Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

​Avrupa’daki AVM’lerin eğlence entegrasyonu bize göre zayıf

JLL Türkiye Bölge Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dora Şahintürk, Ekonomist dergisinin sorularını yanıtladı, “Avrupa’daki AVM’lerde bizdeki foodcourt anlayışı yok, eğlence entegrasyonu da bize göre zayıf” diye konuştu.


​Yeme içme alanlarının metrekare olarak AVM’lerde aldığı payda ne kadarlık bir artış söz konusu son üç yılda? 

Son yıllarda AVM’lerdeki yeme-içme alanlarının insanların sosyalleştiği ve vakit geçirdiği mekanlar haline gelmeye başladığını gözlemliyoruz. Bu gözlemlere binaen ve ihtiyaca cevap verebilmek adına, yeme içme alanlarına daha fazla yer ayırmaya başladık. Yeme içme alanlarına ayrılan bölümler eskiden AVM’lerin yüzde 7-8’ini kaplarken, bu rakamın son dönemde yüzde 20’lere ve hatta bazı konsept projelerde yüzde 30’lara çıktığını söyleyebiliriz. Toplam AVM ölçeği bu oranda belirleyici bir diğer faktör oluyor. Açık alanlar ve/veya teras alanları da alışveriş merkezlerinde konforu artırmak, bunun yanı sıra buralarda geçirilen süreye ve kalitesine katkı sağlamak için daha fazla önem kazanıyor, yeme içme alanlarını artırıyor.  Bunlara ek olarak son dönemde konseptinin büyük kısmı gastronomi ve eğlence odaklı olan tematik alışveriş merkezleri de kurgulanıyor.  

AVM ciroları açısından değerlendirildiğinde yeme içmenin aldığı payda ne kadarlık bir artış söz konusu?

Gastronomi alanlarının artışına paralel olarak, tabiki toplam cirodan aldığı pay da giderek artıyor. Zaten cirolardaki tatmin de bu alanların artırılmasında bizlere cesaret veriyor.  Mağaza karması gastronomi ağırlıklı olan projelerde yüzde 40’lara varabilen ciro payı, daha büyük ölçekli full konsept alışveriş merkezlerinde yüzde 20’lere çıkabiliyor. Nispeten eski alışveriş merkezlerinde bu oran yüzde 10’ları geçmiyor.

Son dönemde AVM’lerdeki yeme içme alanlarının artışına yönelik trendi nasıl yorumluyorsunuz?

AVM’ler için yemek katı alanları, ziyaretçi çekimi yaratan unsurlardan biri olarak farklı açılardan büyük önem taşıyor. Çalışan nüfusun artması, geleneklerin modern hayata adapte olması ve hızlı tempoya uyum sağlayan yaşam tarzı yemek katı alanlarına olan talebi artırırken, bu alanların yapısını da şekillendirmede başrol oyuncusu oldu diyebiliriz. Eskiden AVM’lerde yeme içme alanları sadece fast food olarak gözükürken, bugün ilgisini Türkiye’ye yönelten yeni restoran konseptleri ve yeni lokal konseptlerle beraber bu bölüm ikiye ayrılmaya başladı. Fast food alanı yine fast food alanı olarak korunurken, diğer yandan alışveriş merkezlerinin girişlerinde sağında, solunda, terasında restoran alanları yaratılmaya başlandı. Bu alanlar AVM’lerin sadece alışveriş yapılan yerler değil; birer ‘buluşma’ ve ‘iş sonrasında zaman geçirme’ yeri olarak konumlanmasını sağlıyor. Alış​veriş merkezleri, yaşam merkezlerine dönüşüyor.

Yeme içme sektöründe AVM’lerde ne gibi alanlarda açık var? Ne tür yatırımlar sektörde farklılık yaratabilir? 

Yeme içme sektörü 4. kuşak AVM’lerle birlikte büyük bir gelişim gösterdi. Ancak sektör halen gelişime açık. Restoranların müşteriler için deneyim yaratmaya başlaması gerekiyor. Çünkü her geçen gün şube sayısını artıran zincir restoranların yanı sıra müşteriler artık kendine has lezzetler sunan, eşsiz tasarımıyla özel bir yerde hissettiren mekanların da arayışında. Zincir restoranlar ise lezzetlerini aynı tutmakla beraber, mekan tasarımınında farklılaşmaya giderek avantaj yaratabilir. Her ne kadar örnekleri sunulmaya başlanmış olsa da önümüzdeki dönemde daha nitelikli ‘food hall’ konseptleri önemli hale gelecek, tek operatörün işlettiği tek mimarın elinden çıkan ama içerisinde lokal ve uluslararası özel tatları barındıran büyük metrekarelerdeki konseptler farklılık yaratacak.

Türkiye’de yeme içme alanları yurt dışıyla karşılaştırıldığında nasıl bir durum ortaya çıkıyor?

Avrupa’nın yükselen yaş ortalaması ve alışkanlıkları dikkate alındığında, bize kıyasla alışveriş merkezlerinde hem geçirilen zamanın artırılması hem de yeni konseptlerin doğma imkanı zayıf gözüküyor. Orta Avrupa’da bizdeki foodcourt anlayışı yok, eğlence entegrasyonu bize göre zayıf. Hem müthiş potansiyeli olan ve pazarın boş olduğu çevre ülkelere, hem de Avrupa’ya rahatlıkla açılabilen konseptlerimiz var. Ulusal markalarımız artık uluslararası arenada daha fazla boy gösteriyorlar ve bunu artırmaya devam edecekler. Kuzey Amerika, İngiltere, ve özellikle en süratli büyüyen Uzakdoğu yeni trendler konusunda takip edilmeye devam edilmesi gereken pazarlar olarak öne çıkıyor. 

Alışveriş merkezleri tüm dünyada pazarlarının ihtiyacına göre birer yaşam merkezine dönüşüyor. Nüfusa, nüfusun yaş ve niteliğine göre,  gastronomi ve eğlence entegrasyonu bu yaşam ve alışveriş merkezlerini kurg​​​​​ularken en önemli konulardan bir tanesi olarak öne çıkıyor.