Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Oteller yeşil dünyaya ‘check-in’ yapıyor

Eko turizmin gelişmesiyle, “çevre dostu oteller” önem kazanmaya başladı. Seyahat edenler artık konaklayacakları otelleri sunduğu imkanlar ve konumu gibi özelliklerin yanı sıra çevreye olan duyarlılığını gösteren belgeler ve ödüllere göre de seçiyor.


​Dünyanın neresinde olursa olsun bir otel odasına adım attığınızda kibar ancak net bir dille nevresimlerin günlük olarak değiştirilmemesi, havluların tekrar kullanımı gibi doğa dostu seçimlerin faydalarını anlatan bir not kartını yatağınızın ya da banyo tezgâhının üzerinde bulmanız alışageldik bir karşılama.

Bu gibi doğa dostu yaklaşımlar her ne kadar takdire şayan olsa da müşteriler, sektörünün çevreye verdiği zararın ve hızla büyüyen kaynak talebinin sadece küçük bir kısmını görebiliyor.

Son yayınlanan Konut Endüstrisi Trendleri raporuna göre; otelcilik sektörünün gelişim hızı büyük bir artış gösteriyor. Rapora göre ABD’deki otel sayısı 53 bin 432’ye yükselirken toplam oda sayısı ise neredeyse 5 milyona ulaşmış durumda. Türkiye’de de durum farklı değil. Şubat ayında JLL Küresel Şehirler Araştırma Merkezi tarafından yayınlanan ‘Dünya Sahnesinde İstanbul’ raporuna göre turizm, herhangi bir Avrupa ülkesine kıyasla Türkiye GSYH’sinin büyük bir bölümünü oluşturuyor ve 6 kıtadan yoğun bir ziyaretçi akımı altında olan İstanbul dünyanın en çok ziyaret edilen beşinci şehri konumunda. Gecelik konaklama oranı New York ile aynı seviyede olan İstanbul’da otel piyasasındaki talebi karşılamak adına arz da büyüyerek artıyor. Mevcut durumda İstanbul’da 480 dereceli otel ve yaklaşık 49.000 oda bulunuyor.. İnşaat aşamasında bulunan oda sayısı bazında Avrupa’da en yüksek sayıya sahip olan İstanbul’da, 2017 sonu itibariyle toplam arzın yüzde 15 artarak 56.000’e ulaşması bekleniyor. Bu büyük gelişimin ucu bir noktada doğal kaynaklara dokunuyor; elde edilen verilere göre ABD’de otelcilik sektörü yılda 4 milyar dolarlık enerji kaynağı ve 1.2 trilyon galon su tüketiyor. 2015 yılının aralık ayında gerçekleştirilen Paris COP21 zirvesinden, G20 zirvesine kadar dünyanın ülke liderlerinin ve birçok kurumsal firmanın katılım gösterdiği kongrelerde ise gündemin değişmeyen maddesi sürdürülebilirlik ve doğa dostu tüketim politikaları. Hal böyle olunca otelcilik sektörü de daha sürdürülebilir ve doğa dostu çözümlere odaklanan yeşil anlayışa yöneliyor.

İş Planına Yeşil Katmak

Waldorf Astoria, Peninsula ve Grand Hyatt gibi Amerika’da bulunan New York şehrinin dünyaca ünlü ve önde gelen 17 oteli kısa bir süre önce valiliğin organize ettiği NYC Carbon Challenge (New York Karbon Mücadelesi) hareketine katıldı.

11.000’i aşan misafir odası kapasitesi ile bu oteller grubu, sahibi oldukları mülklerde sera gazı emilimini gelecek 10 yılda yüzde 30 oranında azaltma kararı aldılar. Bu karar 32.000 metrik ton sera gazının azaltılmasını ve 25 milyon dolarlık bir enerji operasyonu masrafında tasarruf edilmesini sağlayacak. 2050 yılına kadar sera gazı emilimini tüm şehirde yüzde 80 oranında azaltmayı hedefleyen valilik için bu hareket büyük önem taşıyor. İstatistikler göz önüne alındığında sera gazı emiliminin yüzde 75’i şehrin etrafındaki binalardan kaynaklanıyor.

Oteller İçin Küçük İnsanlık İçin Büyük Adımlar

JLL Otel ve Ağırlama grubu Başkanı Bob Merrigan, sektör genelinde ‘yeşil’ algısında büyük bir dönüşüm olduğunu belirtiyor. Birçok otel küçük adımlarla yeşil felsefesini benimsemek adına LED ışıklandırmalar ya da enerji verimli havalandırma sistemleri gibi düşük maliyetli uygulamaları hayata geçirdi bile. Bir otel sahibinin perspektifinden finansal tablolara baktığınızda gözünüze çarpan iki madde vardır; biri çalışan maliyetleri diğeri ise işletme tesisatı ve enerji tüketimi. 5 ila 7 yıl önce işletme tesisatının bir parçası olan havalandırma ve ışıklandırma kalemlerinde bir değişim başladı; yalıtım geliştirmeleri ise bu değişimin temel nedeni diyebiliriz.

Yeşil Bir Vaka Çalışması

İngiliz otel ve ağırlama grubu Whitbread grubunun da kanıtladığı gibi yeşil bakış açısı kolaylıkla bir vaka çalışması haline getirilebilir. Whitbread grubu İngiltere’de bulunan Burgess Hill’de 2010 yılında hayata geçirdiği 60 odalık Premier Inn projesinde yüksek performanslı yeşil teknolojileri kullanarak karbon emilimini yüzde 70 oranında azalttı, su tüketiminde ise yüzde 60’a varan bir tasarruf sağladı. Bu vakaya ilham veren pilot proje ise 2008 yılının Aralık ayında hizmete giren ve İngiltere’nin yeşil bütçeli oteli olan Tamworth’teki Staffordshire oteliydi.

Withbread bu süreçte mevcut mimari tasarım ve alt yapıda ufak değişiklikler yapma durumunda kalsa da yalıtım izolasyonu gibi uygulamalar sayesinde, uzun vadede mevcut gaz kullanımını yüzde 20 oranında azaltma  fırsatı buldu.  Bu alanda edindiği tüm bilgi birikimini bir araya getiren grup, Premier Inn tesislerini bir ana merkez olarak kullanarak gelişmiş teknoloji ile sürdürülebilirliği entegre etmeyi hedefliyor. Whitbread Hotel ve Restaurant grubunun CSR Direktörü James Pitcher, ilk tesislerini 2014 yılının kasım ayında, Covent Garden’da açtıklarını anlatırken hedeflerinin bir otelin müşterilerine modern, interaktif bir konaklama tecrübesi sunarken doğaya karşı duyarlı ve yeşil dostu olmanın mümkün olduğunu kanıtlamak olduğunu ekliyor.

Teknoloji Doğa Dostu Otelleri Destekliyor

Günümüzde otellerde bulunan aydınlatma ve ısıtma sistemleri, misafirlerin telefonlarına yükledikleri bir uygulama ile kontrol edilebiliyor. Ayrıca VFR isimli ısıtma ve soğutma teknolojisi ile ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlanarak daha düşük karbon emilimi oranlarına ulaşmak mümkün. Yerel su şebekesini ısı ve güç enerjisi ile dağıtan CHP teknolojisi termal depolar sayesinde enerji verimliliği sağlarken düşük enerji ile çalışan LED ışıklandırmaları da daha doğa dostu otel operasyonlarının gerçekleşmesini sağlıyor.

Doğa dostu bu uygulamalar hayata geçtikten sonra ortaya çıkan tablonun ekonomik verimliliği de artırdığını belirten Pitcher, insanların kendisine sıklıkla karbon emilimini azaltmaya yönelik bir iş modelinin nasıl kurulduğunu sorduğunu, kendisinin ise bu soruya ”Farklı bir alternatifte iş planı oluşturmak mümkün mü?” sorusuyla cevap verdiğini anlatıyor.

Otel ve ağırlama sektöründe artık ‘Doğa dostu uygulamalara ne gerek var’ yerine ‘Neden olmasın’ yaklaşımıyla bakılıyor. 10 yıl öncesine kadar otel operatörlerinin kafasında soru işaretleri vardı. Şimdi ise yeşil dostu sürdürülebilir sistemlerin daha akılcı çözümler olarak görülmeye başlandığı ve verimli bir operasyon sağlamak için standart haline geldiği söylenebilir.