Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Avrupa’nın Parkedeki Devleri İstanbul’un Gökdelenlerine Karşı

Son aylarda gündemin en tepelerinde turizmdeki düşüş ve toparlanma reçeteleri varken ‘eski dost’ basketbol yine önemli bir organizasyonla İstanbul’a konuk oluyor. Hem belki bu sefer şampiyon da bizden çıkar!


16 Nisan 1992 ve Abdi İpkeçi Spor Salonu açılalı sadece birkaç yıl olmuş… Avrupa’nın o dönemdeki üç kupasından biri olan Avrupa Kulüpler Şampiyonası finalinde, kıta basketbolunun yıldızlarından Aleksander Djordjevic’in 8 saniyelik son hücumu ile Zeljko Obradovic’in Partizan’ı Joventut Badalona’yı 71-70 yenerek kupaya ulaşıyor ve Türkiye basketbolu önemli bir adım atıyordu. Abdi İpekçi Spor Salonu’nun yaktığı meşaleyi Türk basketbolunun yükselen yıldızı Efes Pilsen devralıyor, bir sonraki yıl diğer bir organizasyon olan Avrupa Kulüpler Kupası finalinde Aris’e 2 sayı ile kaybediyordu.  Sahneye tekrar çıkan Abdi İpekçi Spor Salonu, bu sefer Efes Pilsen’in kaybettiği kupanın finaline 1995’te ev sahipliği yaparken 1996 basketboldaki ilk kupamızı kazandığımız yıl olarak tarihin altın sayfalarına kazınıyordu. Efes Pilsen; Koraç Kupası’nı Stefanel Milano’dan iki maçın sonunda sadece 1 sayı farkla söküp alıyor ve Türkiye basketbol tarihi bundan sonra hiçbir zaman aynı olmayacağı bir yola giriyordu.

Abdi İpekçi Spor Salonu 2001 yılına gelindiğinde ilk büyük organizasyona; Avrupa Basketbol Şampiyonası’na ev sahipliği yaparken ‘12 Dev Adam’ adını alan Türk Milli Takımı ‘nın çeyrek finaldeki muhteşem Hırvatistan geri dönüşü ve bugün Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanlığı görevini üstlenen Hidayet Türkoğlu’nun son saniyedeki basketiyle uzatmaya giden yarı finalde Almanya maçı da unutulmazlar arasına adlarını yazdırıyordu. 

İstanbul; organizasyonlardan o kadar iyi bir not almıştı ki sadece 9 yıl sonra bu sefer Dünya Basketbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaya Ankara, İzmir ve Kayseri ile birlikte hak kazanıyordu. Abdi İpekçi Spor Salonu bayrağı Sinan Erdem Spor Salonu’na devrederken ’79 jenerasyonu kendinden sonraki altın jenerasyon olan ‘86-87’ nesli ile tarih yazıyor ve ev sahipliği yaptığı bir turnuvayı yine finalde kaybediyordu. Akıllara kazınan ise yarı finalde Sırbistan karşısında Kerem Tunçeri’nin son saniyelerdeki ‘kurnaz’ turnikesi ve Murat Murathanoğlu’nun ‘Kerem Tunçeri’yi defalarca haykırmasıydı. 

Sinan Erdem Spor Salonu’nun büyüleyici atmosferi ve CSKA’nın kendinden emin taraftarları 2012’de ise ‘Kill Bill’ lakaplı Vassilis Spanoulis önderliğindeki Olimpiakos’un peri masalına tanıklık ediyor; Euroleague Final Four’unda 0.7 saniye kala Georgios Printezis’in basketiyle tarihin altın kaplı defterinde bir sayfa daha yazılıyordu. 

Avrupa Basketbolu’nun en büyük organizsayonu 5 yıl aradan sonra en güzel hafta sonunu yine İstanbul’da, Sinan Erdem Spor Salonu’nda yaşamaya hazırlanıyor. Bu sefer CSKA ile Olimpiakos yarı finalde karşılaşırken Zeljko Obradovic’in Fenerbahçe’si 2015’in rövanşı için Real Madrid’in karşısına çıkacak.

Kapsamlı bir organizasyon yabancı ziyaretçi sayısında ve Türkiye algısında pozitif etki yaratabilir. 

Geçtiğimiz yıl yaşanan terör olayları, bölgesel krizler ve darbe girişiminin en çok zarar verdiği sektörlerden biri hiç kuşkusuz turizmİstanbul’a gelen yabancı ziyaretçi sayısındaki %26 düşüş, hem perakendecileri hem de otelleri olumsuz yönde etkiledi. Bu yılın geride bıraktığımız aylarında ise turizmin toparlanması gündemdeki yerini muhafaza ediyor. 

Bu noktada Euroleague F4 organizasyonu ile ilgili detay vermekte fayda var. Mayıs ayının ikinci ya da üçüncü haftasonunda cuma yarı final maçlarının, pazar ise üçüncülük ve şampiyonluk maçlarının oynandığı; takımlar belli olmadan biletlerin dünyanın her yerindeki basketbolseverlere satıldığı bir organizasyon… Realitede; finallere katılmaya hak kazanan takımların taraftarları salonları doldursa da dünyanın her tarafında - düşük tempo ve taktik mücadele nedeniyle – özel bir seyirci kitlesi bulunan Euroleague’in ziyaretçilerini satılan bilet sayısı ile sınırlamamak gerekiyor. Öyle ki geçtiğimiz yıl Berlin’de düzenlenen F4’e CSKA Moskova, Fenerbahce, Laboral Kutxa Vitoria Gasteiz ve Lokomotiv Kuban Krasnodar katılmış; şehrin en turistik meydanı Alexanderplatz’da kurulan taraftar alanına 3 günde yaklaşık 1 milyon kişi akın etmişti. 3 günlük organizasyon süresince Euroleague’in sloganı olan #F4GLORY etiketi ile 5,300 fotoğraf Instagrama’a yüklenmiş  ve bunlar yaklaşık 6 milyon kişi tarafından görüntülenerek 40 milyon etkileşim yaratmıştı. 

Euroleague’in resmi sayfasından açıklanan plana göre önceki yıllarda Londra’da Trafalgar Meydanı, Milano’da Piazza del Duomo, Madrid’de Plaza Oriente ve Berlin’de Alexanderplatz’da kurulan taraftar alanı İstanbul’da Marmara Forum’da kurulacak. 19-21 Mayıs arasında gerçekleşecek etkinliklerde ünlü basketbolcu ve tanınmış kişilerle gösteri maçı, 3’e 3 turnuvalar, 5’e 5 okul turnuvaları, smaç gösterileri ve yarışmaları, seyircilere özel yarışma ve oyunlar ile konser ve DJ performansları planlanıyor. Marmara Forum etkinlik alanı ve salon çevresi ile birlikte İstanbul’un Beşiktaş, Taksim, Niştantaşı, Bakırköy ve Kadıköy gibi cazibe merkezlerinde organize edilecek etkinlikler ve kurulacak dev ekranlarla 3 günlük bir festival havası yaratılabilir. 

İstanbullular’ın etkinliklere göstereceği rağbet ile salon çevresindeki etkinlik alanlarına yakın alışveriş merkezleri ve perakende caddeleri üç güne özel bir ciro artışı ile yaza merhaba diyebilir. Diğer yandan spor amaçlı seyahat edenlerin %58’inin planlarına ailesini de dahil edip seyahatlerini turistik geziye çevirdikleri  göz önüne alındığında; özellikle THY, Pegasus ve Atlasjet gibi yerli havayolu şirketlerinin bu günlerdeki kampanyalı uçuşları, tur şirketleri ve otellerin bu tarih aralığı için oluşturacağı özel kampanyalar ile İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin diğer turistik bölgeleri geçtiğimiz 16 aylık ölü toprağını üzerinden atabilir. 

Peki, şampiyonluk beklediğimiz Fenerbahçe’nin yıldızları ile Real Madrid, CSKA ve Olimpiakos’un ilk 5’ini - boylar dikkate alınarak - İstanbul’daki yüksek binalarla  özdeşleştirsek nasıl bir sonuç oraya çıkardı?

Normal sezonun lideri Real Madrid ile temsilcimiz Fenerbahçe’den başlıyoruz. Mülk tiplerine göre Real Madrid’in yıldızlarını İstanbul’daki gökdelen oteller; Fenerbahçe’yi ise ofislerle karşılaştırdığımızda ortaya eğlenceli bir sonuç çıkıyor.  Real Madrid’in İspanyol yıldızları Segio Llull ve Rudy Fernandez için Le Meridien Istanbul Etiler ve DoubleTree by Hilton Avcılar biçilmiş kaftan! Ev sahibi avantajını sonuna kadar kullanacak Fenerbahçe’nin Türk vatandaşlığına geçen oyun kurucusu Bobby Dixon ise basketbol için kısa sayılacak 178 cm uzunluğu ile gökdelen sınıfına girmeyen Orjin Maslak’ı temsil ederken İtalyan Luigi Datome ise sahaya yansıttığı enerji ile İstanbul’un en iyi ofis binalarından biri olan Levent 199 ile özdeşleşiyor. Bu eşleşme için son notumuz ise iki ekip 2 sezon önce Madrid’deki dörtlü finalin yarı finalinde karşılaşmış ve ev sahibi niteliğindeki Madrid yenen taraf olmuştu. Bu sefer de ev sahibinin kazanması dileğiyle diğer eşleşmeye geçiyoruz.

2012’de Sinan Erdem Spor Salonu’nun ev sahipliğindeki F4’ün finalinde karşılaşan iki köklü takım bu sefer yarı finalde birbirine rakip! CSKA ile Olimpiakos’un yıldız oyuncuları için önerimiz İstanbul’un konut gökdelenleri… CSKA’nın pozisyonuna göre çok kısa ama çok güçlü pota altı oyuncusu Kyle Hines Trump Towers’ın konut kulesini anımsatırken Olimpiakos’un iki etkili forveti Kostas Papanikolaou ve Georgios Printezis parke üzerinde Selenium Twins gibi gözüküyor. İstanbul’un en yüksek binası Sapphire için adayımız ise Euroleague’in belki de en güçlü oyuncusu Patric Young!

Efes Pilsen’in Koraç Kupası, Beşiktaş Milangaz’ın Eurochallenge Kupası ve Galatasaray Odeabank’ın Eurocup şampiyonluklarının ardından Avrupa basketbolunun en büyük kupasının Türkiye’de kaldığı ve turizm ile otellerin ve alışveriş merkezlerinin dolduğu festival gibi bir hafta sonu olması dileğiyle…