Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

İstanbul

Sürdürülebilir Yatırımlar İçin Yeni Bir İklim

Kısa bir süre önce sürdürülebilirlik kavramı sadece ekolojik farkındalığı yüksek olan azınlığın gündemindeki bir konuydu. Bugün ise yediden yetmişe pek çok kişi, daha iyi bir gelecek için sürdürülebilirliğin öneminin farkında.


​‘Yaşam için doğa’ felsefesi güçleniyor... Financial Times’da yer alan ‘yeşil fonlar, kara fonların önüne geçti’ başlığı, Morgan Stanley’nin ‘toplum sorumluluğu sahibi yatırımların daha maliyetli olduğu efsanesinin yanlış olduğunu anlatan raporları’ ve diğer araştırmalar bu felsefenin güçlenmesine destek oluyor. Geçtiğimiz yıl Paris’te gerçekleşen COP21 İklim Değişimi Zirvesi’nde, gelişmiş ve gelişen 195 ülke tarihte bir ilke imza atarak bir iklim anlaşmasında uzlaştılar. Küresel arenada atılan bu büyük adım sayesinde sürdürülebilir yatırımların gelişim hızı artarak, kurum ve yatırımcıların iklim uyarılarını dikkate almalarını sağladı. 

Öncü gayrimenkul yatırımcılarının, planlarında ve varlık stratejilerinde iklim değişimi sorunlarına uzun zaman önce yer vermeye başladığını belirten JLL Küresel Sürdürülebilirlik Araştırmaları Yöneticisi Franz Jenowein, günümüzde durumun daha farklı bir boyuta taşındığını belirtiyor. Artık gayrimenkul yatırımcıları için sürdürülebilirlik analizleri daha sistematik metotlarla yapılıyor ve kağıt üstünde birer analiz olmaktan çıkıp çevreye ve doğaya karşı verilmiş bir söz olarak değerlendiriliyor. 

 
Sürdürülebilirlik, hepimizin bugününü ve geleceğini etkileyen önemli bir kavram. Peki toplumun ve kurumsal dünyanın her kesimini etkileyen sürdürülebilirlik felsefesinin yaygınlaşmasını neye borçluyuz?

 
1. Fosil İle Vedalaşma 

 
Global Divestment Movement’ yani ‘Fosil Yakıtlar ile Vedalaşma Hareketi’ kapsamında yapılan analizler; para akışının fosil yakıt piyasasına bağlı, karbon üretim oranı yüksek ve iklimsel risk faktörü olarak değerlendirilen yatırımlardan ve gayrimenkullerden uzaklaştığını görüyor. Başlangıçta ABD kampüslerindeki öğrenci ve öğretim üyelerinin desteği ile bilinirliği artan ‘Fosil Yakıtlar ile Vedalaşma Hareketi’ günümüzde büyük kitlelere ulaşmayı ve kapsamlı bir etki bırakmayı başardı. 
Bu sayede fosil yakıtları terk etmek son dönemin en moda aksiyonlarından biri haline geldi. Fosil yakıt yatırımı yapan kurumlar yatırımlarını geri çekerken Stockholm, Berlin gibi şehirler, ya da Norveç ve Hollanda gibi ülkeler fosil yakıt kullanımı ile tamamen vedalaşıyor. Kurumsal dünyanın tanıdık isimleri de daha temiz bir dünya için çalışan şehir ve ülkeleri destekliyor. Dünyanın öncü sigorta firmalarından Allianz ve PR firması Edelman da petrol lobisini terk eden isimler arasında yer alıyor. Uzun vadeli planlarda ise fosil yakıt tüketimini kompanse edecek yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için oluşturulan bütçeler var. 

 
2. Kurumlar

 
Peki akıllı tasarrufların yarattığı kaynak nereye gidiyor?

 
Yenilenebilir enerji yatırımlarının ve bu yatırımları destekleyen neslin hızla büyüdüğü aşikar bir durum. Bu değişim dalgasından kamu kuruluşları kadar özelleştirilmiş firmalar da nasibini alıyor. RE100 küresel teşviki kapsamında 81 firma, faaliyet gösterdikleri tüm alanlarda ve sahip oldukları tüm varlıklarda yüzde yüz yenilenebilir olma sözü vererek büyük bir adım attılar.  Sosyal ve çevre kanunlarının getirdiği zorunluluklarla beraber doğaya karşı sorumlu bir kurum olmak artık özel bir durum olarak nitelendirilmiyor, fark yaratmak için ofisinizde veya fabrikanızda geri dönüşüm kutuları bulundurmaktan öteye gitmelisiniz. 

 
3. Kentleşme
Akıllı tasarruflar, akıllı şehirlerin gelişimine, gayrimenkul ve alt yapı geliştirmeleri için ise birer çekim merkezi haline gelmesini sağlayarak katkıda bulunuyor. 

 
Nüfus artışı ve kentleşmenin hızlanması sayesinde şehirlerde yaşayan nüfusun kırsal kesim nüfusunu aşmış olması sıradan bir gerçek haline geldi. Genel tabloya bakıldığında dünya çapında akıllı şehir piyasasının 2020 yılına kadar 1.56 trilyon dolarlık bir değere ulaşması bekleniyor. Örneğin Londra; Lizbon, Milan, Bordeaux, Burgas ve Varşova ile işbirliği sağlayarak akıllı şehir olma yolunda 500 milyon euroluk yatırım almayı hedefliyor. 

 
Öte yandan tüm bu gelişmeler yaşanırken Afrika’daki tüm temiz enerji kaynaklarına rağmen toplumun sadece yüzde 60’ının bu imkanlara erişimi var. Franz Jenowein, güneş panelleri ve enerji depolama sistemleri sayesinde toplumun daha geniş bir kesimine daha ekonomik tarifelerle enerji sağlanabileceğinin de altını çiziyor. 

 
 4. Milyarderler
Yeni enerji depolama sistemlerinin gücünün 2022 yılı itibariyle 40 GW’a çıkması ve yapılan yatırımların kar marjının yüksek seviyelerde olacağı belirtilse de, enerji depolama sistemleri milyarderler tarafından henüz bir yatırım aracı olarak görünmüyor. 

 
Buna rağmen Tesla Motors’a ait Elon Musk tarafından geliştirilen ve bir hanenin enerji ihtiyacını karşılayan ‘Güç Duvarı’ isimli teknoloji, enerji koalisyonu tarafından yatırım ve geliştirmeye öncelikli çalışmalar listesine alındı ve ‘milyarder koalisyonunun’ ilgisini çekmeye başladı. Başta Bill Gates olmak üzere Amazon’un kurucusu Jeff Bezos, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ve Virgin şirketler grubunun CEO’su Richard Branson tarafından yatırım almayı başaran depolama teknolojisi bir ilham kaynağı haline geldi. 

 
5. Millenniallar
Listenin sonunda ise karşımıza geleceğimizin en önemli söz sahipleri olan Millennial adı verilen 2000 yılından sonra doğan nesil çıkıyor. Yaşları henüz küçük olsa da ‘farkındalık sahibi tüketiciler’ olarak ün salan bu nesil, etik farkındalıkları, aktivist ruhları ve incelikle detaylandırılmış kariyer planları ile de göze çarpıyorlar. İşin en önemli noktası ise, bu jenerasyonun birçok üyesi, iklim değişikliğine karşı önlem almayan firmalarda çalışmayı reddedecek kadar önemsiyor bu konuyu. 

 
İklim değişikliğinin neden olduğu 8.8 trilyon dolarlık fatura, kabaca hesaplandığında ortalama bir millennial için 126 bin dolarlık gelir azalması demek. Bu yüzden de millenniallar durumun ciddiyetinin daha farkındalar ve bunu kişisel bir problem olarak değerlendirip ona göre aksiyon alıyorlar.