Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Alış-veriş değil yeme-içme merkezi

JLL Türkiye Konsept Geliştirme Yardımcı Direktörü Nil Yörüker, alışveriş merkezi konseptinden yeme-içme ve sosyalleşme merkezine dönüşümü Retail Türkiye'ye anlattı


Son dönemde sektörün en çok konuşulan konularından birisi ‘alışveriş merkezlerinin sayılarının gün geçtikçe artıyor olması ve bu durumun rekabeti de aynı ölçüde artırması’. Oysa artanın alışverişten ziyade yeme-içme ve sosyalleşmeye yönelik ihtiyaçları karşılayan merkezler olduğu görüşündeyim.

Nasıl mı? Türkiye’deki alışveriş merkezlerinin sayısı 2017 sonuna kadar 415’e ulaşacak.

Fakat kuruluşunu uzman görüşü alarak gerçekleştiren, konseptini gerekli değerleme süreçlerinin sonuçlarına göre belirleyen yeni alışveriş merkezleri rekabete zaten önde başlıyor. Bu merkezlerin en büyük özelliklerinden biri Yeme & İçme ünitelerine ayrılan alanların çokluğu ve bu alanların nasıl kurgulandığı. Çünkü geçtiğimiz yıl AVM’lerde Yeme & İçme ünitelerine ayrılan alanların yüzde 20’lere ulaştığını söylerken, bu yıl bu oranın özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yüzde 40 hatta yüzde 50’lere kadar çıktığını söyleyebiliyoruz. 

​Yeni Dönem Alışveriş Merkezlerinde Anchorlar Yeme & İçme Üniteleri

Alışveriş merkezlerinin konseptindeki bu değişikliğin sebebi kuşkusuz ki tüketicilerin bu alanlara gösterdiği talepten kaynaklanıyor. Artık alışveriş merkezleri, alışveriş yapma amacı gütmeyen kişiler tarafından bile arkadaşlarla bir restoranda oturup sohbet etmek, film izlemek, AVM’de yer alan spor tesisinden yararlandıktan sonra oturup bir şeyler atıştırmak, işten önce ya da sonra bir fincan kahve keyfi yapmak gibi sebeplerle sıklıkla kullanılıyor. Bu tür kullanıcılar alışveriş merkezlerinde yer alan klasik food court’ta değil, AVM’nin farklı alanlarına konumlanmış, yemek kokusunun olmadığı ferah bir ortamda sohbet etmek istiyor. Başka bir deyişle AVM’ler artık alışverişten daha çok buluşma ve Yeme & İçme merkezleri olarak kullanılıyor. Ülkemizin bir klasiği olan ‘altın günleri’nin bile bir değişim sürecine geçerek, evlerdeki kekli kısırlı formattan alışveriş merkezlerindeki cheesecake’li formata geçtiğini görüyoruz. Bu doğrultuda yeni dönem alışveriş merkezlerinde anchorların Yeme & İçme üniteleri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu alanlar projelerin kaderini belirleyen en önemli çekim noktaları olmaya başladı. 

Biz de JLL Perakende ekibi olarak Yeme & İçme ünitelerini sadece bir alana toplamak yerine alışveriş merkezinin değişik noktalarına  dağıtarak her alana ve her kata farklı bir çekim gücü oluşturmuş oluyoruz. Hatta bazı projelerimizde kiralama sürecine Yeme & İçme ünitelerinden başlayarak marka karmamızı bu doğrultuda şekillendiriyoruz.  

Diğer yandan Yeme & İçme hizmetini daha farklı bir boyuta taşıyarak sadece alışveriş merkezi genelinde değil aynı zamanda bazı özellikli markaların içinde de farklı çalışmalar yapmaya başladık. Örneğin ‘bookstore’ların içinde özel kafe alanları, eğlence alanları içerisinde temalı konseptleri olan restoranlar ve bazı ‘departman store’ların içinde oluşturulan markaya özel restoranlar son dönemde ilgi odağı haline geldi. Benzer pek çok yenilik de sırada bekliyor.

Bu yeniliklerle birlikte alış-veriş merkezlerinin isimleri zamanla yeme-içme merkezlerine dönüşür mü bilmiyorum ama kısa sürede Yeme & İçme alanlarının işlevinin alışveriş alanlarının önüne geçeceğinden şüphem yok. 

​Nil Yörüker

JLL Türkiye Konsept Geliştirme Yardımcı Direktörü