Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Her şey iyi hoş ama nerede yemek yiyeceğiz?

Ofis çevresinde yemek yenilecek yerlerin varlığı çalışanlar için büyük önem taşıyor. JLL Türkiye Ofis Kiralama Yardımcı Direktörü Mahir Mermer, Retail Türkiye dergisine ofis altı perakendeciliğin önemini anlattı...


Bugün bir ofis değişikliği yapacak olsanız, yeni taşınacağınız binada ilk aradığınız şey ne olurdu? Günümüzde insan kaynakları departmanları bu soruya “Ofis çevresinde yemek yenilecek yerler” olarak cevap veriyor. Çünkü çalışan memnuniyeti için bu konunun ne kadar önemli olduğunun farkındalar... 

2000’li yıllarda İstanbul’da A sınıfı ofislerin oluşmaya başlamasıyla, metro hattına yakınlığın önemli bir kavram haline gelmesi hemen hemen aynı döneme rastlıyor. Şirketlerin servis maliyeletlerini azaltan metro hattına yakınlık kavramı, o günden bugüne Türkiye ofis pazarının en belirleyici unsurlarından biri oldu. Yatırımcılar hayallerindeki ofis binaları için metro hattı üzerinde bulunan arsaları tercih etti, kiracılar da arayışlarını bu bölgelere yönlendirdi. Şirketler tabldot yemek alışkanlığını azaltmaya başlayıncaya kadar da bu durum böyle sürdü. Yemek kartlarının kullanımı yaygınlaştı, böylece çalışanlar öğle yemeği için ofis yakınlarında restoran arayışına girdi. Alışveriş merkezleri gibi aynı anda pek çok farklı yeme-içme seçeneği sunan binaların yakınında çalışma isteği arttı. Diğer bir deyişle AVM’ler metro hatlarını sollayarak, ofis tercihi yapılırken yakınlığına en çok önem verilen unsurlardan biri haline geldi. Alışveriş merkezlerinin yakınında yer alan ofis binaları değerlendi. Yıllar geçtikçe bu sebepten karma kullanımlı projelere olan ilgi de yoğunlaştı. 

Ancak Türkiye gayrimenkul pazarının gerçekleri göz önüne alındığında her yeni ofis  projesinde böyle bir imkan olmadığını fark etmek çok da zor değil. Peki bu durumda yatırımcılar ne yapmalı? AVM’lere yakın ofis binaları ile rekabet etmenin bir yolu var mı? 

Elbette var...

Çevrede yeterli yeme-içme alanı yoksa işe ofis altı perakendeciliğe önem vererek başlamak gerekiyor. Fakat sadece binayı yaparken perakende alanı ayırmak yeterli değil. Yatırımcılar ofislerinin doluluk oranını bir an önce artırmak istiyorsa öncelikle  ofislerin altını doldurmalı. Altı dolan ofisler, potansiyel kiracıların soru işaretlerini silmeye yardımcı olacaktır. Aksi taktirde kiracılar binanızı tercih etmeyecek, etse bile burada uzun süre tutunamayacaklardır. 

Bununla birlikte bina sahipleri söz konusu adımları atarken, ofis altındaki perakende alanlarının caddelerdeki mağazalardan daha farklı olduğunu da düşünmek zorunda. Bina sahibi buradaki gelir beklentisini minimum düzeyde tutarken, marka kalitesini ve sürdürebilirliğini artırmaya odaklanmalı. Çünkü yüksek gelir beklentisi çoğunlukla bu alanlarda yer alan yeme içme işletmecilerinin sürekli olarak değişmesine ve sonuçta ofis altlarının boş kalmasına neden oluyor.

Diğer yandan ofislerin altında marka karmasını yaparken mümkün oldukça beyaz yakalı çalışanların bütçelerine uygun olacak markalar seçilmeli ve restoran, kafe, fast food alanında hizmet veren markaların yanında tabldot hizmet veren birimlere de yer verilmeli. Her şey çalışanların ihtiyaç ve beklentilerine göre şekillendirilmeli...

Harvard Business Review’un bir araştırması mutlu çalışanların ortalama olarak yüzde 31 oranında daha üretken, satışlarının ise yüzde 37 daha yüksek olduğunu ortaya koymuştu. Bu mutlu çalışanların yaratıcılıklarının da üç kat daha fazla olduğuna dikkat çekilmişti. Mutlu çalışanların olduğu bir şirket yatırımcılar için işleri iyi giden mutlu kiracılar anlamına geliyor. Mutluluğa giden yol da bildiğiniz gibi mideden geçiyor.