Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Köprülerin işlevi sadece iki yakayı birleştirmek midir?

Bugün açılan Osman Gazi Köprüsü; modern insanın teknoloji ve bilim ile önüne çıkan engelleri nasıl aşabildiğini simgeleyen yapıtaşlarından biri olarak hayatımıza giriyor.


Bugün açılan Osman Gazi Köprüsü; modern insanın teknoloji ve bilim ile önüne çıkan engelleri nasıl aşabildiğini simgeleyen yapıtaşlarından biri olarak hayatımıza giriyor. Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolunun yerini aldı bile... en sembolik parçası olan bu köprü, yaklaşık 2.7 km uzunluğu ile dünyanın en uzun asma köprüleri arasında 

​Dünyada ilk kez bir köprü yapma ihtiyacı neden ve ne zaman ortaya çıkmış bilinmez ama arkeolog ve tarihçilere göre kemer yapısındaki köprülerin tarihi Mezopotamya, Mısır ve Çin’de MÖ 3,000 ila MÖ 4,000 yıllarına kadar dayanıyor. Bugünün dünyasında köprüler, coğrafi yapısı elverişli olmayan her ülkede ulaşım sorununa çözüm olarak başvurulan bir yapı olsa da tarihte yaşamış kavimler savaş ve ticaret gibi nedenlerle köprüler inşa etmiş ve hatta yıkmışlar. MÖ 58-50 yılları arasında Roma Cumhuriyeti’nin Galyalı (bugünkü Fransa ve Belçika) kavimlere karşı sürdürdüğü savaş ile Roma tahtında oturan en meşhur vali olan Jul Sezar’ın bizzat kendisinin kaleme aldığı ‘Commentarii de Bello Gallico’ (Galya Savaşı) kitabı, köprülerin o dönemdeki toplumların hayatında nasıl bir konumda olduğunu gözler önüne seriyor. O dönemde stratejik anlam taşıyan Rhone Nehri, Arar Nehri ve Ren Nehri üzerinde Jul Sezar tarafından verilen emirlerle çok sayıda köprü ile geçit yapılmış ve gerektiğinde yine kendileri tarafından yıkılmış...

10 günde inşa ettiği köprüyle tarih sahnesine çıktı

Üzerinde yaşadığımız toprakların kuşkusuz bilinen en iyi mimarı ‘Koca Mimar Sinan Ağa’ nam-ı diğer Mimar Sinan’ın tarih sahnesine çıkışı ise Karaboğdan Seferi sırasında Prut Nehri’nde bataklığın üzerine 10 günde inşa ettiği köprü ile olmuş. Tarihimize Süleymaniye Camii, Selimiye Camii gibi muhteşem eserler kazandıran; Ayasofya’yı restore ederek günümüze kadar ulaşmasını sağlayan Mimar Sinan’ın, köprü mimarisine katkıları da 11 önemli eser ile vücut buluyor.

Evet teknoloji gelişiyor, köprüler tasarlamak kolaylaşıyor ve inşa süreleri kısalıyor. Ancak köprülerin hayatımızdaki etkileri hiç eksilmiyor... Çağımızda inşa edilen modern ve teknolojik köprüler bir yandan hayatımıza ulaşım anlamında önemli katkılar sağlarken diğer yandan da çevresindeki gelişime öncülük ediyor. 

Nedir bu gelişimler derseniz, mesela coğrafi açıdan karayolu yapılmasının mümkün olmadığı yerlerde uzak mesafeleri yakın kılan köprüler var. Öresund Köprüsü bu tür köprülere verilebilecek en iyi örneklerden biri. 8 km uzunluğundaki bu köprü 2000 yılından beri hem karayolu hem de raylı sistemle Danimarka’nın başkenti Kopenhag ile İsveç’in büyük şehirlerden biri olan Malmö’yü birbirine bağlamakla kalmıyor, üzerinde taşıdığı kablolarla Batı Avrupa ile İskandinavya arasındaki internet veri alışverişinde de omurga görevi görüyor. 

Köprülerin etkisiyle meydana gelen bir diğer gelişim ise aslında artan nüfus ve gelişen ekonomiye paralel olarak büyüyen şehirlerde, eski sanayi bölgelerinin yeniden tanımlanması. İstanbul’da 1990’lı yıllarda ilk modern ofis binalarının yükselmeye başladığı Levent bölgesi, 1980’lere kadar temelde bir sanayi bölgesiydi. Tekfen Ampul Fabrikası, Philips TV Fabrikası, Eczacıbaşı İlaç Fabrikası, Roche İlaç Fabrikası bu bölgenin eski yerleşimcileriydi. 1980’den sonra yaşanan ekonomik dönüşüm ile birlikte, Kabataş, Karaköy, Mecidiyeköy gibi eski merkezi iş alanları mevcut ofis arzları ile yeni sistemin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandı. Yeni Merkezi İş Alanı olarak yükselişi bu dönemde başlayan Levent’in tercih edilme sebebi ise sadece söz konusu sanayi bölgelerinin dönüşümünün açacağı yeni geliştirme projelerine uygun alanlar değildi elbette. Levent bölgesi, 1973 yılında hizmete giren Boğaziçi Köprüsü ile 1988 yılında açılan Fatih Sultan Mehmet köprülerinin tam ortasında yer alan, şehrin iki yakasını birleştiren bir konumdaydı. 

Henüz proje aşamasındayken konut fiyatları yükseldi

Benzer bir gelişim eğrisini İstanbul’un Asya Yakası’nda yer alan diğer ofis alt bölgeleri için daha net bir şekilde gözlemlemek de mümkün oldu. Aynı Levent bölgesi gibi Ümraniye’nin ulaşılabilirliği de özellikle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hizmete girmesiyle ve TEM otoyolu bağlantılarının tamamlanması sonucunda arttı. İki köprü arasında yer alan konumu ve büyük m2’li yeni A sınıfı ofis projeleri, Merkezi İş Alanı’na göre daha düşük kira oranları ile birleşince Ümraniye önemli bir ofis alt piyasası haline geldi. Buna ek olarak Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün otoyol bağlantılarının tamamlanması, Kozyatağı bölgesinin de ofis piyasası bağlamında gelişmeye başlamasına yol açtı.

Altyapı kapasitesindeki genişleme şehrin dönüşümünü sağlarken, elbette ekonomik dinamizmi açısından da kilit bir rol oynuyor. Arthur D. Little tarafından yapılan kapsamlı bir kentsel hareketlilik çalışmasında İstanbul 84 şehir arasında önemli bir başarı elde ederek 27. sırada kendisine yer buldu. İddialı altyapı projeleri, İstanbul gayrimenkul pazarının mekansal yerleşimini temelinden değiştiriyor. Mesela Asya ve Avrupa kıtalarını İstanbul Boğazı’ndan 3. kez birleştirecek olan Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu çevresinde yeni ticari ve endüstriyel alanların gelişimine yol açacak. Osman Gazi Köprüsü ile birlikte ise İzmit bölgesi civarındaki mevcut lojistik ve endüstriyel alanlara yönelik arz ve talepte, gelişen ulaşım altyapısı sayesinde artış yaşanması öngörülüyor. Osman Gazi Köprüsü henüz proje aşamasındayken İzmit, Yalova ve Bursa bölgelerinde, arsa ve konut fiyatlarında keskin bir yükselişe neden oldu. Söz konusu bölgelerde daha çok konut projesinin geliştirilmesi ve Yalova’nın yeni bir lojistik alt pazar olarak öne çıkması bekleniyor. Görüyorsunuz ya bir köprü neleri etkiliyor, neleri değiştiriyor.


Yavuz Can Parlar

JLL Araştırma Birimi