Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

En Çok Merak Edilen Yanlarıyla ‘En’lerin Köprüsü

‘Üzerinden Raylı Sistem Geçen En Uzun Asma Köprü’, ‘En Geniş Asma Köprü’ ve  ‘En Yüksek Kuleye Sahip Asma Köprü’ unvanlarını taşıyan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün hayatımıza girişiyle, gelin geçmişe bir köprü kurup İstanbul’un gelişimine göz atalım.


​Avrupa ile Asya’yı İstanbul Boğazı üzerinden birleştiren ilk köprünün 15 Temmuz Şehitler Köprüsü (Boğaziçi Köprüsü) olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Bilinen tarihin en güçlü hükümdarlarından Pers İmparatoru I. Darius’un; M.Ö. 5. yüzyıldaki İskit Seferi’nde İstanbul Boğazı’nı aşmak için yüzlerce gemi ve salı yan yana dizdirip birbirine bağlattığı ve düzenli ordusuyla Trakya ve Makedonya’yı topraklarına kattığı rivayet ediliyor. Daha yakın geçmişte, Cumhuriyet’in ilk döneminde ise ünlü iş adamlarından Nuri Demirağ’ın San Fransisco'daki sembolik Golden Gate Köprüsü'nü yapan Bethlehem Steel Company'e bir proje çizdirdiği ancak o günün koşulları nedeniyle yapımının mümkün olmadığı biliniyor. Haliç Köprüsü, çevreyolu, Boğaziçi Köprüsü ve gerekli istimlak çalışmalarını içeren kapsamlı ulaşım projelerinin hayata geçmesi ile İstanbul Boğazı’nın iki yakası 1973 yılında ilk kez kesintisiz bir şekilde birleşti ve bunu 1988’de Kavacık - Hisarüstü arasında inşa edilen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü izledi.

Her iki köprü de İstanbul’un gelişimini coğrafi ve demografik açıdan etkiledi elbette. 1973 öncesi nüfusun büyük çoğunluğu Avrupa Yakası’nda yaşarken, açılan ilk köprünün ardından Anadolu Yakası’nın nüfusunda kayda değer bir artış görüldü. İkinci köprünün inşası ise İstanbul’un yoğun göç aldığı döneme denk geldi; daha çok kıyılarda yerleşim yerleri barındıran Anadolu Yakası’nda nüfus daha kuzeye – ikinci köprü ve bağlantı yollarının güzergahına – kaydı. Köprülerin inşasının ardından prestij ve erişim bağlamında Avrupa Yakası’nda iki köprünün arasında uzanan Büyükdere Caddesi öne çıktı ve geride kalan yaklaşık 30 yılda İstanbul’un birincil ofis bölgesi haline geldi. Levent gibi Maslak, Kavacık, Ataşehir, Ümraniye ve Kozyatağı da köprülerin ve bağlantı yollarının getirdiği avantaj ile en çok tercih edilen ofis alt pazarları olarak ön plana çıktı. Planlarının açıklandığı günden itibaren Türkiye’nin gündeminde büyük bir yer edinen Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün de en az diğer iki köprü kadar İstanbul’un gelişimine katkı sağlaması bekleniyor.

Garipçe ile Riva arasına inşa edilen ve 26 Ağustos 2016’daki açılışla iki yakamızı karadan üçüncü kez bir araya getiren Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün İstanbul’a etkilerine geçmeden önce, bir parçası olduğu Kuzey Marmara Otoyolu projesi ile köprünün teknik özelliklerine değinmek faydalı olabilir. Ana hatlarıyla 3 bölümden oluşan Kuzey Marmara Otoyolu; geçtiğimiz Mayıs ayında ihale süreçleri tamamlanan Avrupa Yakası’nda 88 km’lik Kınalı-Odayeri ve Asya Yakası’nda 169 km’lik Kurtköy-Akyazı bölümlerinin yanı sıra Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü de kapsayan 95 km’lik Odayeri-Kurtköy otoyollarını içeriyor. Köprünün açılışıyla tüm İstanbulluların ve transit yolcuların hizmetine girecek olan Odayeri-Kurtköy otoyolu Mahmutbey’deki TEM bağlantısı ile 3. Havalimanı’na bağlanıyor. Projenin kalbi olan Odayeri-Paşaköy kesimi ise İstanbul Boğazı’nın iki yakasını üçüncü kez birleştirecek köprüyü içerirken Çamlık-Reşadiye bağlantı yolu ile FSM Köprüsü’ne bağlanacak. 1,408 m ana açıklığı - 8 şerit karayolu, 2 şerit tren yolu - ile ‘Dünyanın Üzerinden Raylı Sistem Geçen En Uzun Asma Köprüsü’ olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü; 322 m yüksekliğiyle ise ‘Dünyanın En Yüksek Kulesine Sahip Asma Köprüsü’ unvanını taşıyor. ‘Enlerin Köprüsü’ hüviyetindeki ‘Dünyanın En Geniş – 59 m – Asma Köprüsü’ aynı zamanda asma köprü ve eğik askılı köprünün birleşimi olan hibrid yapısıyla da benzerlerinden ayrılıyor.  

Asya ile Avrupa’yı kesintisiz bağlayan mevcut iki köprünün yıllık ortalama günlük taşıt trafiğine bakıldığında Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün her iki köprüdeki sıkışıklığı rahatlatacağı tahmin ediliyor... 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden günlük 190 bin araç geçerken FSM Köprüsü’nü 196 bin hafif ve ağır taşıt kullanıyor. TIR’lar, kamyonlar, şehirlerarası taşımacılık yapan yolcu otobüsleri ve diğer ağır vasıtaların Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü zorunlu olarak kullanacağı da göz önüne alındığında - mevcut köprülerden günde ortalama 60 bin ağır taşıt geçiyor – özellikle TEM otoyolunda gözle görülür bir rahatlama meydana gelecektir. Her ne kadar Jean Baptiste Say’ın “Her arz kendi talebini yaratır” cümlesi ile bildiğimiz Say Kanunu gereğince “Her yeni köprü İstanbul’daki araba talebini ve kullanımını da artıracaktır” iddiası dile getirilse de, kısa vadede yaşanacak rahatlama göz ardı edilmemeli.

Kuzey Marmara Otoyolu ile birlikte 3. Havalimanı’nın da önümüzdeki yıllarda tamamlanması ve kullanıma açılmasının öncelikle İstanbul’daki sanayi ve lojistik pazarlarını etkilemesi bekleniyor... Halihazırda sanayi alanları kentsel dönüşüm çerçevesinde İstanbul’un dış çeperine taşınırken, mevcut projelerle bu sürecin ivme kazanması öngörülüyor. Şu an daha düşük lojistik arsa maliyetleri vadeden bölgelerin - Trakya’da Kınalı-Çatalca, Anadolu’da Dilovası-Akyazı hattı - önümüzdeki dönemde lojistik cazibe merkezi haline gelmeleri, süreç içerisinde yeni otoyolların etkisiyle bu bölgelerdeki arsa maliyetlerinin yüksek oranda artmamasına bağlı. Otoyol güzergahındaki günübirlik misafirlere hizmet verecek akaryakıt ve dinlenme istasyonlarının kısa vadede bölgenin perakende dokusuna büyük bir katkı yapması beklenirken orman vasfı olan bölgeler ile içme ve kullanma suyu havzası niteliğindeki alanların geniş yer kaplaması nedeniyle hem otoyol aksında hem de bağlantı yolları çevresindeki imarlı arsalar üzerinde düşük yoğunluklu konut alanlarının kurulması öngörülüyor… Şehirlerarası taşımacılık yapan yolcu otobüslerinin zorunlu olarak kullanacağı Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hızlı yolcu tren hattı da hizmet verecek. Şehirlerarası yolcuların bu köprüden taşınması şehir içi trafiği rahatlatırken Alibeyköy’de örneğini gördüğümüz cep otogarlarının yakın zamanda İstanbul’un diğer bölgeleri ile beraber Kuzey Marmara Otoyolu aksında da kurulması gündeme gelecek. Diğer yandan ortaya çıkacak konut alanları ile cep otogarı ve tren istasyonlarının şehir merkezi ile bağlantısını sağlayacak yeni toplu taşıma hatları da bölgeye ulaşımı kolaylaştıracak ve günübirlik nüfusun artışına neden olacak. Yeni yerleşim birimlerinin ardından bölgenin nüfus potansiyelinin de belirlenmesi ile daha büyük ölçekli perakende alanı ihtiyacı uzun vadede söz konusu olabilir.

Her biri İstanbul’un tarihinde büyük bir rol oynayan köprülerin ve İstanbulluların yoğun bir şekilde kullandığı Marmaray’ın yanı sıra Aralık ayında hizmete girmesi planlanan Avrasya Tüneli de boğazın iki yakasını bu kez denizin altından kavuşturmaya devam edecek. Ve kuşkusuz ki yüzyıllar boyunca İstanbul’a hakim olan devletlere – geçiş yapan gemilerden aldıkları vergilerle – kayda değer bir gelir yaratan İstanbul Boğazı, stratejik önemini korumayı sürdürecek... Rusya’nın Barents Denizi ile Kuzey Buz Denizi’ne; Baltık Denizi ile Atlas Okyanusu’na ulaşması bir yana, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan gibi Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin Akdeniz’e ve bu bağlamda küresel deniz ticaretine ulaşabilmesi ancak İstanbul Boğazı ile mümkün...