Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

K​ahveye saygı duymak…

Perakende ve yeme içme sektörünü de yakından ilgilendiren kahve trendlerinin değişimine göz atmaya ne dersiniz? Geldiğimiz son noktada 'kahveye saygı duymak' söz konusu...


Kahvenin sadece kahve olduğu zamanları hatırlayın; çok uzun zaman önce değildi... Birçok otel ve restoranın kahve servisi anlayışı sıradan kahve makineleri ve büyük kâğıt filtreler içine atılan önceden çekilmiş kahve torbalarından ibaretti. Tıpkı evlerimizde hazırladığımız kahveler gibi… İşte bu tarz kahveler işin uzmanları tarafından ‘First Wave’ yani ‘Birinci Dalga’ kahve olarak adlandırılıyor. 

Ve sonra ikinci dalga geldi. Birinci dalga kahve akımını takiben oluşan ikinci dalga ile kahve kültürü yeni bir boyuta adım attı. Costa, Caffe Nero, Coffee Republic ve daha nice kahve tedarikçisi ile yapılan anlaşmalar ile kahve piyasası gitikçe büyürken kentlerdeki popülaritesi ise gözle görülür şekilde artmaya başladı. Son iki yılda ise aklınıza gelebilecek her kahve firması yeni bir dönüşüme büründü; İngiltere’de Coffee Republic yeniden doğdu, Starbucks yeni bir marka algısı yaratma peşinde, Costa ise büyümeye devam ediyor. Avrupada dahi Koffie Cafe, Tchibo, Illy ve Segafredo gibi markaların tümü büyümeye gidiyor, bazıları ise piyasanın daha büyük oyuncuları tarafından satın alındı. Tüm bu göstergeler, kahve piyasasının olgunlaştığına dair bir işaret. 

Peki ya 3. Dalga Kahve Kültürü?

Üçüncü dalga kahve kültürü, günümüzde güçlü bir şekilde büyüyen yüksek kalite kahve üretimini temsil ederken kahve servisini ise şarap sunumu gibi daha sanatsal hale getirmeye odaklanıyor. Bilinçli bir hareket haline gelen 3. Dalga kahve kültürü, kahveyi ticari bir mal ya da malzeme olarak görmekten de uzaklaşıyor. Bol ışıklı bir caddede o ünlü ve özel kafenin önüne yayılan taze kavrulmuş kahve çekirdeği kokusunu düşünün, acı ve yakıcı olarak hafızalarımıza kazınan bu koku aynı zamanda taze kavrulmuş kahvenin damaklarda bıraktığı muhteşem ve eşsiz tadın da bir işaretçisi. 

Pulitzer ödüllü  ‘LA Weekly’ yazarı Jonathan Gold, kahvenin evrimini şöyle sıralamış:

1. Dalga: Kahve Tüketmek (dondurulmuş, ticari, sütlü – kremalı & şekerli, güne başlangıç içeceği)

2. Dalga: Kahveden Keyif Almak (espresso içecekleri, kahveleri ülkelerine göre tercih etmek, frappuccino, aromalı latteler)

3. Dalga: Kahveye Saygı Duymak ve Takdir Etmek (şarap, müzik ya da sanat gibi yaklaşmak, çekirdekten bardağa olan süreci öğrenme isteği)

Türkiye’deki kahve severler 2003 yılında ilk Starbucks’ın Bağdat Caddesi’ne açılması ile büyük bir değişime adım atarak ikinci dalga kahve kültürü ile tanıştılar. Eviniz ile ofisiniz arasındaki en rahat yer olarak konumlandırma stratejisi belirleyen Starbucks bugün Türkiye’deki birçok caddenin vazgeçilmezi konumunda. 

Diğer yandan kahve severlere kahveyi bir sanat olarak sunan ilk 3. Dalga kahve dükkânının açılmasının üzerinden sadece birkaç yıl geçmiş olsa da, artık her semtin sokaklarını mis gibi kokutan bir üçüncü dalga kahvecisi ve yudumladıkları kahvenin aromasından, geldiği çiftliğe kadar ince detayları merakla takip eden bir kahve sever kitlesi var. 

Perakende ve yeme içme sektörünü de yakından ilgilendiren bu trend ile caddelerdeki restoran, kafe ve barlar kendi alanlarını yaratmak ve ustalaşmak için girişimlerini sürdürüyorlar. Uzun vadede caddeleri renklendirecek ve farklı müşteri kitlelerinin ilgisini çekecek bu değişim İstanbul ile birlikte İzmir ve Ankara gibi şehirlere de yayılmakla beraber, farklı kültürel etkinliklerin oluşmasına da kaynak oluyor. Profesyonel bir fuar olarak ilk kez 2010’da organize edilen İstanbul Kahve Festivali yediden yetmişe sadece kahve içmeyi seven değil, kahveye dair her şeye ilgi duyan insanları bir araya getirerek kahve tadımlarından konserlere, şovlara ve ünlü konuşmalara ev sahipliği yapıyor. 

Bakalım 4. Dalga kahveciler bizi hangi yöne götürecek, bir fincan kahve kimbilir daha ne anlamlar kazanacak...