Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Perakende Dünyasını Kasıp Kavuracak 4 Trend

Son günlerde herkesin aklındaki sorulardan biri ‘perakendenin geleceği nereye gidiyor?’ Perakende dünyasının profesyonelleri MAPIC’te bir araya gelerek perakendenin geleceğini tartıştı. Bu sırada ortaya çıkan perakende dünyasını kasıp kavuracak 4 trend:


Son günlerde herkesin aklındaki sorulardan biri ‘perakendenin geleceği nereye gidiyor?’ İnşaat ve gayrimenkul sektörleri gibi bir lokomotif sektör haline gelen perakende dünyasının profesyonelleri Kasım ayında MAPIC’te bir araya gelerek perakendenin geleceğini tartıştı. Bu yoğun fikir alışverişi sonrası ortaya çıkan ve perakende dünyasını kasıp kavuracağı düşünülen 4 trendi sizin için derledik:

Perakende sektörünün bir yıl boyunca heyecanla beklediği MAPIC fuarı, her sene olduğu gibi 2016’da da Fransa’nın liman ve turizm kenti Cannes’da binlerce perakendecinin ve tedarikçinin katılımıyla gerçekleşti. Gündemde ise hızla gelişen teknoloji, dijital dünyada marka imajı yaratmanın koşulları ve tüketiciye iyileştirilmiş bir tecrübe sunmanın yeni yolları vardı. 

3 gün boyunca yüzlerce analiz ve mega-trend konuşulmuş olsa da neredeyse her sunumda, panelde ve koridor konuşmasında gündeme gelen 4 sıcak konu vardı. İşte yakın gelecekte perakende dünyasını kasıp kavuracak 4 trend:

1. Lezzetli Bir Girişim: Sınır Tanımayan Kuryeler

Son birkaç yıldır katıldığımız her konferansta, kısa mesafeler için özel sürücülü yolculuk hizmeti sunan UBER’in ufak bir sermaye maliyeti ile ciddi bir büyüme yakaladığını duyuyoruz. Yeni girişimler söz konusu olduğunda konuşmanın bir noktasına mutlaka iliştirilen UBER, inovatif ve müşterilerine iyileştirilmiş bir hizmet tecrübesi sunma konusundaki azmi ile başrol oyuncusu olmayı hak ediyor. UBER’in inovatif yapısını bir üst seviyeye taşıyacak son ürünü ise ABD’nin bazı bölgelerinde hizmet vermeye başlayan ‘UBER Eats’. Kullanıcılarına anlaşmalı restoranlardan menü kapsamında verdikleri siparişi sıcak ve taze bir şekilde ulaştıran UBER Eats sadece birkaç aydır hizmet veriyor ancak müdavimleri çok. UBER Eats ile aynı mantalitede hizmet veren Deliveroo da piyasanın gözde oyuncularından. Deilveroo ve UBER Eats, özellikle motorlu kuryelerin yaygın olmadığı kalabalık kentlerde ya da yemek siparişi hizmeti vermeyi tercih etmeyen yüksek kalite restoran segmenti için lezzet dolu bir dönüşümün kapısını açıyor. 

MAPIC’te PropertyEU ev sahipliğinde gerçekleştirilen sunumda, JLL EMEA Yeme & İçme Hizmetleri Yöneticisi Jonathan Doughty bu gibi girişimlerin perakende sektöründe dev bir etki yarattığını belirtti. Kurye hizmeti vermeyen restoranlardan bile eve ya da ofise sipariş verebilme imkânı kısa vadede insanlara daha fazla seçenek sunarken, uzun vadede alışkanları ve gelenekleri değiştirebilecek bir durum. Jonathan Doughty’e göre bu konuda bir sonraki adım ise restoranları tek bir ağ altında toplamak ve kurye hizmeti vererek kar sağlayan bir gelir modeli oluşturmak. Türkiye’de uzun zamandır var olan ‘Yemek Sepeti’ aslında Jonathan Doughty’nin bahsettiği girişimin hayata geçirilmiş ve başarısı kanıtlanmış hali. 2001 yılında Türk girişimciler tarafından kurulan yemeksepeti.com, kısa sürede hayatlarımızın vazgeçilmez bir parçası oldu ve yemek yeme alışkanlıklarımızı değiştirdi. 2016 yılı verilerine göre Yemek Sepeti’nin 5.2 milyon kayıtlı kullanıcısı var ve bu sayı her yıl yüzde 30 artıyor. 

JLL Araştırma ve Strateji yöneticisi James Brown ise bu yeni trendi bir bilim ve çalışma alanı olarak nitelendiriyor. Farklı operasyon ve kiralama modellerinin gündeme geldiği yeme & içme sektöründe sıradanlığın önüne geçmek için yatırımcıların farklı çalışmalar yapmalarının büyük önem taşıdığını belirtiyor. 

Gerek alışveriş merkezlerinde gerekse de caddelerde, ‘fast food’ ve ‘fine dining’ dahil olmak üzere tüm yeme & içme sektörü için yeni bir sayfa açılmak üzere. 

2. İnternette Doğan Markalar

Tüketicilerine sadece bir ürün sunmak yerine farklı bir tecrübe vaat ederek onları etkileyen yenilikçi ‘sosyal markalar’ perakende dünyasında hızla yükseliyor. Bu akımın son temsilcilerinden Avustralya orjinli çay markası ‘T2 Tea’ MAPIC’in ilgi çeken isimlerden biriydi. Unilever tarafından 2014 yılında piyasaya sürülen T2 Tea, yüksek kalite çay ve aksesuarları ile genç jenerasyona hitap eden bir çay tedarikçisi. Piyasadaki diğer markalardan farkı ise sıra dışı bir imaja sahip olmasının yanında herhangi bir süpermarketin raflarında değil, dijital dünyada yaşam sürmesi. Websitesi üzerinden satış yapan ve Facebook & Instagram gibi sosyal medya kanalları üzerinden tüketici sadakatine yatırım yapan T2 Tea, sadece Avustralya’da değil, dünya çapında tüm çay ve retro severlerin ilgisini çekiyor.  

Sosyal trendlerin markaların başarı hikâyesine etkisini değerlendiren Jonathan Doughty, bu süreçte tüketicinin kalite, kültür ve el emeğine ne kadar ilgi duyduğunun önem taşıdığını belirtiyor. 

İtalyan çikolatacısı CioccolatItaliani ise işçiliği ön plana koyarak marka repütasyonu ve başarı hikayesiyle öne çıkan isimlerden bir diğeri. MAPIC’te Gelişen Yeme & İçme Trendleri temalı panelde dinleyicilere ‘iki ana prensip üzerine bir marka imajı inşa etmenin hikayesi’ni anlatan CioccolatItaliani’ye göre başarılarının kaynağı; bir İtalyan mirası olan ‘dünyanın en iyi kakaosu’ ünvanlı İtalyan yapımı kakaoları ve hem mağaza hem de online satışlarını artıran sosyal medya iletişimi. 

3. Hafife Almayın: Çin’in Alışverişkolikleri

Çin’in ‘Black Friday’i olarak kabul gören ‘Singles Day / Bekarlar Günü’ 11 Kasım’da kutlandı. Aynı zamanda 11 Kasım günü dünya devi e-ticaretçi Alibaba tam 18 milyar dolar değerinde satış yaptı, 9.9 milyar kutuyu ise Çinli alışveriş severlere kargoladı.  Alışverişi bir boş zaman aktivitesi haline getiren ve alışveriş yapmak için seyahat etmeyi seven bir topluluğa sahip Çin’de, 2016 yılında 129 milyon kişi deniz aşırı seyahat etti. Fung Global tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya göre; bu seyahatlerde kişi başı harcama miktarı 1.783 dolar. 2015 yılına kıyasla kişi başı harcama miktarında yüzde 6’lık bir artış gerçekleşmiş. 

Çin ve Güneybatı Asya ülkelerinin perakende dünyasına etkisinin tartışıldığı panelde görüşlerini aktaran James Assersohn, Uzak Doğu’nun sahip olduğu potansiyelin bir efsane olmaktan çıktığını belirtiyor. Mevcut tabloya bakılırsa bambaşka bir tüketim anlayışına sahip Çin Toplumu, dünyadaki perakende dengelerini değiştireceğe benziyor. 

4. Geleceğe Dönüş: Dijital Prova Odaları ve ‘Pop-Up’ Mağazalar

‘Perakendeciler İçin İnternet Yeterli Değil’ farkındalığının yaygınlaşması ile beraber online ve geleneksel perakendecilik 2016 yılında da işbirliğini devam ettirerek perakendenin geleceğini oluşturmaya aday durumda. 

JLL Küresel Kiralama Yöneticisi David Zoba’ya göre perakendede ‘Geleceğe Dönüş’ döneminin başlıca örneklerinden biri Rebecca Minkoff’un New York’taki amiral mağazası. Geleneksel bir tasarım ile döşenmiş prova odaları, aslında dijital aynalarla kaplı. Bu teknoloji sayesinde tüketici, prova odasında beğendiği ürünü denerken dijital aynalardan da bu ürünle uyumlu olabilecek kombinleri görebiliyor, dilediği ürünü kasaya gitmekle uğraşmadan satın alabiliyor ya da bir sonraki ziyaretinde satın almak üzere ürünü kaydedebiliyor. Mağaza ziyaretçilerinin indirebildiği Rebecca Minkoff mobil uygulamasıyla prova odasının aydınlatma seviyesini ve sıcaklığını dahi ayarlamak mümkün. Tüketiciye sadece bir ürün satmaktan öte eşsiz bir ‘alışveriş tecrübesi’ yaşatmayı hedefleyen ve bunu fazlasıyla başaran Rebecca Minkoff, bu eşsiz deneyimi amiral mağazasına taşıyarak marka imajını güçlendirecek büyük bir adım atmış. 

İhtişamlı amiral mağazaların yanında ‘Pop- Up Store’ adı verilen mini mağazalar da perakendeciler tarafından keşfedilmeye devam ediliyor. Perakendecilerin büyüme stratejisine farklı bir soluk getiren ‘Pop- Up’ mağazalar, beklenmedik noktalarda kısa veya uzun dönemli konumlandırılarak tüketicilere ihtiyaç duydukları her an ulaşabilmeyi hedefliyor.