Skip Ribbon Commands
Skip to main content

Haberler

Istanbul

Karşınızda Yeni Dünya Şehirleri!

Sadece arabalar, asansörler ve jetler değil hızlanan; yaşadığımız şehirler de gittikçe hızlanarak yeni bir ‘şehir yarışması’ çağına adım atıyor. Geçmişin katı ‘büyük şehirler’ hiyerarşisi kırılıyor. Ölçeği fark etmeksizin artık her şehir, bir dünya şehri.


Bu gelişmelere paralel olarak ticari gayrimenkullerin de coğrafyası değişiyor; varlık yönetiminde yeni uygulamalara gidiliyor, yeni fırsatlar oluşuyor. JLL ve ‘The Business of Cities’ tarafından hazırlanan kapsamlı Yeni Dünya Şehirleri raporunda global arenaya katılarak birer dünya şehri olan kentleri ticari, altyapı, insan kaynağı gibi farklı açılardan değerlendirdik. Yeni kategoriler altında değerlendirdiğimiz dünya kentlerini, araştırma sürecinde trendler, karşılaşılan zorluklar ve gayrimenkul uygulamaları konularına odaklanarak 3 farklı başlık altında derledik.

1) Sabit Dünya Şehirleri

Bu kategoride bulunan şehirlerin ortak özellikleri olarak global ve rekabetçi yapılarının yanı sıra kalifiye insan gücüne sahip olmaları ve firmalar tarafından en yoğun yatırım yapılan bölgeler olmaları sıralanıyor. Sabit dünya şehirleri arasında göze çarpan 6 şehir var, ‘Big Six’ olarak bilinen bu şehirler; Londra, New York, Paris, Tokyo, Hong Kong ve Singapur. Diğer dünya şehirlerine kıyasla çok fazla rekabet avantajı bulunduran bu şehirler aslında Seul, Toronto, Sydney ve uzun vadede Şangay gibi talep fazlasına odaklanan geçit şehirlerine karşı savunmasız durumdalar.

Sabit dünya şehirleri gayrimenkul yatırımlarını bölgelerine çekme konusunda lider konumdalar. Bu yüzden de bağımsız varlık fonlarının, enstitülerin ve büyük öz sermayeye sahip kişilerin tüm dünyadaki yatırımlarının beşte biri ‘Big Six’ bölgesinde yer alıyor. Sabit dünya şehirlerinin, mevcut rekabet üstünlüklerini sürdürebilmek için cesur kentsel dönüşüm projelerini uygulamaya koymaları ve geri dönüştürülen şehir alanlarına ekonomik canlılığı taşımaları gerekiyor. Paris’te geçtiğimiz yıllarda oluşturulan ve sıklıkla gündeme gelen ‘Grand Paris’ projesi kentsel dönüşüm ataklarından bir tanesi... Kalabalıklaşan nüfus ve artan ticari faaliyetler ile şehir sınırlarına sığmakta zorluk yaşan Paris’teki bu kapsamlı kentsel dönüşüm planı sadece ticari ve konut alanlarının geliştirilmesiyle ilgili değil, hava kirliliği ve ulaşım gibi uzun vadeli konulara da çözüm üreten bir proje.  

2) Gelişen Dünya Şehirleri

Uluslararası firmalar için yatırım ve ticaret alanında birer geçiş kapısı olan orta ölçekli ekonomiye sahip gelişen ülkeler aynı zamanda politika ve iş dünyasının da başkentleri konumundalar. İstanbul, Şangay, Pekin ve Sao Paulo en fazla tanınan gelişen dünya şehirleri listesinde yer alıyor, gelecekte ise kuşkusuz birer dünya şehri olacaklar. Ekonomik şartların gelişime açık olmasının yanı sıra doğru uygulamaları da hayata geçirmeleri sebebiyle son sürat büyümeye devam eden şehirler de mevcut. Jakarta, Manila ve Sao Paulo gibi şehirler ana rekabet koşullarında kayda değer gelişimler sergilerken, Dhaka gibi şehirler global değişimin hızına yetişmekte sıkıntı yaşıyor.  

Diğer yandan düzenli şehirleşmeyi desteklemek için Şangay, Meksiko ve İstanbul’daki etkileyici karma kullanımlı yapı projelerinin sayısının hızla arttığı gözlemleniyor. Modern şehirler için birer sembol haline gelen karma kullanımlı projeler, içlerinde geniş ölçekli konut, ofis, perakende, otel ve hatta bazı durumlarda marina bulunduruyor. 

Gelişen dünya şehirleri büyüdükçe, gayrimenkul ve yatırım piyasasının önemi de artıyor. Gayrimenkul yatırımları, ‘eşsiz’, ‘refah seviyesi yüksek’ mekan kavramlarının oluşmasına ve şehir karakterinin gelişmesine yardımcı oluyor. Doğal şartların zorlu olduğu bu şehirlerde sürdürülebilir şehir modellerinin oluşturulması ancak ve ancak doğru ve bilinçli gayrimenkul yapılandırmalarından geçiyor.  

3) Yeni Dünya Şehirleri

Küçük ve orta ölçekli kentler olan yeni dünya şehirleri ise muntazam yapıları ve yüksek refah seviyeleri ile özelleşmiş global piyasalara hitap ediyor. 

• Brisbane, Melbourne ve Boston bu kategorinin akla gelen ilk örnekleri ve yeni dünya şehirlerinin tüm özelliklerini barındırıyorlar. 

• Farklı bir alanda ise Tel Aviv, Münih ve Viyana inovasyon ve araştırma özelliklerine odaklanarak kentsel gelişimi sağlıyor.

• Barselona, Berlin, Miami ve Cape Town, turistik bir merkez olarak eğlence ve kültürel gelişimleriyle farklılık yaratıyor. 

• Yüksek yaşam kalitesi ve sürdürülebilir projeleriyle ünlü Viyana, Auckland, Vancouver ve Kopenhag, bu sayede bağımsız sermaye yatırımlarını, firmaları ve yetenekli insan gücünü cezbediyor.

Yeni dünya şehirleri genellikle 1980 ile 2000 yılları arasında dünyaya gelen Y jenerasyonu tarafından tercih ediliyor ve sözkonusu nüfus demografik özellikleri dolayısıyla, geleneksel gayrimenkuller yerine modernize, karakter sahibi ve canlı karma yapıları tercih ediyor. 

Gayrimenkuller, yeni dünya şehirlerinde bulunan firmalar, eğitim kurumları ve toplum arasında bir ittifak oluşumunda mühim bir göreve sahip. Bu gayrimenkuller genellikle enerji verimliliği konusunda üst seviye teçhizata sahip akıllı binalardan oluşuyor. Yeni dünya şehirleri bu özellikleri ile yatırım yapacakları bölgede refah seviyesini, sürdürülebilirliği ve teknolojik gelişimi göz önünde bulunduran yatırımcıların ilgisini çekiyor.

Son olarak: Karma Toplumlar ve Geçiş Sürecindekiler

Aslında farklı kültürleri ve özellikleri ile birçok şehir karma toplum olarak kabul ediliyor. Singapur barındırdığı çeşitli iş modellerinden dolayı bir sabit dünya şehri olarak değerlendirilse de özellikli piyasalardaki faaliyetleri ile refah seviyesi yüksek bir yeni dünya şehri özelliği gösteriyor. Aynı şekilde Güney Kore’nin başkenti Seul,  gelişen dünya şehirlerinin barındırdığı çeşitlilik ve altyapıya sahip. Ancak diğer özellikleri sayesinde klasik bir kurulu dünya şehri olarak değerlendiriliyor. Santiago ve Dubai de birer gelişen dünya şehri olarak yatırım merkezi konumundalar. Teknoloji ve bilim alanlarında gerçekleştirdikleri güçlü çalışmalar ile de birer yeni dünya şehri sayılıyorlar. 

Dünya şehirlerini değerlendirdiğimiz 3 geniş kategori bu çerçevede değişiklik gösterebiliyor. Şehirler büyüdükçe yeni varlıklar kazanıyor ve gayrimenkul sektöründe yeni fırsatlar yaratarak farklı rekabetçi piyasalara girebiliyor. Ortaya çıkan bu gelişim döngüsü sonucunda dünya şehirleri kentsel dönüşüm sürecini tamamlayarak başarıya ulaşabiliyor. 

Ayrıntılı rapora linke tıklayarak ulaşabilirsiniz​