Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

4. Sanayi Devriminde Gayrimenkul

Dördüncü sanayi devrimi hızlandıkça, dünyamız ve hayatlarımız da hızla değişmeye devam ediyor. 4. Sanayi devriminde değişime öncülük eden faktörleri ve bu faktörlerin gayrimenkul sektörü ile iş dünyasına olan etkilerini sizin için derledik...


Tarih boyunca üç büyük endüstriyel devrime şahit olduk. Önce su ve buhar gücünün daha verimli kullanılmasını sağlayan mekanik tezgahlar hayatımıza girdi. Ardından Henry Ford'un üretim bandı tasarımı ve elektriğin seri üretimde kullanılmaya başlanması ile üretim hattı geliştirildi. 1970'lerde ise üçüncü sanayi devrimi yaşandı; üretimde mekanik ve elektronik teknolojilerin yerini dijital teknolojiye bırakmasına sebep olan programlanabilir makineler kullanılmaya başlandı. Tüm bu gelişmeler dünyayı gerçekten çok değiştirdi fakat artık hepimiz dördüncü devrimi konuşuyoruz. Dillerde dolanan ‘Endüstri 4.0’, aslında 4. Endüstriyel Devrimi başlatacağı ve gelecek 10 yılın sanayisini şekillendireceği düşünülen endüstriyel bir strateji planı...

Endüstri 4.0 temel olarak bilişim teknolojileri ile endüstriyi bir araya getirmeyi hedefliyor. Ana bileşenlerinden ilki yeni nesil yazılım ve donanım, yani bugünün klasik donanımlarından farklı olarak düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, ancak bir o kadar da yüksek güvenilirlikte çalışan donanımlar... Bu donanımları çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin de kaynak ve bellek kullanımı açısından tutumlu olması hedefleniyor. İkinci ve belki de en önemli bileşen ise cihaz tabanlı internet. Üretim sürecinde fabrikalardaki makinelerde bu sistemin kullanılması, kendi kendilerini koordine ve optimize ederek üretim yapabilecek 'akıllı fabrikalar' anlamına geliyor. Eğer Endüstri 4.0 stratejisi gerçekleşirse üretim süresi, maliyetler ve üretim için ihtiyaç duyulan enerji miktarı azalacak, üretim miktarı ve kalitesi artacak. 

Dünya, çalışma ve yaşam şeklimizi değiştirecek büyük bir teknoloji devriminin kıyısında. Eşi benzeri görülmemiş bir hıza sahip olan bu devrim döneminde tüm üretim ve yönetim sistemlerinin değişmesi beklenirken, ticari gayrimenkul, lojistik, perakende ve ofis gayrimenkul piyasasında beklenen değişim ise farklı konularda ve perspektiflerde inceleniyor. 

Değişim Faktörleri: Nesnelerin İnterneti & Büyük Teknolojik Yenilikler

‘Internet of things’ adı altında popüler dergilerin baş köşelerinden konferanslara kadar birçok alanda adından bahsettiren nesnelerin interneti insanlık için yeni, merak uyandırıcı ve heyecan verici bir konsept. Cihazların ve günlük hayatımızda kullandığımız nesnelerin çevremiz ile ortak bir elektronik ağda buluşmasından ortaya çıkan bu kavram, ortak ağa bağlı olan nesnelerin internet üzerinden veri alışverişi sağlayabilmesi temeli üzerine kurulu. Bu kavramda cihazlar ve nesneler bizlerle ve kendi aralarında konuşabilir, iletişim kurabilir. Dünyada birbiri ile bağlantı içinde bulunan cihaz sayısı 2015 yılında 4.9 milyar, 2016 yılında ise 6.5 milyardı. 2020 yılı itibariyle bu elektronik ağın toplam 20.8 milyara ulaşması bekleniyor. 

İş Dünyasını Bekleyen Etkiler:  Tüketici Talepleri ve Tedarik Evrimi

Artan mobil erişim, şeffaflık, tüketici bağlılığı ve yeni tüketici davranışı modelleri firmaları kendi ürün ve hizmetlerini nasıl sağladıklarını yeniden tasarlamaları konusunda teşvik ediyor. 2015 yıl sonu itibariyle dünyada 3.2 milyar internet kullanıcısı, 7 milyar ise GSM operatörü üyesi bulunuyor. Bu denli yüksek bir erişim oranına sahip tüketici kitlesi satın aldıkları ürünlere daha kolay ve hızlı erişmeyi istemekle beraber daha fazla çeşitliliği de talep ediyor. 

Teknolojik gelişmeleri doğru alanlarda kullanmayı ve tüketicileri ile bağ kurmayı başaran firmalar Endüstri 4.0 devrinin asıl kazananları olacaklar. İletişime odaklanan ve sınırsız iletişim imkanı sunan sistemler ile sadece tüketiciler değil çalışanlar da farklı bir tecrübe ile tanışmış olacak. Bu süreçte destek alınan yazılımlar ve büyük veri arşivleri, işletmelerin eksikliklerini ve verimsiz olduğu alanları hata payını en aza indirgeyerek saptayarak, boşa yapılan yatırım ve harcamaları da optimize edecek.  Tüm bu gelişmeler dahilinde sanayi piyasasının verimliliğinin 2020 yılı itibariyle yüzde 20 oranında artması bekleniyor. Bu dört yıl gibi kısa bir sürede yüzde 30’luk artış için akıllı stratejiler ve nitelikli iş gücünün yanında akıllı yazılım ve mekanik teknolojileri de bir gereklilik. Bu teknolojiler ve büyük veri, işletmelerin gelişim gereken noktalarını anlamalarına ve buna paralel olarak üretimi optimize etmelerine yardımcı oluyor.  Her geçen gün hayatımızı kolaylaştırmak için büyük adımlar atan robotların bireysel görev yükümlülüğünü üstlenerek kolektif çalışma fırsatlarını artırması da iş dünyasının beklediği gelişmelerden biri. 2016 ile 2018 yılları arasında toplam 1.3 milyon endüstriyel robotun dünyanın farklı bölgelerindeki üretim tesislerine ve fabrikalara yerleştirilmesi bekleniyor.  

İş Dünyası ve Ticaretin Kalbi: Gayrimenkul Evrimi 

Adım attığımız binalar değişim sürecini devam ettirirken daha yeşil, daha üretken, sağlıklı ve akıllı bir hale geliyorlar.  Akıllı binalar artık sadece birer duran varlık olmaktan çıkarak,  maliyetleri optimize eden ve bu sayede karlılığı artıran varlıklar olarak görülüyor. Teknolojik gelişmeler ile entegre edildiğinde ise akıllı binalar olumsuz çevresel faktörleri minimuma indirip, çalışan motivasyonunu artırarak daha verimli bir mesai alanı sağlıyor.

Teknoloji ile entegre edilen ofisler kadar, son dönemde hızlı bir yükselişe geçen ‘3D yazıcılar ile üretilen ofisler ve ofis mobilyaları’ da geleceğin en büyük trendlerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. İnşaat sektöründe büyük bir etki bırakması beklenen 3D yazıcılar bina inşa sürecinde harcanan zamanı yüzde 70 oranında azaltırken, maliyetin de yüzde 80 oranında azalmasına katkıda bulunuyor. Yüksek oranlarda sağlanan zaman ve maliyet optimizasyonu geleceğin fırsatları için bir kapı açarak küresel barınma ihtiyaçlarına toplu, standardize ve düşük maliyetli çözümler üreteceğe benziyor. 

Yaşam ve çalışma alanlarımız köklü bir dönüşüm sürecine adım atarken bireylerin ve firmaların ihtiyaçları da dönüşüm geçiriyor. Lojistik ağlarının sürekli bir gelişim gösterdiği günümüzde daha küçük ölçekli ürün üretim ve dağıtımına olan talep artıyor. Küçük ölçekli ulaşım ve lojistik ağları geliştiren üreticiler, müşteri memnuniyeti ve buna bağlı olarak verimliliği artırmak için tüketicilerinin ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verme sorumluluğu altındalar. Böylesine hızlı arz ve talep dengelerine sahip bir sistemde ‘sipariş ver & teslim al’ noktalarının ve mini dağıtım merkezlerinin artması bekleniyor.

Endüstri 4.0 devrinin önem arz eden indikatörlerinden biri de sanal gerçeklik. Günümüzde henüz daha inşaatına başlanmadan ofisleri, mağazaları ve evlerimizi dolaşabiliyor, üretimine başlanmamış yaşam ve çalışma alanlarımıza yerleştirilecek mobilyaları farklı renk ve modeller ile sanki gerçekmişçesine inceleyebiliyoruz. Aslında bir nevi dünyaları bir tık uzağımıza taşıyan sanal gerçeklik teknolojisi, makro seviyede bakıldığında firmalar için daha çok hizmet ve daha çok müşteri demek. 2018 yılı itibariyle dünyada 28 milyon sanal gerçeklik kullanıcısı olması bekleniyor. 

Akıllı binalardan, akıllı teknolojilere ve satış odaklı çalışmayı sağlayan akıllı büyük verilere yapılan tüm yatırım aslında günümüzün rekabetçi ticari piyasasında hedef tüketici kitlesinin istek ve davranışlarını anlayarak doğru müşteri ile bağ kurmak için. Kişiselleştirilmiş alışveriş tecrübesine artan talep perakendecileri daha küçük mağaza formatlarına ve inovatif alışveriş tecrübesine doğru yöneltiyor.  

Sonuç olarak teknoloji alışık olduğumuz iş yapma biçimini değiştirse de, aslında işimizi yapmamızı kolaylaştıracak pek çok yenilik sunuyor. Gelişmeleri takip edip, gerektiği zamanda yeniliklere ayak uydurabilmek bu değişken çağda ayakta durabilmek için büyük önem taşıyor.