Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Biz Çalışma Alanlarımızı Şekillendiririz, Onlar Da Bizi!

Winston Churchill’in de dediği gibi: önce biz binalarımızı şekillendiririz, daha sonra onlar bize şekil verir. İşte tam da bu yüzden, çalışma alanlarını dört tarafı duvarla çevrili kapalı bir yer olarak görmek şirketlerin en büyük yanılgılarından biridir.


​Artık piyasadaki arzı, kiracıların çalışma şekli ve bu yöndeki talepleri belirliyor. Çünkü çalışma alanları, mükemmel marka konumlaması, organizasyon kültürü ve değer yaratma konularında son derece önemli ve hatta stratejik bir rol üstleniyor. Şirketler de bu durumun farkında…Artık çalışanların ve yapılan işlerin verimliliğini artırmak için çalışma alanlarının ne kadar önem taşıdığının bilincindeler ve bu alanda değişikliğe gitmeye hazırlar. 

Diğer yandan çalışma alanları, şirketlere metrekare başına düşen minimize edilmiş maliyet ve optimize edilmiş kapasite kullanım oranı anlamına gelen, en az alanda en fazla verimi de sunuyor. İstanbul ofis piyasasının son on yılı incelendiğinde kira seviyelerinde önemli bir değişim olduğu görülüyor. Özellikle Merkezi İş Alanı ve Asya alt pazarlarında birincil kira seviyeleri 2006 yılından beri %100’ün üzerinde artış gösterdi. Bu nedenle kiracılar, şirketlerin başlıca sabit giderlerinden biri olan kira giderini en düşük seviyede tutabilecekleri çalışma alanı arayışına da yöneliyor.

JLL’nin, çalışma alanı verimliliği stratejilerine odaklanan ‘Forget the Workplace…for Now’ raporuna göre, sözkonusu çalışma alanı değişikliklerinin başarılı olması, öncelikle hangi iş süreçlerinin bir organizasyon ve müşterileri için değer yarattığının dikkate alınması ve sonrasında da onları en çok destekleyecek çalışma alanı stratejisinin bulunması ile mümkün olacaktır. 

 ‘Çalışılacak En İyi Yer’ Olma Yarışında İpi Kim Göğüsleyecek?

Dünya genelindeki ofis trendlerine bakıldığında, yeni çalışma yöntemleri ve artan kira rakamları ofis pazarlarında yeni bir çalışma alanı kültürüne yönelik küresel eğilimin itici güçleri konumunda. Diğer yandan mobil çalışma, ileri teknoloji kişisel akıllı telefonların işle ilgili faaliyetlerde kullanılması ve kendi-cihazını-getir (bring-your-own-device) programlarının sayısındaki artışı kapsayan teknolojik gelişmeler tarafından desteklenerek ofis tasarımını şekillendirmeye devam ediyor. Çok amaçlı ofisler kullanıcılarına, resmi olmayan toplantı odaları, özel telefon odaları, Wi-Fi etkin kafe alanları, beyaz tahtalar, yazı tahtaları ya da ‘fikir boyama’ duvarları sunuyor ve ‘çalışma alanı’ kavramından ‘çalışılacak en iyi yer’ kavramına doğru gelişimi yönlendiriyor. Kurumlar ofisin içinde farklı çalışma alanları yaratarak, çalışanlarının nerede ve ne zaman isterlerse çalışabilme özgürlüğüne ve esnekliğine sahip olmasını sağlayabiliyor. 

Esneklik’ (agility), çığır açan konseptleri ve yeni tasarlanan çalışma alanlarını tanımlamak için iş hayatında  öne çıkmaya başlayan bir terim. Aslında ‘esneklik’, çalışanların hangi departmanın çatısı altında yer aldıklarına bağlı olarak değil, ne iş yaptıklarına göre şekillenen ofis tasarımını ifade eden ‘çalışma alanı esnekliği’ ve yapısal değişikliklere uyum sağlamayı ifade eden ‘kurumsal esneklik’ gibi iş dünyası için iki ayrı kavramı işaret ediyor. Yönetici odaları, esnek çalışma alanı stratejisinin genel uygulaması olarak küçülüyor ya da yeni yapılan açık ofislerde yeniden şekilleniyor. ‘Masa sahipliği’ kavramı yerini ‘kurumsal üyelik ve paylaşılan alan’ kavramına bırakıyor. Bu durum ‘benim alanım’dan ‘bizim alanımız’a doğru bir geçişi ve ofisteki birleşik nüfusu çoğaltma temelinde verimlilikteki artışı işaret ediyor. 

​‘Değer Yaratma’ Süreci İçin De Çok Önemli

Bununla birlikte çalışan katılımı kurum ile duygusal bir bağ yaratmak için çalışma alanının dönüşümünde çok önemli bir unsur. Teknoloji meraklısı, aile odaklı, takım oyuncusu ve iletişim becerileri yüksek olan yeni kuşağın, nam-ı diğer Y Kuşağı’nın, çalışma alışkanlıkları nedeniyle çalışma alanının tasarım sürecinde insan faktörü göz ardı edilmemelidir.

Çalışma alanının çalışan bağlılığı, motivasyonu ve verimliliğine olan bu etkisi sözel tahminlerin çok ötesinde... Örneğin bilim yazarı ve medya teorisyeni Steven Johnson, fikrin bir aydınlanma anında oluştuğunu öne süren geleneksel metaforları ve fikir yaratım dilini reddediyor, yeni prensipler ve kavramlara dikkat çekiyor. Johnson’a göre fikir, nöronların beynin içinde eşzamanlı ve birbirleriyle bağlantılı olarak ateşlenmesiyle oluşan yeni bir ağ. Peki beynimizi bu yeni ağların oluşma ihtimalinin daha yüksek olduğu çevrelere nasıl sokarız? Eğer daha inovatif organizasyonlar oluşturmaya çalışıyorsak, ofis alanları özellikle farklı uzmanlık ve ilgi alanlarından gelen insanların öngörülemeyen yeni karşılaşmalarının ve yeni fikirlerin bir araya geldiği yerler olmalı. Johnson görüşlerini, Kevin Dunbar’ın iyi fikirlerin nereden geldiğini bulmak için bilim insanlarının davranışlarını gözlemlediği çalışmasıyla da destekliyor. Beklentilerin aksine, çığır açan önemli fikirlerin hemen hemen hepsi tek başına laboratuvarda ya da bir mikroskop karşısında çalışırken değil, bilim insanlarının bir araya geldikleri ve güncel veriler ile son bulguları paylaştıkları toplantı masaları etrafında ve haftalık laboratuvar toplantılarında ortaya çıkıyor. Esnek çalışma alanları, işbirliğini, hızlı karar alabilmeyi ve uygulamayı destekleme noktasında açık bir şekilde ön plana çıkıyor. 

Hiç şüphesiz ki inovasyon ve yeni fikirler, bir başka deyişle ‘değer yaratma’, açık ofis kavramının geniş çıktı yelpazesinin sadece bir kısmını oluşturuyor. JLL’nin araştırma raporu, ‘Fully engaged’ çalışma alanı tasarımı ile şirket kültürü arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Rapor, çalışan mutluluğu ve bağlılığındaki artışın karlılık ile üretkenliği artırarak ve hataları, olumsuz gelişmeleri, devamsızlığı azaltarak iş ortamında verimlilik ve etkin çalışma oranlarını artırdığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, yüksek maaşlar sunma zorunluluğu olmadan yeni yetenekleri işe almak, tasarımın zamanla sistemi, sembolleri ve davranışları etkilemesiyle kültür üzerindeki doğrudan etkisi ile birlikte, cazip çalışma alanları ve şirket kültürünün oluşturduğu daha iyi bir marka değeri ile mümkün oluyor.  Sonuç olarak, açık ofis kavramı ve esnek çalışma uygulamaları ile birlikte modern çalışma alanı stratejileri, şirketlere makul gayrimenkul giderleri çerçevesinde tüm yararlarıyla birlikte daha iyi bir iş ortamı sunuyor.