Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Türk Perakendeciler Sınırların Ötesine Geçiyor

2017, Türk markalarının yurt dışında en çok mağaza açtığı yıl olarak tarihe geçiyor.


​Bir yandan yurt dışından ithal edilen belli ürün gruplarına yönelik gümrük vergilerindeki artıştan oluşan maliyet fazlalaşması, diğer taraftan  - kiraların da genellikle dolar ya da euro ile ödendiği düşünüldüğünde - kurlardaki hızlı artış derken sektörde epey hararetli günler yaşadık… 

Hepimizin geçici olduğunu umduğu bu süreçte, perakendecilerin yurt dışına açılma planlarını hızlandırdığını gözlemliyoruz. Öyle ki 2017, Türk markalarının yurt dışında en çok mağaza açtığı yıl olabilir.

Türk markaları Amerika’dan Avustralya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar yeme-içme, hazır giyim, mücevherat, mobilya gibi sektörlerde mağaza açmaya devam ediyor ancak coğrafi yakınlık ve lojistik maliyetlerinin görece düşüklüğü gibi etkenlerle en çok yatırımı Avrupa’ya yapıyorlar.

Rakamlara göz attığımızda, mevcut durumda 2 binin üzerinde mağaza ve yaklaşık 12 bin mağaza dışı satış noktasıyla Türk markalarının dünyada 100’ün üzerinde ülkede faaliyet gösterdiğini görüyoruz. Yurt dışında en çok mağazası olan LC Waikiki, Koton, Colin’s, Damat, Defacto, FLO ve Mavi… Ürünlerine gösterilen ilgiden dolayı mağaza sayılarını daha da artırmayı planlıyorlar.   Diğer yandan Türk markalarının 2023 yılı itibariyle yurt dışında toplam 20 bin mağazayla yaklaşık 20 milyar dolar markalı ihracat yapma hedefi de sürüyor. 

Türk perakendeciler ve sınırların ötesi deyince akla önce giyim geliyor oysa kendimize özgü gastronomi kültürümüz de yurt dışında gittikçe popülerleşiyor. Yeme-içme sektörünün küresel ölçekte büyük bir dönüşüm geçirdiği aşikar. Sanırım biz de bu dönüşümden en iyi şekilde faydalanıyoruz.  Yeme içme sektöründe faaliyet gös¬teren 20 civarında Türk markası global pazarlarda 200’ün üzerinde şubesiyle yurt dışında ilgi görüyor. Şube sayısı en yüksek olan Simit Sarayı ve Mado bayrağı taşırken Kahve Dünyası, Güllüoğlu ve Nusr-Et de oldukça popüler. Bildiğiniz gibi yeme-içme alanında dünyaya açılmayı bekleyen, lezzetiyle kalite hissi yaratan çok daha fazla markamız var. 

Tabii bu güzel tabloyu aktarırken yurt dışına açılma stratejileri kuran markalarımızın izlemeleri gereken aşamalar olduğunun altını da kalın çizgilerle çizmekte fayda var. Öncelikle açılması planlanan pazarın mevzuat ve hukuki incelemesinin eksiksiz yapılması gerekiyor. Detaylı ve gerçekçi bir pazar analizi olmadan sağlıklı bir yapı kurmak mümkün değil. Bu pazar analizinde, açılma stratejisine uygun marka ve ürün portföyü oluşturmaya yönelik araştırmanın yanı sıra ortaklık kurulabilecek yerel organizasyonların incelenmesi ve söz konusu pazarın lojistik altyapısı detaylı bir şekilde irdelenmeli. 

Kurulan sağlam strateji ile pazara girişin ardından sürdürülebilirliğin ve verimliliğin sağlanması ise tedarik zincirinin etkin ve profesyonel yönetimi ile hızlı karar alınmasına bağlı. Türkiye’deki tüketiciler ile kurulan özel bağın yeni pazarlardaki yeni müşterilerle de yakalanması sürdürülebilir başarının diğer bir mihenk taşı…

Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru yatırımla – yerel mevzuatı, pazarın şeffaflığı ile büyüme eğilimini göz ardı etmeden - başarılı ve karlı bir büyüme dünyanın her yerinde mümkün… Üstelik dünyanın neredeyse tüm perakende pazarları pek çok Türk markası için hala keşfedilmemiş durumda!