Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Dünyanın En ‘Akıllı’ Binaları

İngiltere’nin başkenti Londra’dan, gelişen dünya şehirleri listesine hızla giren Tayvan’daki Taipei’ye kadar dünya şehirlerindeki tüm akıllı binaların ortak bir özelliği var; enerji verimliliğine verdikleri önem.


İngiltere’nin başkenti Londra’dan, gelişen dünya şehirleri listesine hızla giren Tayvan’daki Taipei’ye kadar dünya şehirlerindeki tüm akıllı binaların ortak bir özelliği var; enerji verimliliğine verdikleri önem. Dünyanın en akıllı binalarının, dünyaya örnek olması gereken özelliklerini sizin için derledik:

Dünyanın farklı bölgelerinden enerji yönetimi ve sürdürülebilirlik profesyonelleri, nisan ayında gerçekleştirilecek ‘Building Energy Summit’ için şimdiden kolları sıvadı. Konferans için hummalı çalışmalar devam ederken biz de akıllı bina teknolojilerini araştırdık. 

‘Building Energy Summit’ kurucusu ve JLL Enerji ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Başkanı Darlene Pope, enerji tasarrufundan çalışan üretkenliğine ve operasyon - bakım işlerine kadar verimliliğin akıllı binalar konsepti ile yeniden şekillendiğini belirtiyor. Darlene Pope’a göre; söz konusu yeni bir projenin geliştirilmesi de olsa yenilenme sürecinden geçen bir bina da olsa, süreçte yer alan tüm profesyonellerin odak noktası, binalar için geliştirilen yüksek teknolojinin enerji ve sürdürülebilirlik hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik kullanılması oluyor. Enerji kullanımını düşürmede, iklim değişimine karşı alınan önlemlerde ve daha iyi çalışma alanları yaratılmasında teknolojinin istinasız önemli bir rolü var.

Kısa ömürlü teknik donanım kaynaklı zorlukların, artan enerji maliyetlerinin ve iklim değişiminin etkilerinin gayrimenkul sektörüne yansımasıyla birlikte, mülk sahipleri ve geliştiriciler de binalar için üretilmiş yüksek teknolojileri yakın takibe aldılar. Günlük hayatın bir parçası haline gelen akıllı bina teknolojileriyle, enerji maliyeti olarak yansıyan operasyon bilgilerinin daha güvenilir bir şekilde elde edilmesi, aydınlatma ve HVAC gibi çalışanlar için önem taşıyan sistemlerin ise kolaylıkla takibi mümkün. Bu konuda yapılan farklı çalışmaları merak edenler için yazımızda akıllı bina teknolojilerini sürdürülebilirlik ile bir araya getirmesiyle ünlü yapılara yer veriyoruz;

The Edge- Deloitte, Amsterdam (Hollanda)

Deloitte’un meşhur 40 bin metrekarelik Amsterdam’daki genel müdürlüğü şu ana kadar alınmış en yüksek BREEAM skoru olan yüzde 98,6 ile dünyanın en sürdürülebilir ofis binası olarak nitelendiriliyor. Ayrıca bina içerisindeki hava kalitesini, sıcaklığı ve diğer operasyonları kontrol eden 28 bin kablosuz sensörü ile en akıllı bina olma konusunda da iddialı. Çalışanların ne zaman binaya giriş yaptığını takip eden mobil uygulama, aynı zamanda çalışanlara araçlarını nereye park edebileceklerine ve hangi katta boş masa bulabileceklerine dair yönlendirmeler de yapıyor. Enerji tasarrufu kapsamında ise 40 bin metrekarelik ofisin tüm enerji ihtiyacı binanın ve çevredeki yapıların çatısına konumlandırılmış güneş panelleri ile sağlanıyor. 

​311 South Wacker, Şikago (ABD)

Rüzgar kenti Şikago’nun ikonik yapısı Willis Tower’a komşu olan ve kentin en akıllı binası unvanını taşıyan 311 South Wacker, akıllı renovasyonun en bariz örneklerinden biri. 65 katlı 13 bin metrekarelik ofisin enerji verimli modele dönüşüm macerası, 2014 yılında binanın yeni sahibi Zeller Realty ile başladı. Dönüşüm, sürekli takibi sağlayan akıllı bina yönetim sistemi kurulumu ile gerçekleşti. Bu sistem sayesinde binadaki teknik ekipmanlar ihtiyaca yönelik olarak yenileniyor ya da devre dışı bırakılıyor. Zeller ekibi bu kapsamda eski termostatları kablosuz hava basınçlı termostatlarla değiştirerek akıllı bina yönetimi programı tarafından kontrol edilebilecek hale getirdi. 2015 yılında Şikago’nun en büyük elektrik tedarikçisi, 311 South Wacker’ı 402 bin 318 dolarlık teşvik hibesi ile ödüllendirdi. Bu hibe, ticari gayrimenkullerde enerji verimliliği geliştirmeleri için verilmiş en yüksek tutarlı teşvik.  

Shanghai Tower, Şanghay (Çin) 

‘Dünyadaki en yüksek binalar’ listesinde de ikinci sırada yer alan Çin’in en yüksek binası Shanghai Tower, yüksekliğinin yanı sıra sürdürülebilirlik yatırımları ile de dikkat çekiyor. 128 katlı 380 bin metrekareden oluşan yapı, sadece iç alan aydınlatmaları için değil dış alan ve otopark için de doğal ışıklandırma seçeneğini tercih etmiş. İç mekan aydınlatmasında başlıca kaynak güneş enerjisiyken, dış aydınlatma ve park alanları için gerekli enerji tedarikinde rüzgar enerjisi tribünleri kullanılıyor. Havalandırma, aydınlatma gibi sistemlerin takibinde kullanılan akıllı programlar sayesinde, LEED sertifikalı yapının doğaya bıraktığı yıllık karbon izi 34 bin metrik ton azaltılmış durumda. Tasarruf demişken, binanın aydınlatma kontrolü sayesinde yıllık 556 bin dolarlık enerji tasarrufu sağlanıyor. 

Capital Tower, Singapur

2000 yılında tamamlanan 52 katlı 95 bin metrekarelik Capital Tower, şehrin ilk akıllı binası olarak kısa zamanda Singapur’un finansal bölgesinin önemli yapılarından biri haline geldi. Entegre bina yönetim sistemi, sürücülere yardımcı olmayı hedefleyen ve gerçek zamanlı harita teknolojisi ile desteklenen akıllı otopark uygulaması gibi özelliklere sahip olan bina, aynı zamanda tam teşekküllü bir su arıtma sistemi kullanıyor. 

One Embankment Place, Londra (İngiltere)

Londra’nın Charing Cross istasyonunun yanı başına inşa edilmiş One Embankment Place, yüzde 96,31 ile dünyada en yüksek ikinci BREEAM skoruna sahip bina olma özelliği taşıyor. 10 katlı, 3 bin 716 metrekare alana sahip binanın takdire şayan değerlendirmeler almasında biofuel trigeneration soğutma, ısıtma ve enerji sistemlerinin, yeşil duvarların, susuz pisuarların ve düşük akımlı tuvaletlerin katkısı büyük. Ayrıca karşılaştırmalı ölçüm sistemi sayesinde bina enerjisi takip edilebiliyor ve resepsiyonda bulunan interaktif ekranda tüm ziyaretçilerle paylaşılabiliyor. Bina kullanıcılarını ve ziyaretçilerini sürdürülebilirliğin bir parçası haline getirdiği için One Embankment Place, büyük bir teşekkürü hak ediyor.

Bullitt Center, Seattle, Washington (ABD)

Bu Pasifik Kuzeybatısı binası dünyayı değiştirecek bir havalandırma verimliliği altyapısına sahip. En verimli bina unvanı için yoğun bir çalışma içerisinde olan 6 katlı, 4 bin 800 metrekarelik Bullitt Center, Seattle’ın kapalı havasına rağmen ihtiyaç duyduğu tüm elektriği güneş panellerinden tedarik ediyor. Yeşil çatı teknolojisi ile yağmur suyunu depolayarak, bodrum katında yer alan sistemle atıkları zararsız hale getiriyor. Kendi kendine açılıp kapanabilen otomatik akıllı pencereler ile de enerji tasarrufu sağlanıyor. Araştırmalara göre binanın ekosistemi 18,5 milyon dolarlık tasarruf sağlıyor. 

Chifley Tower, Sidney (Avustralya)

Birkaç yıl önce Sidney’in simgelerinden biri olan Chifley Tower’ın sahipleri artık bir performans iyileştirmesinin zamanının geldiğini düşündü. 3 yıl süren yeşil dostu renovasyon programı, enerji verimliliğini hedefleyen güncellemeleriyle ‘Yüksek Binalar ve Kent Habitatı Konseyi’ (CTBUH) tarafından verilen küresel bir ödül ile sonuçlandı. Bugün 53 katında toplam 90 bin metrekare bulunan ofis binası, yeşil enerji sistemi ile kullanıcılarına havalandırma, aydınlatma gibi opsiyonları yönetme şansı veriyor. Bu sistem sayesinde binanın elektrik kullanımı yüzde 55 oranında azaldı.

Taipei 101, Taipei (Tayvan)

2011 yılında dünyanın en yüksek LEED sertifikalı binası unvanını alan Taipei 101 binası, Çin’deki Shanghai Tower tarafından listenin ikinci sırasına atılsa da, Dünya Yeşil Binalar Konseyi tarafından hala örnek bir ‘iyileştirme modeli’  olarak gösteriliyor. 101 katlı, 412 bin 500 metrekarelik Taipei 101, enerji verimliliği odaklı renovasyon süreci sonunda 33,41 milyon kilovatlık enerji tasarrufu sağlayan bir başarı hikâyesi sahip. Enerji tüketiminin 33,41 milyon kilovat azaltılması, yıllık 2 milyon dolarlık bir tasarruf demek. Sofistike bina otomasyon sistemi sayesinde bina mühendisleri, tüm binanın ısıtma ve HVAC sistemlerini kontrol ederek enerji tüketimini optimize ediyorlar.   

Manitoba Hydro Place, Winnipeg (Kanada)

Kuzey Amerika’nın en verimli ofislerinden biri olarak dünya çapında tanınan 22 katlı Manitoba Hydro Place, 64 bin 590 metrekarelik bir alana sahip. Ününü ise benzer büyüklükteki yapılara kıyasla yüzde 60 ila 70 oranında daha az enerji kullanmasından alıyor. 115 metrelik güneş paneli pasif havalandırma fonksiyonu sağlarken, bilgisayar sistemleri tarafından kontrol edilen çift katlı cephesi ile olumsuz hava koşullarına karşı ayakta kalan binada ısıtma ve soğutma jeotermal sistemler ile sağlanıyor. 

Orjin Maslak, İstanbul ( Türkiye)

Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik için kullanılan akıllı bina çözümlerinin Türkiye'de de yer almaya başladığını görüyoruz. İstanbul’un merkezi iş alanı Maslak’ta bulunan Orjin Plaza, 13 katta toplam 36 bin metrekarelik kiralanabilir alana sahip olmakla beraber yapısında bulunan çevre ve insan dostu özellik ile LEED Core & Shell kategorisinde Altın seviyesinde sertifikaya hak hazanmış. 

Türkiye’de ilk kez çift cephe sistemini kullanarak enerji tasarrufu konusunda önemli bir adım atan Orjin Maslak, plaza camlarının açılmasını sağlayan bir sistem kullanarak bina kullanıcılarının temiz hava ile buluşmasına da imkân sağlıyor. ​