Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

JLL Proje Geliştirme Ekibi’nin 91. Ofis projesi: JLL Türkiye Maslak Link Plaza Taşınma

JLL Proje Geliştirme Ekibi'nin 91. Ofis Projesi olan JLL Türkiye'nin Maslak Link Plaza'ya taşınma süreci sadece ofis lokasyonunun yerinin deği, ofis ve çalışma kültürünün değiştiği bir süreci temsil ediyor.


​​JLL Proje Geliştirme Ekibi'nin 91. Ofis Projesi olan JLL Türkiye'nin Maslak Link Plaza'ya taşınma süreci sadece ofis lokasyonunun yerinin deği, ofis ve çalışma kültürünün değiştiği bir süreci temsil ediyor. JLL Türkiye Proje Yönetimi Yardımcı Direktörü Gökçe Erkaya, ayakta toplantı kültüründen masa telefonları ile vedalaşmaya kadar her ayrıntısını incelikle planladıkları 91'inci projelerini anlattı...  

"Winston Churchill’in de dediği gibi: önce biz binalarımızı şekillendiririz, daha sonra onlar bize şekil verir. JLL Proje Geliştirme Ekibi olarak bu inançla yönettiğimiz 91’inci ofis projesi, ne mutlu ki Maslak Link Plaza’daki kendi ofisimiz oldu...

Ofisimizi sadece iki yıllık bir aradan sonra tekrar taşıyacağımız hiçbirimizin aklına gelmezdi. Ancak kısa sürede iki katına çıkan çalışan sayımızı düşününce, iki yılda ne çok şeyin değiştiğini siz de tahmin edersiniz. Biz JLL olarak bu değişiklikleri ‘değerlendirilmesi gereken önemli bir fırsat’ olarak gördük. Ve ardından ofislerde en yeni teknolojileri, en çok konuşulan eğilimleri göz önünde bulundurarak yeni ofisimiz için yola koyulduk.

American College of Occupational and Environmental Medicine (ACOEM) bir araştırması yeni ofisimiz için aldığımız aksiyonların merkezinde yer aldı. Araştırmaya göre, normal bir günde haberlere göz atmak, arkadaşımızla kısa bir konuşma yapmak gibi ufak iş bölünmelerinin yanı sıra, ofisteki diğer etmenlerden ötürü - fiziksel sağlık koşulları, bilgi ve gereçlere ulaşma hızı gibi - çalışma potansiyelimizin yüzde 11 ila 14’ünü kaybediyoruz. Bizim de hedefimiz bu yüzdeyi en aza indirmekti. Aksiyonlarımızdaki üç öncelikli hedef; verimlilik, etkileşim ve hareketti. Bu süreçte pergelin sabit kalacak ayağını ise bizim için öncelik olan insana koyduk. Dolayısıyla amacımız çalışanlarımızın daha sağlıklı ve mutlu olmasını sağlayacak en modern uygulama ve yöntemleri de hayata geçirmekti. Bu fikirlerle yola çıktık. Bir önceki ofisimizin tam iki katı büyüklükte bir alana taşındık. Toplantı odalarının kapladığı alanı iki katına çıkarmadık, çalışma masaları başına düşen alanı iki katına çıkarmadık. Bunun yerine ofis alanımızın %14’ünü kafeterya alanımız olarak ayırdık, %10’unu kolektif aktiviteler yapıp bir araya gelebileceğimiz toplanma anları olarak düşündük. Çalışma alanlarında oturma koltuğumuzdan, ekranlarımıza kadar, ergonomi öncelikli seçimler yaptık. Özetle tüm bunların, çalışanlar arası pozitif etkileşimi artırmak, daha konforlu ve konsantre çalışabilmek ve ofisimizden daha iyi faydalanıp daha üretken olmamızın anahtarı olduğunu düşünüyoruz.

​Mekanlar kurumların iletişim önceliğine göre şekillenmeli

Mekanları tasarlarken karşımıza çıkan en önemli hususlardan birisi de organizasyon şemasının mekâna yansımasının verimli ve etkili bir şekilde kurgulanmasıdır. Diğer bir deyişle, mekanların yakın çalışan departmanlar ve temasları sınırlı hatta hiç olmaması gereken departmanlara göre yeniden tasarlanmasıdır. Her kurum için farklı ele alınabilecek bu konuda, tüm proje grubu olarak, şirket içi organizasyon ve iş ilişkilerine göre alanları mümkün olduğunca farklılaştırdık. 

Örnek verecek olur isek, finans departmanımızın bir çalışanının konumu, dosya dolaplarına günlük olarak rahatça ulaşabileceği bir noktada iken, ofise en hızlı girip çıkan satış ve müşteri odaklı departmanlar toplantı alanlarına daha yakın konumlandırıldı. 

​ “Sitting is the new smoking”

Son zamanların çalışma alanlarını eleştirirken en çok duyduğumuz kalıp; eskinin sigara alışkanlığı bugünün oturma alışkanlığı (“sitting is the new smoking”). Bizim ofisimizde masadan kalkmak için birçok bahaneniz var. Örneğin masalarımızın kesonu yok. Ayrıca altında çöp tenekesi de yok. Atmak istediğiniz herhangi birşeyi yerinizden belli aralıklarla kalkıp, geri dönüşüm alanına atabilirsiniz. Çalıştığınız dosya ile işiniz bittiğinde ya da çantanızdan bir şey almak istediğinizde kişisel dolabınıza yürümeniz gerekecek. Buna en çok fitbit’iniz sevinecektir. Ya da bir alt kattaki çalışma arkadaşınız ile görüşmek istediğinizde imdadınıza şirket içerisinde tüm iletişim ve etkileşimin artmasında büyük rol oynayan iç merdivenimiz yetişecek. Asansöre gerek kalmadan sirkülasyondaki ana arterimiz. Çalışanları yerinde tutmaya değil; belli aralıklarla hareket etmeye zorlamak daha sağlıklı bir seçim. 

Sonuç olarak mobil ve dijital çağa adapte olmuş, sağlık koşulları iyileştirilmiş, sabah gelmekten mutluluk duyacağımız bir çalışma alanı hepimizin hayaliydi. Katılımı olan tüm departmanlar, tasarım ve uygulama için Tetris ekibi, yurtdışı ofislerimizden gelen bilgiler gibi birçok parametre ile bunu başarmaya çalıştık. Ne kadar başarılı olduğumuz ise her zamanki gibi, son kullanıcılarımız çalışanlarımızın takdiri."