Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Gayrimenkulden Beyaz Saray’a

Bugün itibariyle televizyon ve internetin olduğu nereye giderseniz gidin karşılaşacağınız birinci gündem maddesi hiç şüphesiz ABD Başkanlık Seçimleri ve seçimlerin - çoğunluğun görüşüne göre - sürpriz sonucudur.


​​Bugün itibariyle televizyon ve internetin olduğu nereye giderseniz gidin karşılaşacağınız birinci gündem maddesi hiç şüphesiz ABD Başkanlık Seçimleri ve seçimlerin - çoğunluğun görüşüne göre - sürpriz sonucudur. Parti içi rakiplerine ve Hillary Clinton’a kıyasla siyasi geçmişi olmayan Gayrimenkul İmparatoru’nun Oval Ofis’e taşınmasına dünya kamuoyunun verdiği ilk tepki şaşkınlık olarak adlandırılabilir.

Trump’ın ABD başkanlık makamına adaylığını koyduğu ilk günden beri süregelen ilk tartışma maddesi hiç kuşkusuz kimlerin başkan adayı olabileceği veya olması gerektiğiydi. Bir taraf, demokrasinin özü olan herkese seçme ve seçilme hakkındaki eşitlikten yola çıkarak Trump ya da herhangi başka birinin aday olabileceğini savunurken karşısında tecrübeden dem vuran bir topluluk buldu. ABD başkanlığı gibi hem ülke topraklarındaki 318 milyon insanı hem de dünyanın geri kalanını doğrudan ilgilendiren bir makamı işgal edecek kişinin politik düzlemde yüksek bilgi sahibi; devlet işlerinde ise güçlü bir geçmişten gelmesi gerekliliği aylarca vurgulandı. 

Demokrasi ve demokrasinin temel ilkeleri tartışıladursun meselenin ekonomik boyutu daha geniş çevrelerin ele aldığı birincil gündem maddesi olarak hala masada… Her ne kadar yatırım şirketi Gerstein Fisher’dan Gregg Fisher; kişi veya kurumların yatırım kararlarında ABD başkanının hangi partiden olduğunun etkisi hiçbir ampirik deneyde kanıtlanamamıştır yorumunu dile getirmiş olsa da geride bıraktığımız seçim öncesi başkan adaylarının verdiği beyanatlar seçim sonrasındaki ekonomik iklimdeki değişikliklere dair ipuçları vermekteydi. Bilhassa seçimi kazanan Trump’un ülkedeki kısa dönemli ziyaretçi statüsündeki veya oturma izni olan yabancılar ile ilgili keskin sözleri 2008 global finansal krizinin başladığı konut piyasasına dolaylı ancak güçlü bir etki yapacağı tahminlerini beraberinde getirdi. Denklem basit: Daha az ziyaretçi ve göçmen daha düşük ev ihtiyacı; daha az konut talebi ise kira ve gayrimenkul fiyatlarında düşüş baskısı…  

Muhtemel olumsuz senaryo gerçekleşir ve ABD’deki gayrimenkul piyasasında yer alan yatırımcılar yatırımlarını diğer ülkelerdeki varlıklarla konsolide etme kararı alırsa Türkiye bu rüzgardan nasıl daha büyük bir pay alır sorusunu sormak için doğru bir gündeyiz. Demokrasi ve ülke yönetimi açısından duruma nasıl yaklaşıldığı bir yana küresel gayrimenkul piyasasının zirvesinde oturan Donald Trump artık ve en az 4 sene boyunca dünyanın en tepesindeki koltuklardan birinde yer alacak. Gayrimenkul piyasası da finansal anlamda Trump’un hızıyla diğer sektörlerin önüne geçer mi? Önümüzdeki 4 yıl bize bu sorunun cevabını verecektir.