Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

Seçme imkanınız olsa nerede yaşamak isterdiniz?

Öyle şehirler vardır ki tek bir ziyarette sizi etkiler ve “Burada yaşamak istiyorum” dedirtir. Sunduğu yaşam kalitesi, açık alanların fazlalığı, trafik ve kirliliğin az olması… Yaşanabilir olması... Gelin en yaşanabilir şehirleri birlikte inceleyelim.


Saatlerini trafikte kaybetmeden, strese sıkıntıya girmeden işe gidebilmek, bununla da kalmayıp iş sonrasında da hayatın tadını çıkarmak için bol bol fırsatlara sahip olmak… Tabii burada iş derken eğitimini aldığınız ve yapmayı hayal ettiğiniz işi, sizi memnun edecek bir maaşla yapmaktan bahsediyoruz. Aslında herkesin şehir yaşantısından maddi/manevi benzer beklentileri var. Ancak günümüzde ticari anlamda dünyada çok ses getiren büyük şehirler, konu bu imkanları sunmaya gelince yetersiz kalıyor. Üniversite öğrencilerinin, ailelerin, yaşlıların ya da ülkedeki yabancıların gözünden değerlendirerek ‘yaşanabilir’liğini sorguladığınızda, şehirlerin çoğu sınıfta kalıyor. 

JLL Şehirler Araştırma Merkezi’nin ‘geleceğin dünya şehirlerini karşılaştırdığı’ raporunda yer alan  ‘En Yaşanabilir Şehirler’ endeksi tam da bu noktada devreye giriyor. ‘En Yaşanabilir 10 Şehir’in başında Kuzey ve Orta Avrupa şehirleri, ardından Avustralya, Yeni Zellanda ve Kanada şehirleri geliyor. Bunlar güçlü altyapılara, iyi bir eğitim sistemine ve küresel erişime sahip olan küçük-orta-büyük ölçekli şehirler…

İşte En Yaşanabilir 10 Şehir...

Auckland:

Auckland, Wynyard Bölgesi’nin yeni bir inovasyon merkezine de ev sahipliği yapan modern karma kullanımlı bir yapıya dönüştürülmesi önderliğinde, daha güçlü ve yenilik odaklı bir ekonomiye yönelik hamleler yapıyor. Yeni Zelanda’da, artan dinamik ekonomisi ile birlikte; istikrarı, yüksek eğitim görmüş nüfusu ve eşsiz doğasıyla da övgüleri topluyor. 

Berlin:

Almanya’nın başkenti Berlin yaklaşık 4,4 milyon nüfusuyla listedeki en büyük şehir. Son birkaç yıldaki çalışmalarıyla, kendisini Avrupa’da teknoloji girişimleri için bir merkez olarak konumlamayı da başardı. Bu kazanım, Berlin'in Y Kuşağı için 'kulaktan kulağa' yayılan güçlü çekiminin üzerine inşa edilirken, ‘alım gücü’ şehrin başarısının önemli bir etkeni oldu. Üstelik kiraların şişirilmesi şehrin başarısını riske atmasın diye, yeni kira kontrolleri devreye sokuldu.  

Kopenhag:

Açık alanlarının fazlalığıyla dünyanın en yeşil şehirleri arasında sayılan Danimarka’nın başkenti Kopenhag, bisiklet kullanımına verdiği önemle ünlü bir şehir. Öyle ki şehir içindeki yolculukların yüzde 36’sı bisikletlerle yapılıyor. Dünyanın en yeşil şehirleri arasında olmasının yanı sıra Belediye Başkanı Frank Jensen’ın 2025 yılına kadar Kopenhag’ın karbon nötr kent olabilmesi yönünde iddalı planları var. Bakarsınız Kopenhag bunu başaran ilk başkent olur. 

Helsinki

Finlandiya 'Küresel Finansal Kriz’den fazlasıyla etkilenmiş olsa da, başkent Helsinki dünyanın en yaşanabilir şehri olarak konumunu koruyabildi. Dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip olması ve girişimcilere verdiği destek ile Helsinki son derece yenilikçi bir şehir. Toplu taşımadaki yeni ve iddialı yaklaşımlarının yanı sıra Helsinki’yi diğer yenilikçi şehirlerden ayıran özellik ise sadece yetkililerin değil, vatandaşların da şehrin dönüşümünde aktif olarak rol alması. Devlet tarafından toplanan büyük veriler açık veri portalı ile tüm vatandaşlarla ücretsiz olarak paylaşılıyor. Vatandaşlar bu verileri kullanarak yazılım geliştirmeleri için destekleniyor. Yaşam koşulları, altyapı, kamusal hizmetler ve ulaşıma dair bu veriler, sadece şehrin düzenlenmesinde değil; işletmelerde, sağlık kuruluşlarında, eğitim kurumlarında da değerlendiriliyor.

Melbourne

Yeşil alanları, kültürel çeşitliliği ve altyapsı ile ‘Economist Intelligence Unit’in Yaşanabilirlik Endeksi’nde birinci sırada yer alan Melbourne, Avustralya’nın önde gelen üniversitelerine, birinci sınıf sağlık hizmetlerine ve büyük ölçekli yeniden gelişmelere ev sahipliği yapıyor. Gün geçtikçe gelişen ve talep gören şehirde gerekli arzı sunabilmek için Fishermans Bend dönüşüm projesinde olduğu gibi özellikle sahil şeridinde yoğun çalışmalar yapılıyor. 

Stockholm

Sadece İsveç’in değil, İskandinavya’nın da başkenti olarak anılan Stockholm yeşil alanları, birinci sınıf altyapısı ve çevresel faktörlere uyumluluğuyla markalaşmış durumda. Spotify, Skype ve Candy Crush gibi mobil oyunların geliştiricisi King’in doğduğu yer olarak bilinen Stockholm, dinamik bir Avrupa teknoloji merkezi. Yükselen ekonomisi ile hızla büyüyen Stockholm, dünyanın en yaşanabilir şehirleri arasındaki yerini korumak için, karşı karşıya kaldığı konut alım gücü sorununu en kısa sürede çözmeli.

Sidney

En yaşanabilir şehir olmadaki ivmesini ekonomik gücünden alan Sidney, dünyanın en dinamik gayrimenkul piyasasına sahip. Dünya genelindeki yatırımcılar için ana yatırım destinasyonu olan Sidney, 2016’da özellikle ofis piyasasındaki gelişimiyle dikkat çekti. Mükemmel bir iklim, ironik bir mimari, olağanüstü sağlık hizmeti ve eğitim sistemindeki kalite de bu özelliklere eklenince, Sidney’in dünyanın en yaşanabilir şehirlerinden biri olması kaçınılmazdı. 

Vancouver

Özellikle 1000 dönüm alana sahip Stanley  Park göz önünde bulundurulunca, Vancouver, Kanada’nın Pasifik sahillerinde doğayla iç içe bir şehir olarak dikkat çekiyor. Şehir son dönemde özellikle mevcut ‘SkyTrain’ ağını uzatacak olan ‘Metro Vancouver Evergreen Line’ projesi gibi altyapı projelerine yaptığı yatırımlarla gündemde.​

Viyana

Kültürü ve tarihi mimarisi ile dünyanın her yerinden ziyaretçi çeken Viyana, Mercer tarafından dünyanın en yaşanabilir şehri olarak da gösteriliyor. Bu başarıda kentteki konut stoğunun yüzde 25’ini mülkiyetinde tutan belediyenin, söz konusu evleri vatandaşa uygun fiyatlarla kiraya vermesi etkili oluyor. Diğer yandan şehirdeki yeşil alanlar ve ileri teknoloji, Aspern yani ‘Viyana'nın Kentsel Göl Kenarı’ olarak bilinen 240 hektarlık laboratuvar sahasının katkılarıyla daha da artıyor. Söz konusu proje Avrupa'nın en büyük geliştirme projelerinden biri. 

Zürih

Tam anlamıyla bir küresel şehir olan Zürih, Monocle’a göre büyük komşularına örnek olacak türden. Nüfusu sadece 1 milyonun biraz üzerinde olmasına rağmen Tokyo, Seul, Washington gibi şehirlerle birlikte, dünyanın en iyi 10 finans merkezi arasında sayılıyor. Bu ekonomik etki, Zürih’in az sayıdaki nüfusunun dünyanın en zenginleri arasında yer almasını ve yüksek bir yaşam kalitesinin tadını çıkarmasını sağlıyor.