Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Dünyanın Beslenme Anahtarı: Soğuk Hava Depoları

Global gıda üreticilerinin 2050'ye kadar gıda üretimini %70 artırma kararı, lojistik sektörünü taze bir büyüme politikası için teşvik ediyor. Uluslararası ulaşım ağının önemli noktalarında soğuk hava depoları oluşturmak dünyanın beslenme anahtarı olabilir


2050’de 9 milyara ulaşması beklenen dünya nüfusuna gıda tedarik edebilme hedefi, İsviçre’nin Davos şehrinde gerçekleşen Dünya Ekonomi Forumu’nun bu yılki gündemlerinden biriydi. Sürdürülebilir gıda tedariki konusu bu çerçevede daha çok yerel üretim ve kompakt ulaşım çözümleri ile destekleniyor. Haliyle ülkeler arasında en hızlı ve güvenli şekilde gıda ulaştırmayı mümkün kılan ağın da büyümesi gerekiyor. Bahsi geçen yüzde 70 oranına ulaşabilmek için Amerika’dan yaban mersinleri, Avusturalya’dan kuzu eti gibi hızlı bozulacak ürünlerden oluşan uzun bir besin listesinin yabancı piyasalara distribüsyonunun da artırılması gerekecek. Bu nedenle bu ürünlerin taşınması için yerel tedarik birimlerinden, taşıma ağı ve dağıtım merkezlerine, oradan da sınır noktalarına kadar tüm anahtar konumları kapsayan kaliteli bir soğutucu depo ağına ihtiyaç duyuluyor.

JLL Endüstriyel Araştırmalar Birimi Direktörü Aaron Ahlburn, toplamda yüzde 70 oranında bir büyümenin gerçekleştirilmesi için, güvenli gıda stoku ve verimli dağıtım sağlayacak kompleks ve birbiri ile bağlantılı soğuk hava depoları geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. 

Uluslararası sınırlar üzerinden geçiş yapan gıda tedarikinin artması, gıda yüklenicilerinin yolda geçirdiği zaman ve olası rötarları da artırıyor. Bu duruma paralel olarak soğuk hava depolarına duyulan ihtiyaç da artıyor. En ince ayrıntısına kadar planlanan transfer süreçlerinde, uzayan gümrük kontrollerinden işçi-işveren uyuşmazlıklarına kadar beklenmedik pek çok aksilik ortaya çıkabilir. 

Örneğin somon ve peynir ürünlerinin önemli bir ihracatçısı olan Britanya, 2015 yazında beklenmedik aksiliklerden kaynaklanan büyük bir tehlike atlattı. Yük gemilerinde çalışan işçiler ile işverenler arasında oluşan bir anlaşmazlıktan dolayı kamyonlarca somon balığı İngiliz kıyılarında çürümeye terk edildi. Bu elbette 2015’te yaşanan tek büyük sorun değildi. Birleşmiş Milletler’in Gıda ve Tarım Organizasyonu FAO tarafından yapılan araştırmaya göre; her yıl global gıda üretiminin yüzde 40’ı kaybediliyor ya da ziyan oluyor. JLL Tedarik Zinciri ve Lojistik Çözümleri Direktörü Rich Thompson söz konusu yüzde 40’lık kaybın büyük bir çoğunluğunun, muhafaza ve transfer amaçlı kullanılan soğuk hava deposu sayısının yeterli kapasiteye çıkarılması ile çözülebileceğini belirtiyor. 

Türkiye’de de durum aynı; taze meyve ve sebze taşımasının yaklaşık yüzde 30-40'ı bozulma nedeniyle kaybediliyor, bu da yıllık 10 milyon tona denk geliyor. Buna karşın gelişmiş ülkelerde ise bu oran yaklaşık yüzde 5-10 civarında kalıyor.

Dünya’da en fazla nüfusa sahip olan Çin, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri soğuk kargo ağlarını geliştirme konusunda başı çekiyorlar. Global arenada ise depo kapasitesi her yıl yüzde 10 oranında artış gösteriyor. Global Cold Chain Alliance tarafından hazırlanan istatistiklere göre; depo kapasitesi global arenada toplam 552 metreküpe ulaştı. JLL Türkiye Lojistik Müdürü Anıl Baştaş, Türkiye’de de soğuk zincir lojistiği konusunda uzmanlaşmış birçok firma bulunduğunu belirtirken bu firmaların soğuk taşıma araçlarıyla müşterilerine düzenli taşıma, depolama ve zamanında teslim garantisi sağlıdıklarını belirtirken, bununla beraber soğuk zincir taşımacılığındaki yeni regülasyonların sektörün büyümesinde ve hizmet kalitesinin artmasında önemli olacağını öngördüklerinin altını çizdi. Sözlerini “Sektörde farklı üretici firmaların arasındaki ürün konsolidasyonu ve ortak lojistik operasyonların artırılması ile hizmet kalitesi de artacak ve beraberinde verimlilik söz konusu olacaktır” diye sürdürdü.

Tüketici Trendleri Değişime Öncülük Ediyor

İstikrarlı bir ekonomi ve düzene sahip ülkelerde tüketicilerin tercih ve davranışları tedarik rotalarını şekillendirmede her zaman için hükümetlerin aldığı kararlardan  daha etkili oluyor. Özellikle sanal market alışverişlerinin yaygınlaşması,  uzun mesafe tedarik zincirlerini ve taze ürün depolarını direkt etkiliyor. İnternet üzerinden verilen siparişler arttıkça, perakendeciler 21’inci yüzyılın petrolü olarak nitelendirilen ‘big data - büyük veri’ algoritmaları yaratma ve bu algoritmaları kullanma imkanı buluyor. Büyük veri sayesinde modellenen tablolar ile ise tüketicilerin satın alma alışkanlıklarını analiz etmek, gelecekte oluşacak arzı belirlemek mümkün. 

Diğer yandan değişen kültürel davranışlar ile beraber tüketicilerin satın alacakları gıdayı önceden görme talepleriyle, her ülkede farklı teslimat modellerinin oluştuğunu gözlemliyoruz. Çin’de bulunan tüketiciler ürünleri internet üzerinden almak yerine görmeyi ve tecrübe etmeyi tercih ederken, Güney Afrika ve Fransa’da durum tam tersi. Buna rağmen yapılan araştırmaya göre; 2020 yılı itibariyle Çin’de yaşayan tüketicilerin internetten sipariş oranlarının yüzde 45 artması bekleniyor.

Sağlıklı yaşam ve beslenmeye ilginin artması ve Çin gibi lokasyonlarda büyüyen orta sınıf, soğuk hava depolarının giderek küreselleşmesini sağlıyor. Tedarikçilerin düşük maliyet hedeflemesi, global arenadaki kompleks ulaşım ağları ve soğuk hava tesislerinin azlığı bu süreçte karşılaşılan zorluklardan bazıları, ancak hızla büyüyen taze gıda talebi ile distribütör firmaların kapasite ve altyapı sorunlarını gidermek adına insiyatifler aldığını gözlemliyoruz. ‘Click & Collect’ gibi internet üzerinden verilen sipariş ile evlere teslimatı gerçekleştirilen gıda değerinin ise 2020 yılında 180 milyon dolara ulaşması öngörülüyor. Günümüzde ise internet üzerinden evlere sipariş edilerek yapılan alışverişin değeri yaklaşık 40 milyon dolar. 

Perakendeciler online sisteme geçişin maliyetlerini ve ekonomisini ölçerek karar vermeye çalışırken, bazı ülkelerde online sipariş trendinin sorunsuz işlediğine dair örnekler görmek mümkün. Nüfusun yüzde 80’inin market ve bakkal gibi yerlere ulaşımın kolay olduğu şehirlerde yaşadığı İngiltere’de, online gıda alışverişi oranı yüzde 6’ya ulaştı. Şehre yakın olan bölgeler, soğuk hava depoları için doğru birer adres. Bu süreçte önemli olan noktanın, çevresel şartlara göre bozulabilen gıdaların en kısa zamanda tüketicilere iletilmesi olduğunu belirten Ahlburn, ekonomik gelişim ve artan talep ile şehirlere yakın bölgelerde depolamanın bir şart haline geldiğini belirtiyor. 

Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) raporuna göre; 2014 yılında e-ticaret hacmi yüzde 35 büyüyerek 18,9 milyar TL'ye ulaştı. E-ticaretin toplam perakende harcamaları içerisindeki payı yüzde 1,6 seviyesinde. Bu oran yüzde 6,5’lik gelişmiş ülkeler ortalaması ve yüzde 4,5’lik gelişmekte olan ülkeler ortalaması ile kıyaslandığında Türkiye’de önemli bir büyüme potansiyeli olduğu ortaya çıkıyor.  Bununla beraber Türkiye’de Migros, Carrefour gibi marketlerin internetten satış yaptığı sanal süpermarket pazarı hızla büyüyor. Henüz bu kategori e-ticaret içinde yüzde 1’lik bir paya sahip fakat pazarın en az 2 kat büyümesi bekleniyor. Bu kapsamda şehir içi lojistiği ve şehir içinde konumlanmış soğuk zincir dağıtım merkezlerinin önem kazandığını söyleyen JLL Türkiye Lojistik Müdürü Anıl Baştaş, “Bu noktada İstanbul ve Türkiye genelinde bu tip orta ölçekli şehiriçi dağıtım merkezleri konusunda arz çok kısıtlı. Online pazara cevap verecek dağıtım ve lojistik altyapısının özellikle büyük şehirlerde hızla oluşturulması gerekiyor” diye konuştu.