Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Kendinizi Sağlıklı Yaşam Rüzgarına Bırakın

Konsept Geliştirme Yardımcı Direktörümüz Nil Yörüker perakendede dünyaya yayılan sağlıklı yaşam rüzgarını Retail Türkiye dergisine anlattı


​Etrafınıza bir bakın, siz değilseniz bile mutlaka iş yerinizden, evinizden ya da arkadaşlarınızdan birileri sağlıklı yaşam, wellness ve organik besin fırtınasına kapılmış gidiyordur…

Tabii ben her ne kadar fırtınaya kapılmak desem de, özellikle büyükşehirlerde gündelik hayatın koşturmacasında bu fırtınaya ayak uydurmak pek de kolay bir iş değil. Bırakın düzenli olarak spor yapmayı ya da o sağlıklı yiyecekleri hazırlamayı; en taze, en organik, en kaliteli yiyecekleri almak için farklı manavları, marketleri gezecek vaktimiz bile yok. Hal böyle olunca gıda perakendecileri ellerini taşın altına koydu ve tüketicilerin istediği özellikleri bir arada bulunduran geniş ürün bandı ile yaratıcı çözümleri hayata geçirmeye başladılar. 

Kavanoz içindeki ‘kendin yap kendin ye’ salatalar, hazır sağlıklı öğün paketleri ve hatta sabahki kahvaltınızdan akşamüstü atıştırmalığınıza kadar yiyeceğiniz her şeyi sizin için hazırlayıp günlük olarak teslim eden dağıtım hizmetleri bu yaratıcı çözümlerden birkaçı. 

Gıda perakendecilerinin bu hizmetteki amacı elbette tüketicilere satın almak istedikleri ürünleri daha kolay yollarla sunarak talebi yüksek tutmak ve tüketici sadakati sağlamak. Örnek vermek gerekirse, 2011 ile 2016 yılları arasında yeni nesil çözümleri uygulamaya koyan gıda perakendecileri, satış oranlarını yüzde 5 artırırken geleneksel çizgide kalmayı tercih edenlerde bu oran yüzde 2 ile 3 arasında seyrediyor. “Nerede ne kadar tercih ediliyor?” derseniz, Mintel’in yaptığı araştırmaya göz atalım derim. 

Araştırmaya göre, tüm gün yemek kokularının dolduğu büyük mutfakları ve geniş aile masaları ile ünlü İtalya’da tüketicilerin %72’si, İspanya’da %67’si, Fransa’da ise %57’si önceden hazırlanmış taze ve sağlıklı öğünleri satın almayı tercih ediyor. Yurt dışında sıklıkla rastladığımız bu hazır paket konsepti son yıllarda Türkiye’de de yaygınlaşmaya başladı. Bu konsept sayesinde özellikle meyve, sebze ve et gibi ürünleri ufak porsiyonlar ile hazır bir şekilde satın alarak eve gittiğinizde baştan sona bir yemek hazırlama uğraşına veda ediyorsunuz. 

Kişiye özel hazır yemek dağıtım hizmeti geleneksel manav ve marketleri iflasa sürükleyecek ölçüde değil tabii ancak bu işletmelerin mevcut dönüşümü ve tüketicilerin gıda alışverişine ne kadar önem verdiğini görmeleri için doğru bir örnek. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki gıda perakendecileri için, önceden hazırlanmış sağlıklı yiyecekler, hazır yemek dağıtım hizmetleri ile rekabet etmenin en kolay yolu. Diğer yandan IFIC’nin (International Food Information Council) araştırması da bunu destekliyor;  bir önceki yıla kıyasla geçtiğimiz yıl ‘sağlıklı’ etiketi taşıyan ürünlerin satış oranı yüzde 13 arttı. ​

Özetle, dünya genelinde sağlıklı gıdalara olan talep artmaya devam ediyor ve perakendecilerin buna daha fazla dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı ve ekonomik yiyecekler kendilerine reyonlarda daha fazla yer açmaya başlarken rekabeti de tetikliyor. Hipermarketlerde yer alan ‘organik stantlar’, taze meyve & sebze temalı reklam kampanyaları, bir dönem lüks tüketim olarak görülen organik pazarında hızla ilerliyor. Bu reyonlarda sadece meyve sebze değil, tam buğday unlu, katkısız ve glütensiz ürünler de bulunuyor. Taze ve sağlıklı besinlere ulaşmak hiçbir dönemde bu kadar kolay olmamıştı. Sizce bu bir tesadüf mü?