmeden önce yapılacaklar listesi haline geldi. Yeni açılan örnekler de ziyaretçilerinin takdirini alırsa yakın zamanda küçük bölgelerde çok daha fazla Pop-Up otel görebiliriz.