Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Dünden bugüne, bugünden geleceğe: Teknoloji Parkları

İleri teknolojiler geliştirerek uluslararası rekabet gücünü ve sanayinin ihracat potansiyelini artıran teknoloji parkları, bilgi tabanlı ekonomik dönüşüm için büyük önem taşıyor. Bu merkezlerin Türkiye ve dünyadaki durumunu sizin için araştırdık.


Tek bir fikir, yeni bir ürün yaratarak, bir hastalığa çare bularak ya da yeni bir sektör tanımlayarak dünyayı ya da dünyaya bakış şeklimizi değiştirebilir. Bu bağlamda, Kuzey Carolina’da yer alan “The Research Triangle Park” muhtemelen teknoloji parklarını tanımlayan en iyi slogana sahip: “Evimiz, cesur fikirleri büyütmek için inşa edilmiştir.”

Teknoloji parkları, farklı ülkelerde; bilim parkı, bilim tabanlı endüstri parkı, bilim ve teknoloji parkı, bilim şehri, teknoloji gelişim bölgeleri gibi farklı isimler alsalar da, hepsi bilgi tabanlı ekonomi dönüşümünü sağlama amacı doğrultusunda hareket ediyor.

Türkiye’nin, özellikle bilim parkları konseptinin ilk olarak 1950’lerde gelişmeye başladığı Silikon Vadisi ile karşılaştırıldığında, teknoloji parkı yarışının daha çok başında olduğunu söyleyebiliriz. Aşağıda yer alan küresel örnekler ise Türkiye’nin teknoloji yolculuğundaki geleceğini şekillendirmek için alternatif yol haritaları sunuyor. 

2 Boyutludan 4 Boyutluya

Teknoloji parklarının nihai hedefi, ileri teknolojiler geliştirerek uluslararası rekabet gücünü ve sanayinin ihracat potansiyelini artırmak. Bu da ancak üniversite ve araştırma enstitülerini kapsayan akademik çevreler ile özel sektör arasındaki sinerjinin teknoloji gelişim bölgelerinde arttırılması ile mümkün olabilir. Bu noktada işbirliği düzlemi; ARGE, eğitim ve üretim arasındaki güç birliğini sağlamak amacıyla yapılandırılmış akademik ve iş çevrelerini kapsayan 2 boyutlu modelden, devlet ve toplumu da dahil eden 4 boyutlu modele doğru evriliyor.

Vergi muafiyetleri, teşvikler ve arazi tahsisi dışında, devlet oyun kurucu olma sorumluluğunu alıp almama noktasında karar vermek durumunda. ABD’de yer alan teknoloji parkları çoğunlukla özel sektör girişimiyken, Doğu Asya’daki birçok teknoloji parkı devlet planlaması çerçevesinde kurulup yönetiliyor. Türkiye’de ise devlet, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu (4691 Sayılı) ile teknoloji parkı gelişim sürecinde oyun kurucu rolünü üstleniyor. Mevcut durumda; devlet ve kamu kurumları tarafından sağlanan KDV, gelir vergisi ve kurumlar vergisi muafiyetleri ile finansal teşvikler olmadan yerli ve yabancı teknoloji firmalarını cezbetmek olanaksız görünüyor. Özel sektör sürdürülebilir teknoloji ortamının baş aktörü haline gelene kadar, hükümetin teknoloji parklarına yatırım yapan oyuncuları teşvik etmek amacıyla ek politikalar üretmesi gerekiyor.

Diğer yandan, ABD’deki en büyük araştırma parkı olan “The Research Triangle Park”, bir teknoloji parkının bölge halkının kaderini nasıl değiştirebileceğinin sembolü olarak örnek gösterilebilir. Ekonomisi yıllık tarımsal üretime bağlı olarak dalgalanan Kuzey Carolina, savaş sonrası dönemin başında iş olanaklarının kısıtlı olması sebebiyle Amerika’nın en yoksul eyaletlerinden biriydi. Bugün ise “The Research Triangle Park”; mikro-elektronik, telekomünikasyon, biyoteknoloji, kimyasallar, ilaç ve çevre bilimleri gibi alanlarda uzmanlığa sahip 200’den fazla şirkete ve 50,000’in üzerinde insana ev sahipliği yapıyor. Sanayi kuruluşları, söz konusu bölgedeki üniversitelerde her yıl 296 milyon dolardan fazla ARGE yatırımı yapıyor. Bu rakam ülkenin diğer inovasyon bölgelerine yapılan ortalama ARGE yatırımının iki katı.

SMART Ulusal Teknoloji Hedefleri ve Çıktıları

Teknoloji parklarının rolü bütün ülkeye, makul bir sürede ve ölçülebilir gelişim göstererek rekabet avantajı elde etmek için inovasyon kapasitesini endüstriyel güce nasıl dönüştüreceğini göstermektir. Teknoloji geliştirme süreci uzun ve zorlu bir yarış. Bu nedenle, böylesine bir yarışta kısa sürede hızlı bir büyüme ivmesi yakalamadan rakipleri geçmek neredeyse imkansız olacaktır. 

Güney Kore’de “Yaratıcı Ekonominin Kalbi” ve hızla gelişmekte olan bir inovasyon merkezi olarak bilinen INNOPOLIS, istatistiksel veriler ve çığır açan ürünler bağlamında teknolojik gelişimi temsil ediyor. INNOPOLIS, tescilli patentler, teknoloji transferi ve Kore Teknoloji Borsası’na (KOSDAQ) kayıtlı firma sayısı gibi istatistiki göstergelerdeki dikkat çekici gelişim yoluyla, ulusal büyümenin yaratılmasına sadece on sene gibi kısa bir sürede katkı sağlamayı başardı. Güney Kore, “Baekgom Karadan Karaya Füze”, “Standart Nükleer Reaktör”, “Yüksek Gerilimli Elektron Mikroskobu” ve “Koşan Robot Hubo 2” gibi başlıca projeleri içeren yerli yapım çıktılarla teknolojik bağımsızlığını kazandı.

Türkiye’nin Gayrisafi ARGE Harcaması geçtiğimiz yıllarda önemli bir artış gösterdi ve ARGE harcamalarının GSYH’deki payı %1 seviyesine ulaştı. Yıllardır yaşanan pozitif gelişmelere rağmen, Türkiye’nin ARGE harcamalarının GSYH’ye olan oranı yönünden, ileri teknoloji ülkeleri seviyesine ulaşması için gelişim alanları bulunuyor.  Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) her yıl “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Zirvesi”ni düzenliyor ve “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi”ni, firma sayıları ve sektörel dağılımı, çalışan sayılarını, ARGE projelerini ve tescilli patent sayılarını açıklıyor. Akılcı istatiksel hedefler konduğu ve belirli sürelerde performans analizi yapıldığı sürece, bu şeffaf piyasa koşullarında teknoloji hedeflerine ulaşmak için Türkiye’nin önünde herhangi bir engel bulunmuyor.

Uluslararası İşbirliği

Teknoloji gelişim bölgeleri, içinde teknoloji ve enformasyonun etkin bir şekilde yaratıldığı, transfer edildiği ve değerlendirildiği inovasyon ve ARGE kümeleri olarak konumlanıyor. Uluslararası karşılıklı çıkar modeli, teknolojik gelişim ve teknoloji transferi özelinde bileşik kaldıraç etkisi sağlayacaktır. 

Pekin’de yer alan “Teknoloji Zhongguancun Yazılım Parkı” tarafından müşterek olarak finanse edilen “The FinChi İnovasyon Merkezi”, Çin-Finlandiya işbirliği için bir platform oluşturmak amacıyla kuruldu. İki ülke arasında inovasyon, teknik uzmanlık ve insan kaynağı bakımından işbirliğinin oluşturulmasını hedefleyen “The FinChi”, bölgedeki şirketlerin uluslararası ticari faaliyetlerini genişletmeleri için bir platform olarak hizmet veriyor ve iki ülkenin de dış ticaret hacmine katkı sağlıyor.

Çinli yetkililer teknoloji devriminin çok yönlü stratejilerle mümkün olacağının bilincindeler. Haidan bölgesinin belediye başkanı Lin Fusheng, Zhongguancun Bilim Parkı’nın en önemli parçası olan Haidan Bilim Parkı için şunları söylüyor: “Ayrıcalıklı politikalar bizim sunduğumuz tek şey değil. Görevlerimiz arasında stratejik kalkınma planı önermek, altyapı ve hizmetlerin geliştirilmesine devam etmek, finansal reformları artırmak, uluslararası işbirliğini güçlendirmek ve şirketler, üniversiteler ve araştırma enstitüleri arasında güçlü bağların oluşumu teşvik etmek gibi başlıklar bulunuyor.”

Türkiye’de sadece yabancı şirketlerle işbirliği değil uluslararası akademik dünya ile işbirliği de gelişiyor ancak bu işbirliklerinin teknoloji merkezlerinde parlak bir gelecek yaratmak için daha da artması gerekiyor. “TeknoJump” 2013 yılında, ODTÜ TEKNOKENT’de yer alan şirketlerin uluslararasılaşma sürecini hızlandırmak için kuruldu. ODTÜ’nün, uluslararası özel sektör ve üniversite işbirliğinin bir örneği olan “T-Jump”ın, San Francisco İş Hızlandırma Merkezi’nin yanı sıra Washington ve Malezya’da da irtibat ve temsilcilik ofisleri bulunuyor. Sonuç olarak ODTÜ TEKNOKENT dört yıl üst üste Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi’nin birinci sırasında yer aldı. Yıldız Teknik Üniversitesi ise, endüstriyel ARGE ve teknoloji yönetimi alanında profesyoneller yetiştirmeyi hedefleyen Warwick Üniversitesi Endüstriyel ARGE ve Teknoloji Yönetimi Lisansüstü Sertifika Programı ile ortalık kurdu.

Teknoloji Kasabaları

Kendini idame ettiren bir merkez olan “One-North” ise Singapur’un yeniçağda bilgi temelli ekonomiye yönelik dönüşümünün sembolü oldu. Söz konusu teknoloji bölgesi üç adet özel üretim merkezine ev sahipliği yapıyor: biyomedikal ARGE tesisi Biopolis; görsel-işitsel, medya, bilim ve mühendislik alanlarında ARGE çalışmalarına tahsis edilmiş Fusionopolis; bağımsız bir dijital medya kümesi olan Mediapolis.

One-North organize merkezlerinin dışında; canlı bir ekosistem içinde evler, ofisler, parklar, çocuk oyun alanları ve perakende alanları sunan tasarımı ile de öne çıkıyor. Bu ekosistem, 150’den fazla önde gelen şirket ve küresel kurumun yanı sıra dünyanın her yerinden gelen yaklaşık 25,000 çalışana hizmet veriyor. Üniversiteler ve yabancı okullar One-North’un içinde yerleşkelere sahipken, spor salonları, kulüpler ve çocuk bakım merkezleri gibi olanaklar da teknoloji merkezinin yerleşimcilerinin kullanımı için hazır bulunuyor.

One-North’un çok başarılı bir iş parkı olduğunu söyleyen JLL Singapur Piyasalar Başkanı Chris Archibold, bu konudaki görüşlerini şöyle dile getirdi: “İnsanları bir bölgeye çekmek için, söz konusu alanın perakende, yeme-içme, eğlence ve boş zaman aktivitesi bileşenlerini içinde barındırması gerekiyor ve One-North bu elementlerin hepsine sahip.” 

“Bilişim Vadisi” ve “Teknopark İstanbul” gibi inşaat süreçleri devam eden bazı projeler şehir merkezinin dışında yer alsa da, Türkiye’deki teknoloji gelişim bölgelerinin çoğunluğu şehrin merkezindeki üniversite yerleşkeleri içinde yer alıyor. Ancak şunu söyleyebiliriz ki, gelecekte şehir merkezleri dışında faaliyet gösterecek olan teknoloji parkları güçlü perakende, yeme-içme, eğlence, otel ve konut bileşenlerine sahip olduğu sürece, çalışanları bu merkezlere çekmenin önünde herhangi bir engel olmayacaktır.